• BIST 106.843
  • Altın 142,580
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Kocaeli : 22 °C
  • İstanbul : 25 °C
  • Sakarya : 24 °C

İlahiyatlardan Hareketle (3)…

Banu Gürer

Devam ediyoruz…

İlahiyatların “teoloji yapmak” ve “bilimsellik” üzerinden dindarlıklarının sorgulanmasına yönelik tartışmaların haklılık veya haksızlıklarında kalmıştık, değil mi?

Bu konuda çok detaya girmeden ve doğrudan kanaatimi ifade etmek istiyorum:

İlahiyatlar açısından din ve bilim yan yana geldiğinde ortaya çıkan temel kargaşanın altında her iki alana dair bilginin birlikte hayata nasıl aktarılacağının yeterli derecede bilinmemesi problemi yer almaktadır.

Yani her iki alana dair bilginin birbirini nasıl desteklediği ve bu desteğin hayata nasıl yansıtılacağı hususunda yeterli “bilginin” ve daha da önemlisi sağlıklı bir “bakış açısının” bulunmaması meselenin temel nedenidir.

Bu konuda bilim dili ile din dilinin uyumsuzluğu bir gerekçe olarak ortaya konulur…

Evet, uyumsuz olan noktalar var elbette…

Zira bugün bilim ve din dediğimizde, daha önce ifade ettiğim “bütüncül bakış açısından” bahsetmek söz konusu olmadığı gibi, iki alanın birbiriyle temasından “vebadan kaçar gibi” kaçmak genel eğilim haline gelmiş durumda.

Üstelik bu durum sadece Batı açısından böyle değil.

Farklı gerekçelerle de olsa İslam coğrafyasının genel temayülünü de ben bu şekilde görüyorum.

Hatta bana göre Batı artık bu noktada farklı ve alternatif bakış açılarına kayarken biz hala direnç gösteriyoruz.

Bu direncin altında ise bilimin de yanılma payının olduğu, dolayısıyla dini hakikatlerin bilimsel açıdan açıklanmasının hatalı dini bilgi üretimine sebep olacağı endişesi yatıyor kanaatimce.

Haksız bir endişe değil bu.

Ancak yine daha önce değindiğim gibi bunun yolu bilimsel bilgi üretimine dahil olmaktan geçer, bu alandan kaçmaktan değil.

Aksi halde dil ve hata ihtimaline dayalı bilgi üretimi sıkıntısı hep söz konusu olacaktır.

Bu sıkıntılara rağmen din ve bilimin birbirine tehdit oluşturacak alanlar olarak görülmesine karşı çıkıyor ve ekliyorum:

Bir öğrenci aldığı dini ve bilimsel bilginin hayatta karşılığının ne olduğunu anlamıyorsa, başka bir ifadeyle öğrendiğini uygulayamıyor veya güncelleyemiyorsa, ister dini ister bilimsel olsun aldığı ilim ona fayda vermez.

Ve kendisine faydası olmayanın başkasına da faydası olmaz.

Hassaten din alanında hizmet vermeyi düşünenler için bu durum daha da önemlidir.

Zira gerçek dindarlığın önündeki en büyük engellerden biridir.

Bu nedenle ilahiyatlar söz konusu olduğunda birini diğerine tercih etmek yerine her iki alana dair bilginin sağlıklı biçimde hayata geçirilmesi üzerinde yoğunlaşılmalı.

Bunu sağlayabilmek açısından da bilginin güncellenmesi üzerinde durulmalı.

Nasıl mı?

Ve mümkün mü?

Örneklerle ele alacağız…

Bu yazı toplam 1054 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim