• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli : 20 °C
  • İstanbul : 21 °C
  • Sakarya : 20 °C

“İkinci Kurtuluş Savaşı”na hazırlıklı olalım!

M.Tanzer Ünal

İçim daralıyor…

Ruhum sıkılıyor…

Boğazım boğum boğum…

Sanırım sizler de aynı duygular içindesinizdir.

***

Türkiye, yıllar yılı hep “Ortadoğu bataklığı”ndan uzak durmayı başarmıştı.

Sonra…

Sonra emperyalist ülkeler BOP’u (Büyük Ortadoğu Projesi) hazırladılar, baktılar Türkiye “bataklık”tan uzak duruyor, “bataklık”ı Türkiye’ye getirdiler.

Şimdi Türkiye de artık Irak ve Suriye ile aynı eksende.

Dünya kamuoyu artık ülkemizi “bataklık coğrafyası”nda görüyor.

***

Yaşadıklarımızı, salt “terör olayları” olarak kabul etmeyin.

Onun çok ötesinde…

Bölgemizde bir “paylaşım savaşı” yaşanıyor, ülkemiz de maalesef “paylaşılacak ülkeler”, yani “sınırı değiştirilecek ülkeler” arasında.

Bunun artık gizlenecek, saklanacak, üstü örtülecek tarafı kalmadı.

Bu defa paylaşım tek kutuplu değil, çift kutuplu.

ABD’nin yanı sıra Rusya da işin içinde.

Rusya; Çin ve İran ile ittifak halinde.

ABD de Avrupa Birliği ülkeleriyle ittifak yapıyor.

Irak, Amerika’ya bırakıldı…

Suriye ise Rusya’nın oldu.

Suriye artık “Rusya’nın bölgedeki İsrail’i”…

Bu nedenle Rusya, Suriye’nin belirli bölgelerini sürekli bombalayarak “boşaltma” yapıyor.

İstemediği halkları, Türkiye’ye postalıyor.

Bütün bu kargaşadan en kârlı çıkan devlet İran oldu.

ABD ile arasını düzeltti, Rusya’nın da “sağ kolu”…

 

Ya Türkiye’nin durumu?

Maalesef, üzülerek, içim kan ağlayarak söylüyorum, emperyalist ülkelerin ülkemizle ilgili düşünceleri iç açıcı değil.

100 yıl önce, Ermenileri ve Kürtleri kullanarak Osmanlı’yı parçaladılar, şimdi de Türkiye’yi parçalama gayretindeler.

Bakmayın siz her terör olayından sonra “taziye mesajları”  yayınlamalarına.

Gerçek duyguları değil, hepsi yapay!

Laf olsun diye…

Adet yerini bulsun, ayıp olmasın diye…

Bölgemizde ne kadar terör örgütü varsa; PKK, PYD, IŞİD, El Kaide, El Nusra, ÖSO, Al-Faruk, Al-Thid, Al-Fatah, Al-İslam, Al-Şam, Peygamberin Zürriyeti Bölükleri, İslami Cephe, bunların hepsi emperyalist devletlerin emrindedir.

Onlar tarafından kurulmuş, onlar tarafından beslenmektedir.

Görevleri; bölgede kargaşa çıkarıp, bazı ülkeleri “paylaşılacak kıvama” getirmek ve emperyalist devletlerin bu ülkelere müdahale etmesine haklı zemin hazırlamaktır.

Yaşadığımız terör olaylarının zemininde bu vardır.

Yaşadıklarımız, bir etnik grubun silahlı mücadelesi değildir.

PKK “yerli” değil, “ABD kökenli”dir.

 

Ülkemizi ne hale getirdiler bir bakar mısınız?

Eskiden, doğu ve güneydoğu sınırlarımız güvenliydi.

Tek tük kaçakçılık olayları dışında bir şey yaşanmazdı.

Bizim kadar komşularımız da sınırlarına sahip çıkarlardı.

Ya şimdi?

“Yolgeçen hanı”!

“Resmi sınır”ımız dursa bile, “fiili sınır” ortadan kalktı.

Kim olduklarını bilmediğimiz 3 milyon Suriyeli topraklarımızda.

Kilis’te, Kilisliden çok Suriyeli yaşıyor.

Aralarında kaç terörist, kaç ajan, kaç adi suçlu var, bilen yok.

Hepsi aramızda.

***

Ya cascavlak, dımdızlak ortada kalmamıza ne demeli?

“Komşularımızla sıfır sorun” diye ortaya çıktılar, kör dış politikaları sayesinde ülkemizi “komşusuz”, “dostsuz” bıraktılar.

*ABD, Avrupa Birliği ve NATO yanımızda değil.

*Rusya karşımızda ve sürekli onurumuzla oynuyor.

*İran da bizi komşuluktan sildi.

*Irak ve Suriye, çoktandır süper güçlerin güdümünde.

*Mısır’la ve İsrail’le de kavgalıyız.

*Yunanistan ve Bulgaristan’ı geç.

Kim var yanımızda?

Bizimkilere sorarsan, Suudi Arabistan ve Katar yanımızda.

Gülünç, Suudi Arabistan ve Katar, ABD’nin haberi ve izni olmadan şuradan şuraya adım atamazlar.

İspatını geçenlerde yaşadık…

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde, tüm daimi ve geçici üyeler, Türkiye’nin PYD’ye top atışını durdurması çağırısı yaptı.

İstisnasız hepsi…

Aralarında Suudi Arabistan da var.

Şunu hâlâ anlayabilmiş değiliz…

Birleşmiş Milletler olsun, NATO olsun, Afrika Birliği olsun, İslam Ülkeleri Birliği olsun, bunların hepsi ABD’nin emrindedir.

ABD ve diğer emperyalist ülkelerin çıkarlarına hizmet eder.

ABD’nin istemediği bir karar, bu kuruluşların kurullarından çıkmaz.

Şimdiye kadar tek bir “aykırı karar” alınmamıştır.

 

Tamam, birlik ve beraberlik içinde olalım da…

Her terör saldırısından sonra, devletimizi yönetenler “birlik ve beraberlik” çağırısı yaparlar.

Artık kanıksadığımız, klasik bir davranış!

Yine her olaydan sonra klişeleşmiş demeçler verirler.

Gazeteler, hep aynı başlıkları atar.

“Hain saldırı!”

“Alçaklar!”

“Terörü lanetliyoruz!”

“Terörü kınıyoruz!”

“Şimdi birlik ve beraberlik zamanı!”

“Lanet olsun!”

 İyi de, saldırının hain olmayanı, terörün lanetlenmeyeni olur mu?

Biz, her terör olayından sonra en sert demeçleri veriyoruz, en sert manşetleri atıyoruz, sonra da “görevimizi yaptığımızı, terörle mücadele ettiğimizi sanarak” köşeye çekiliyoruz.

Bir sonraki terör saldırısında yine aynı demeçler, yine aynı manşetler!

Sonuç?

Değişen bir şey yok!

Bu arada “sen az kınadın, ben çok kınadım” tartışmaları da ayyuka çıkıyor.

”Birlik ve beraberlik” çağrısı yapanlar, bu milleti 14 yıldır ayrıştıra ayrıştıra bu hale getirdiklerini hatırlamıyorlar bile.

Onlara sorarsanız, ülkemizin bugünkü vahim durumunun sorumlusu kendileri değil, muhalefet!  

 

Sanırım tekrar ikinci bir “kurtuluş savaşı” vermek durumunda kalacağız

Şimdi bu söz, bazılarınıza “uçuk” gelebilir.

Değil!

Durumumuz çok ciddi.

Emperyalist ülkeler, Sevr’in intikamını almak için hazırladıkları planı uyguluyorlar.

Önce ülkemizde bu hedeflerine uygun “siyasi iklim” yarattılar, sonra da adım adım ilerlediler.

Yaşadığımız olaylar, “tesadüfen yaşadığımız olaylar” değil.

Hepsi, yıllar önce yazılmış bir senaryonun parçaları.

Milleti uyuttular, tepkisiz hale getirdiler…

Devletimizi borçlandırarak kendilerine bağımlı kıldılar…

Şimdi istedikleri gibi, adeta kedinin fareyle oynadığı gibi, bizimle oynuyorlar.

Bu girdaptan kolay sıyrılabileceğimizi sanmıyorum.

İkinci bir kurtuluş savaşı yaşayacağız, başka çare yok!

***

Önceki akşam Ankara’da, dün Diyarbakır’da yaşadığımız terör olaylarından sonra bu duygularımı sizlerle paylaşmak istedim.

Bu yazı toplam 2365 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim