• BIST 106.711
  • Altın 143,514
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387
  • Kocaeli : 15 °C
  • İstanbul : 26 °C
  • Sakarya : 15 °C

İlmin zekatı

Banu Gürer

İslam’ın en temel esaslarından biridir zekat.

Paylaşmayı, duyarlılığı ve sorumluluğu ifade etmenin en güzel biçimlerinden biridir.

Paylaşmadır, çünkü kazandığınızdan, elinizdekinden verirsiniz…

Ve karşılıksız olarak verirsiniz.

Daha doğrusu karşılığını sadece Allah’tan (C.C.) bekleyerek verirsiniz…

Duyarlılıktır zira insanların ihtiyaçlarının farkına varırsınız ve vereceğiniz kişiyi buna göre belirlersiniz…

Sorumluluktur çünkü malınızda ihtiyaç sahiplerinin hakkı bulunduğu bilinciyle ihtiyaç sahiplerinin durumlarını gözetmeniz gerekir…

Tüm bu sürecin neticesinde ise kazandığınız sevabın yanında maddi olarak da malınız temizlenir ve bereketlenir.

Yani kazancınız hem maddi hem de manevidir.

Ve biz zekatı genellikle maldan verilen çeşidi ile biliriz.

Halbuki zekat sadece mal ile sınırlı değildir.

Mesela ilim de zekata tabidir.

Ve aynı malın bereketinde olduğu gibi ilmin bereketi de zekatının ödenmesiyle artar.

Nasıl mı?

İlmin zekatı, insanın bildiğiyle amel etmesi ve bildiğini insanlarla paylaşmasıdır.

Yani bir Müslüman yitik malı olan ilmi elde ettiği zaman, hele ki alim mesabesine ulaştığı zaman, üzerine düşen ilk şey onunla amel etmesi, yani bizzat uygulamasıdır.

İnsan bizzat uyguladığı şeyi unutmaz.

Bu durum ilmin en büyük illetlerinden biri olan “unutmayı” bertaraf eder.

Onu karakterinin ve ahlakının bir parçası haline getirir.

Böylece sözü ve davranışı uyumlu olur.

Bu durum ise kişinin sahasında iyi bir örnek olması, saygı kazanması anlamına gelir.

Kişinin hayatına fayda katan ilmini başkalarıyla paylaşması ile ilmin zekatı tamamlanır.

Ancak bu paylaşım da karşılığını sadece Allah’tan (C.C.) beklemek suretiyle yapılmalıdır.

İnsanların sıkıntılarına ve ihtiyaçlarına karşı duyarlı olarak ve bunların giderilmesine yönelik sorumluluk bilinciyle yerine getirilmelidir.

Dolayısıyla mesela menfaat üzerine doğru bilginin verilmesinden uzak durulması gibi bir vebale girmek ilminin zekatını ödemek isteyen bir alim için söz konusu olamaz!

Toplumda iyi gitmeyen şeylere karşı sessiz kalarak “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” mantığıyla toplumsal meselelerin çözümüne kafa yormamak da öyle!...

Ve böylesi bir bilinçle kafa yoran alimin üretmesi kaçınılmaz olacağı gibi böyle alimlerden oluşan toplumların ilim hayatı da bereketli olur.

Ki ilmi gelişme de böyle meydana gelmiyor mu?

Alimler toplum üzerinde böyle etkili olmuyor mu?

İlme ve alime olan saygı bu şekilde inşa edilmiyor mu?

Yeni nesillere ilim aşkı böyle aşılanmıyor mu?

Şimdi bu tablodan hareketle ve kendi nefsimi de hesaba katarak sık sorduğum bir soruyu tekrar sormak isterim:

Zekatımıza ne kadar sadakat gösteriyoruz?!

(Cevap anahtarı için: İlmi bereketimize ve alimlerimizin konumuna bakınız…)

Bu yazı toplam 1011 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim