• BIST 98.314
  • Altın 143,598
  • Dolar 3,5661
  • Euro 3,9852
  • Kocaeli : 21 °C
  • İstanbul : 22 °C
  • Sakarya : 21 °C

İktidar; hırsızların değil, hırsızları yakalayan polislerin peşinde!

M.Tanzer Ünal

 

                                                  

Devranın dönmeye devam edeceği, işin bu noktaya geleceği belliydi.

Sen misin, 17 Aralık operasyonunu yapan!

Sen misin, 25 Aralık operasyonunu yapan!

Anlarsın Hanya’yı Konya’yı!

Başbakan, günlerdir söylemiyor muydu zaten.

“İnlerine gireceğiz” diye…

İki-üç gün önce sinyalini de vermişti:

“Şimdi yargı süreci başlıyor. Sulh Ceza hâkimleri bu süreci götürecek…”

Görüyor musunuz, ne kadar demokratik bir ülke olduğumuzu?

“Yargı”nın ne yapacağını, “yürütme” söylüyor.

Ve “yürütme” söyledi, “yargı” gereğini yaptı.

Çoğu 17-25 Aralık operasyonunu yürüten 115 emniyet görevlisi, önceki gün sahur saatlerinde evlerinden alındı, “ters kelepçe” ile emniyet müdürlüğüne götürüldü.

Böylece “güçlülerin hukuku” işlemeye başladı.

                                                               ******

Bu operasyonu nasıl okumak lazım?

Bu operasyon…

*Her şeyden önce bir “algı” operasyonudur. Kamuoyunda, “asıl suçlular 17-25 Aralık operasyonlarında yakalananlar değil, onları yakalayan polisler” algısı yaratmak için…

*”Gözdağı verme” operasyonudur. “Bizim hırsızlıklarımızı sorgulamak sizin haddinize değildir. Yolsuzluk ve rüşvet işini kurcalamayın” demek için…

*”Korkutma” operasyonudur. “Daha ileri giderseniz, sizin için iyi olmaz. Ayağınızı denk alın” mesajını vermek için…

Bu operasyon aynı zamanda “itibarsızlaştırma” operasyonudur.

Emniyet görevlilerini evlerinden aldılar, çoluk çocuğunun ve komşularının gözü önünde ellerini arkadan kelepçelediler.

 

 

Kim bu polisler?

                                               *********

Onlara “haşhaşi” dediler…

Onlara “paralelci” dediler…

Onlara “cemaatçi” dediler…

Bizzat Başbakan Erdoğan’ın taktığı “lâkaplar” bunlar!

İyi de bugünün “haşhaşi polisleri” bir zamanlar Erdoğan’ın “gururu” idi.

Örneğin, Birinci Sınıf Emniyet Müdürü Murat Çetiner’e bizzat Başbakan “üstün hizmet ödülü” vermişti.

Şimdi o müdür, “paralelci” olmaktan gözaltında.

Zamanında alkış tuttukları, takdirname verdikleri polislere önceki gün kelepçe taktılar.

Ne yapmış bu polisler?

İddialar şöyle:

*Yasa dışı dinleme…

*Haberleşme özgürlüğünü ihlal…

*Delil ve suç uydurma…

*Soruşturmanın gizliliğini ihlal…

 

 

İyi de, siz söylediniz onlar yaptı

                                               ********

Sevgili okurlarım, AKP iktidarı kurnazca toplumda şu algıyı yaratıyor:

“Bizden önce Türkiye çok kötü yönetiliyordu, ülkemizde paralel devlet vardı, biz geldik Türkiye’yi çok iyi yönetmeye başladık. Gördüğünüz gibi paralelcileri temizliyoruz…”

Allah’tan korkun!

12 yıldır bu ülkenin sorumlusu sizsiniz.

Olup bitenden de siz sorumlusunuz.

“Haşhaşi” varsa da sorumlusu sizsiniz…

“Paralel devlet” varsa da, sorumlu siz…

                                                                              *******

Diyelim ki…

Varsayalım ki…

Gözaltına aldığınız o polisler “paralelci”…

Onları göreve getiren kim?

Siz…

Onlara geçmişteki Ergenekon, Balyoz ve benzer operasyonları yaptıran kim?

Siz…

Eğer yasal olmayan işlem yaptırıldıysa (ki yaptırıldı) bunların emrini veren kim?

Siz…

AKP, hiçbir yere kıpırdayamaz.

İktidar olduğu dönemin sorumlusudur.

“Ben yapmadım, o yaptı…”

Var mı sorumluluktan kaçmak!

 

 

Polisler emir almadan görev yapabilir mi?

                                               *******            

AKP Hükümeti, ateşi eliyle tutmuyordu.

Maşa kullanıyordu…

Kendine göre “akıllı” davranıyor, başkalarını “saf” sanıyordu.

Generallerin, amirallerin, yazarların, gazetecilerin, akademisyenlerin eline kelepçe mi takılacak, daha sonra “paralelci” diye nitelendirdiği gruba emir verdi, hepsini içeri tıktırdı.

Balyoz, Ergenekon, Askeri Casusluk davalarından Silivri’ye gönderilenleri hatırlayın!

Evet, insanların hayatlarını kararttılar, ama kendi inisiyatifleriyle değil, ülkeyi yönetenlerin talimatıyla.

Ordu komutanlarına, general ve amirallere, seçkin subaylara, bilim insanlarına, yazarlara yıllarca kan kusturdular.

Bütün bu olaylar olup biterken iktidardakiler ne diyordu?

“Türkiye bağırsaklarını temizliyor…”

Başbakan Erdoğan’ın keyfi nasıldı?

“Zil takıp oynama” noktasında…

“Ben Ergenekon davasının savcısıyım” diye kasım kasım kasılıyordu.

Zevkten dört köşeydi…

Binlerce düzmece belge hazırlanmış, telefonlar dinlenmiş, ahlak, hukuk, adalet yok edilmişti.

“Savcı” talimat verdi, “polisler” gereğini yaptı.

 

 

Devran döndü, polisleri kullananların foyaları ortaya çıktı

                                                               ******

Bir söz vardır, “Sen ne yaparsan, sana da yaparlar…”

İktidar, şerefli Türk Ordusu’na kendi tabiriyle kumpas kurdurdu.

İktidar tarafından kullanılan polisler, baktılar ki, bu kargaşa içinde birileri malı götürüyor, ettikleri “polis yemini” gereği, gereğini yaptılar ve suçluların peşine düştüler.

Ve bildiğiniz 17-25 Aralık operasyonları…

Vay sen misin bana bunu yapan!

İş çığırından çıktı.

O polisleri kullanırken iyi, oklar kendine dönünce o polisler tu kaka!

“Darbeci” bunlar!

Bir zamanlar, iktidarın yönlendirmesiyle “darbeci” diyerek masum insanları hapse atanlar, bu defa AKP nezdinde “darbeci” oluverdiler.

AKP’nin işine yaradığı günlerde o polisler “kahraman”dı…

AKP’nin işine yaramayınca “darbeci” oldu.

Normal yaşamda da böyle değil mi?

AKP’li isen, AKP’nin yağcısı ve yalakası isen, senden iyisi yok…

AKP karşıtı isen vay haline!

 

 

Hırsızı yakalayana, kelepçe!

                                                               ********

Önceki gün yapılan operasyonun anlamı bu!

Hırsızlar serbest, hırsızı yakalayanlar tutsak!

Polis olarak “küçük hırsızları” yakalayabilirsin, ama “büyük hırsızları” rahatsız dahi etmen yasak!

Şimdi sormak istiyorum…

*Ayakkabı kutularına 5 milyon doları bu polisler mi koydu?

*Bakan oğlunun evine paraları, para kasalarını, para sayma makinelerini bu polisler mi yerleştirdi?

*Üç bakan neden istifa etmek zorunda kaldı, bir bakan neden azledildi?

*Rıza Zarrab, rüşvetleri bu polislerin talimatıyla mı dağıttı?

 

 

Şu tesadüfe bakın!

                                               ********

Evet, şu tesadüfe bakın ki, 17 Aralık’ta suçüstü yakalanan Rıza Zarrab’ı serbest bırakan yargıç, yeni düzenleme içinde özel yetkili “Sulh Ceza hâkimi” oluvermiş.

Yine tesadüfe bakın ki, önceki gün, 115 polisin gözaltına alınması kararının altında da aynı yargıcın imzası var.

Ne demişti Başbakan Erdoğan?

“Sulh Ceza mahkemeleri, gereğini yapacak”.

Gereği yapıldı.

                                                               ******

Gazetelerde okuyorsunuzdur…

Rıza Zarrab, şarkıcı eşi ve arkadaşlarıyla tatilde.

Lüks yatında çekilmiş görüntüleri her gün gazeteleri süslüyor.

Öyle sanıyorum, önceki gün, kendisine operasyon düzenleyen polislerin gözaltına alındığı haberini duyunca epey keyiflenmiştir.

Kim bilir, Ramazan mamazan demeyip keyiften şampanya bile patlatmıştır.

Bence hakkı…

İyi tatiller Rıza!

Bir insana bu kadar güzel “tatil hediyesi” olamaz!

İktidarın bu kıyağını unutma ha!

Biliyorum…

Operasyondan sonra bakanlıkları elden giden o dört isim de, polis operasyonundan çok mutlu olmuştur.

Hatta “Etme bulma dünyası” diye kahkaha bile atmışlardır.

Bence…

Paralelci polislerin ellerine kelepçe vurulmasından memnun olanlar, gazetelere ortak bir “teşekkür ilanı” versinler.

En iyisi bu!

 

 

Devran dönmeye devam ediyor, bakalım ne olacak?

                                               ********

Devran döndü…

İktidar, “paralelci polisler” e operasyon yaptırdı.

Devran döndü…

Paralelci polisler, görevleri gereği bazı büyük siyasetçi ve bürokratlara operasyon yaptı.

Devran döndü…

O “büyük siyasetçiler”, o“paralelci polisler” e operasyon yaptı.

Devran durmuyor, dönmeye devam ediyor…

Bakalım daha neler göreceğiz?

Ben şunu bilirim, şunu söylerim:

Suç işleyenlerin “hesap”tan kurtuluşları olmaz.

Gün gelecek, tüm suç işleyenler hesap verecek!

Makamı, mevkii ne olursa olsun!

  

    

Bu yazı toplam 1311 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
ali veli
24 Temmuz 2014 Perşembe 13:26
13:26
Çok güzel açıklamışsınız fakat değişen bir şey olmaz AKP'ye oy veren arkadaşlar kör olmuşlar.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim