• BIST 107.206
  • Altın 143,247
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • Kocaeli : 21 °C
  • İstanbul : 27 °C
  • Sakarya : 21 °C

İnsan değeri bilmek

Fikret Gökmen

“Bütün Dünya” dergisinde zaman, zaman ilginç konular işlenmektedir. Beğendiğim bir yazıyı bu hafta sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bilgeler diyarı Hindistan’da bir bilge, yıllarca yanında yetiştirdiği çırağını sınamak istemişti. Eline bir pırlanta verdi sonra da aynen uygulamasını istediği şu sözleri söyledi:
“Al bunu, çarşıyı dolaş ve birkaç esnafa göster, satmak istediğini söyle” dedi. “Her birine, bu taş için ne kadar para vereceğini sor, fakat hiçbirine satma. En sonra bir kuyumcuya göster ve bir de ona sor, kaç para vereceğini… Fakat sakın ona da satma. Vereceği fiyatı öğren yalnızca, bana gel…”
Yetişmekte olan çocuk önce bir bakkal dükkanına girdi ve elindeki taşı satmak istediğini söyledi. Bakkal taşı eline aldı, evirdi, çevirdi ve bir boncuğa benzettiği pırlantayı oğlu için almaya karar verdi: “Benim işime yaramaz ama oğlum bununla misket oynayabilir” dedi. “Bir lira veririm sana.”
Çocuk teşekkür etti, bakkalın yanından ayrıldı, bir manifaturacıya gitti. O da parlak bir taşa benzettiği mücevhere en fazla beş lira verebileceğini söyledi.
Çocuk üçüncü olarak bir semerciye gitti, elindeki pırlantayı bir de ona gösterdi ve kaç lira vereceğini sordu. Semerci pırlantaya dikkatlice baktı: “Bu cam parçası, benim semerlere iyi bir süs olur” dedi. “Bundan ‘kaş’ dediğimiz süsler yaparım. Sana da ancak, on lira veririm.”
Çocuk son olarak bir kuyumcuya gitti, pırlantayı ona da gösterdi. Kuyumcu mücevheri görünce bir anda yerinde fırladı ve çocuğun konuşmasını beklemeden heyecanla sordu:
“Bu denli pırlantayı nereden buldun, çocuğum?” dedi. “Satıyorsan, kaç lira istiyorsun buna?”
Çocuk bir fiyat söylemedi, kaç lira verebileceğini sordu kuyumcuya. Kuyumcu aynı heyecanla konuştu:
“Ne kadar istiyorsan, ne istiyorsan onu veririm, yavrum” dedi.
Çocuk, taşı satmak istemediğini, yalnızca değerini öğrenmek istediğini bir kez daha söyledi. Ve elini kuyumcuya uzatarak, taşı geri almak istedi.
Kuyumcu, pırlantayı tuttuğu elini geri çekti ve çocuğa yalvarmaya başladı:
“Ne olursun bunu bana sat, yavrum” dedi. “Dükkanımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim sana. Yeter ki sat bunu bana.”
Çocuk taşın kendisinin olmadığını ve yalnızca değerini öğrenmek için getirdiğini söyledi. Sonra da kuyumcunun sürekli yalvarmalarına karşın taşı geri aldı, hocası bilge kişinin yanına döndü.
“Önce esnafa gösterdim, sonra da kuyumcuya gittim, bir de ona gösterdim” dedi.
Bilge tüm bu deneyimden çırağının ne ders aldığını merak ediyordu: “Şimdi söyle bakalım” dedi. “Ne öğrendin, ne anladın sana verilen yanıtlardan?” Çırak, bilgenin tam da beklediği karşılığı verdi:
“Şunu anladım, Hocam” dedi “Bir şey ancak, onun değerini bilenin gözünde ve yanında değerlidir.”
Bilge, “Aferin sana” diyerek çırağının alnından öptü ve ona asıl dersini verdi: “İnsanlar da böyledir, işte” dedi. “Değerini bilmeyen kişilerin gözünde bir pırlantanın taş sanılması gibi, nefes aldığı her anda bir işkencedir gerçek değere, değer bilmeyenlerin elinde ve ülkesinde …”

Bu yazı toplam 1464 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim