• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kocaeli : 15 °C
  • İstanbul : 12 °C
  • Sakarya : 15 °C

İlim tahsili (2)

Mehmet Sönmezoğlu

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) de kendisinden ilim öğrenmeye gelen kimselere “Merhaba, ilim yolcusu!” diye iltifatlarda bulunmuş  (R. Sâlihîn Terc. Erkam Yay. C. I, Sh. 159), ilim sahiplerinin üstünlüğünü ve faziletini ise şu sözlerle ifade buyurmuştur: “İlim sahibinin âbidten (ibadet edenden) üstünlüğü, ayın diğer yıldızlardan üstünlüğü gibidir…” (Buharî, İlm, 10; Tirmizî, İlm, 19)

 

İnsanı Allah’a yaklaştıran her davranış, hayır olarak kabul edilir. Hayır da insanı cennete götürür. Hayrın en üstünü ise ilim ile meşgul olmaktır. Çünkü kâmil iman ve salih ameller ancak ilimle bilinir ve en doğru şekilde yerine getirilir. Allah Resûlü (s.a.s.), “Mü’min, cennete girinceye kadar hiçbir hayra doymaz” (Tirmizî, İlim 19) sözleriyle mü’minleri her hayrın anahtarı olan ilimle meşgul olmaya teşvik etmiştir.

 

Hz. Peygamber (s.a.s.) bir hadis-i şerifinde, “Dünya ve onun içinde olan şeyler değersizdir. Sadece Allah’ı zikretmek ve O’na yaklaştıran şeylerle, ilim öğreten âlim ve öğrenmek isteyen öğrenci bundan müstesnadır” (Tirmizî, Zühd, 14) buyurmuştur. Hz. Peygamber (s.a.s.) bu ifadeleriyle ilmin üstünlüğüne, insan için hayırlı bir meşguliyet olduğuna işaret etmiştir. Dolayısıyla ilim öğretenler üstün vasıflı insanlar olduğu gibi ilim tahsil eden öğrenciler de aynı şekilde seçkin kimselerdir. Çünkü onlarda ileride hem öğrendikleriyle amel edecekler, hem de başkalarına ilim öğreteceklerdir.

 

İlim öğrenmek cennete girme sebebidir. Nitekim Allah Resûlü (s.a.s.) ilim tahsili ile meşgul olan ilim sevdalılarına bu konuda müjdelerde bulunmuştur: “Bir kimse, ilim elde etmek arzusuyla bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır. Muhakkak melekler yaptığından hoşnut oldukları için ilim öğrenmek isteyen kimsenin üzerine kanatlarını gererler…” (Ebu Davûd, İlim, 1; Tirmizî, İlim, 19) Aynı hadisin devamında Efendimiz (s.a.s.), “Şüphesiz ki âlimler, peygamberlerin vârisleridir. Peygamberler altın ve gümüşü miras bırakmazlar; sadece ilmi miras bırakırlar. O mirası alan kimse, bol nasip ve kısmet almış olur” buyurarak ilim sahiplerinin bol nimetlere nail olacaklarını haber vermiştir. Hadiste ayrıca ilim sahiplerinin peygamberlerin varisleri oldukları belirtilerek, onların diğer insanlar arasındaki değerleri ve faziletleri vurgulanmıştır. Âlimlerin peygamberlere varis olmalarının sebebi, peygamberlerin insanlara tebliğ ettikleri ilâhî prensipleri öğrenip insanlara öğretmeleridir.  

 

Başka bir hadiste ise ilim yolcuları hakkında; “İlim tahsil etmek için yolculuğa çıkan kimse, evine dönünceye kadar Allah yolundadır” (Tirmizî, İlim, 2) buyurmuştur. İlim tahsili için yola çıkmanın faziletinden bahseden bu hadis-i şerif,  Allah yolunda cihada çıkan kimseye evine dönünceye kadar her adım için sevap yazıldığı gibi, ilim tahsili için yola çıkana da evine dönünceye kadar aynı şekilde sevap yazılacağına delil teşkil etmektedir. Bu müjdeleyici ayet ve hadisler Müslümanları ilim öğrenmeye ve bu uğurda hiçbir fedakârlıktan çekinmemeye teşvik etmiştir.

 

İlim tahsilinde niyet ve gaye önemlidir. İbadetlerde olduğu gibi ilim tahsilinde de ihlas ve samimi niyet her şeyden önce gelir. Bir hadis-i şerifte şöyle buyrulur: “Kim kendisinde Allah’ın rızası aranan bir ilmi sadece dünyalığa sahip olmak için öğrenirse, o kimse kıyamet gününde cennetin kokusunu bile duyamaz.” (Ebu Davûd, İlim, 12)

 

Bir başka hadiste ise gösteriş için ilim tahsil eden kimsenin acıklı akıbeti haber verilmektedir. Hadisin başında kıyamet günü hesabı ilk görülecek üç kişinin (şehit, ilim erbabı ve servet sahibi) huzura getirilip hesaba çekileceğinden bahsedilir. Bunlardan ilki olan şehidin hesabı görüldükten sonra ilim sahibi kişi huzura getirilir ve hesaba çekilir. Hadisin devamı şöyledir: “Allah ona verdiği nimetleri hatırlatır. O da hatırlar ve itiraf eder. Ona:

- Peki, bu nimetlere karşılık ne yaptın? diye sorar.

- İlim öğrendim, öğrettim ve senin rızan için Kur’an okudum, cevabını verir.

- Yalan söylüyorsun. Sen “âlim” desinler diye ilim öğrendin, “ne güzel okuyor” desinler diye Kur’an okudun. Bunlar da senin hakkında söylendi, buyurur. Sonra emrolunur o kişi yüzüstü cehenneme atılır…” (Bkz. Müslim, İmâre, 152) Bu hadis-i şerifler bize, kaynağı Kur’an ve Sünnet olan dinî ilimlerin, sırf Allah rızası için öğrenilmesi ve öğretilmesi gerektiğine işaret etmektedir.

 

Bir insanın ilim tahsilindeki gayesi ve hedefi, bu geçici dünyanın sınırlı ve gelip geçici olan nimetlerini, maddî zenginliklerini elde etmek olmamalıdır. İlim tahsili insana bu tür kazançlar da sağlamaktadır. Diğer taraftan toplumsal hayatın devamı için çeşitli meslek erbabına ihtiyaç duyulduğu da bir gerçektir. Ancak insanın ilim tahsilindeki niyeti bunlarla sınırlı kalmaması, halis bir niyet taşıması, mesela insanlara faydalı olmak suretiyle Allah Teâlâ’nın rızasını kazanmak gibi ulvî gayeler gütmesi gerekir.

NOT: Haftaya devam edecek.

Bu yazı toplam 578 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim