• BIST 89.848
  • Altın 145,269
  • Dolar 3,6231
  • Euro 3,9157
  • Kocaeli : 11 °C
  • İstanbul : 10 °C
  • Sakarya : 13 °C

İnsanlar mayışık, piyasalar geberik!

M.Tanzer Ünal

Başımızdaki belalar yetmezmiş gibi, şimdi başımıza bir de “sıcak” belası çıktı.

Neymiş, son 45 yılın en sıcak günlerini yaşayacakmışız.

Bu gördüğümüz sıcaklar daha bir şey değilmiş.

Bölgemizde sıcaklık 40-46 derece arasında değişecekmiş.

Allah göstermeye!

Millet, zaten olup biten olaylara bir anlam veremediği için uyuştu, şimdi harlı sıcakları görünce iyice mayışacak.

***

“Mayışmak” halini bilirsiniz…

Sadece insanlara özgü bir “durum” da değildir.

Bu aktiviteyi en başarılı yapan canlı, kedidir.

Kediler, çok iyi mayışırlar…

Başını biraz okşayın, sırtını biraz kaşıyın, bırakırlar kendini.

Hele öküzler…

Anadolu insanı bilir, öküzler ise tarandıkça mayışır.

Peki, insanları mayıştıran nedir?

Aşırı sıcaklardır…

Çok yemektir…

Cinsel zevktir…

Gevşeyiverir, hamur gibi olur.

“Rehavet denizinde boğulacak” hale gelir.

 

Zaman, mayışmak zamanı mı?

Etrafımı gözlüyorum…

Şuna kanaat getirdim.

Zaman, mayışmak zamanı olmasa bile…

Ekonomik ve siyasi şartlar, mayışmaya fırsat vermeyecek kadar ağır görünse de, bizim insanımızın yapısı böyle, sıcaklar bastırınca mayışıveriyor.

“Fazla yemek” de, mayışmayı hızlandırıyor.

İğne batırsan fayda etmiyor.

Çuvaldızı bile nafile!

Türkiye öylesine siyasi ve ekonomik sıkıntılar geçiriyor ki, kesinlikle mayışmamamız lazım, ama mayışıyoruz.

Teröristler, her gün asker ve polisimizi öldürüyormuş, umurumuzda değil!

Piyasaların durgunluğu ve sıklıkla yaşanmaya başlanan ticari iflaslar da…

 

Piyasaların “geberik” durumu…

Hiç, alışveriş yaparken esnafla konuşuyor musunuz?

Halini hatırını, iş durumunu soruyor musunuz?

Ya tarım ve sanayi üretimi yapanların hali…

Bugün özellikle Anadolu piyasası “geberik” durumda!

Yaprak kımıldamıyor…

Ne alan var, ne satan.

Üretim yavaşladı.

Üretimin yavaşlaması, ekonomik büyümenin durması demektir.

Gelir kaynaklarının kuruması, demektir.

İş imkânlarının daralması, demektir.

Fakirlik fukaralık, demektir.

Üretim neden yavaşladı?

İç talep küçüldü…

Yılbaşından bu yana ihracat artışı geriledi.

İç ve dış talep olmayınca da üretim artmadı, azaldı.

Kimse depoda tutmak için üretim yapmaz ki!

***

Tarımda üretici tam bir çıkmazda!

Kâr etmediği için üretmiyor.

Sebze de, meyve de, et de…

Gıda maddeleri, tüketiciye giderek daha yüksek fiyattan ulaşıyor.

Üretici de mutsuz, tüketici de…

Siz son yıllarda doğru dürüst bir sanayi yatırımı yapıldığını duydunuz, gördünüz mü?

Sanayide talep küçülünce yatırım, üretim yapılamaz oldu.

Bütün bunlar sistemsizlikten!

Ne üretim, ne pazarlama, ne de tüketim politikamız var.

Herkes kendi kafasına göre üretim yapıyor, ürettiğini değer fiyata satamayınca da yaptığı işten soğuyor.

 

Piyasa neden “geberik”?

Piyasa geberik, çünkü piyasayı canlı tutan “alt ve orta gelir grubu” nun harcayacak parası kalmadı.

Borçlanma limitleri doldu.

Anlayacağınız, borçlanarak da para harcayamıyorlar.

Bu gelir grubunda herkes önündeki dört beş yılı yedi.

Halk, bankaların kıskacında!

Halk, kredi kartı taksitlerini, ihtiyaç kredisi taksitlerini ödeyemiyor.

Borcunu ödeyemeyenlerin sayısı her geçen yıl, her geçen ay daha da artıyor.

Pek çok aile borca batık durumda!

AKP iktidarının insanları aşırı tüketime yöneltmesi, aileleri perişan etti.

Bakın elimde bununla ilgili bir veri var…

2002 yılında, yani AKP’nin iktidara geldiği yıl, ailelerin borçları finansal varlıklarının yüzde 4. 9’u kadar bir büyüklük oluşturuyormuş.

Bu oran bugün ne kadar dersiniz?

2013 yılı sonunda bu oran yüzde 52. 9’a yükselmiş.

Mart 2015’te ise yüzde 48. 2’ye inmiş.

Yani bugün aileler, finansal varlıklarının yüzde 48. 2’si kadar borçlu durumdalar.

İnanılmaz bir oran!

Ailelerin borçlanma oranları AKP iktidarı döneminde yüzde 4. 9’dan yüzde 48. 2’ye yükselmiş.

Bu, kısaca “aileler iflas etmiş” demek!

Size bir iki rakam daha vereyim…

2002’de ailelerin finansal borçlarının milli gelire oranı yüzde 1.9 idi.

Bugün bu oran yüzde 23!    

Dahası var mı?

 

Halk, bankalara ne kadar faiz ödemiş?

Hani siyasilerin bitmez tükenmez “Benim vatandaşım…” söylemi vardır ya, işte o siyasiler vatandaşlarının haline dönüp bakıyorlar mı acaba?

Şimdi sizinle paylaşacağım rakamlar Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun verileri…

Resmi rakamlar diyor ki, Mart 2015 sonu itibariyle son bir yılda, bankalardan toplam 11 milyon 137 bin kişi kredi kullanmış.

Kredi kullananların yüzde 27.4’ünün aylık geliri “1000 liraya kadar”mış.

Yüzde 27.3’ünün aylık geliri ise 1000-2000 TL. arasında imiş.

Toplarsak ne olur?

Bankalardan tüketici kredisi alan vatandaşların yüzde 54.7’sini aylık geliri 2 bin lirayı aşmayanlar meydana getiriyor.

Yani vatandaş geçinemiyor, kredi kartına yükleniyor veya sürekli tüketici kredisi kullanıyor.

Oldu olacak bir rakam daha vereyim…

Vatandaş bu kadar kredi kullanıyor da, acaba bankalara ne kadar “faiz” ödüyor?

Vatandaşlar, 2008 yılında, tüketici kredisi ve kredi kartı borçları faizi olarak bankalara 16 milyar lira ödemiş.

2014 yılında vatandaşın bankalara ödediği toplam faiz miktarı ise 37. 4 milyar lira.

Şu artışa bir bakın!

Bu yılın sadece ilk üç ayında, ocak-mart döneminde, vatandaşların bankalara ödediği toplam faiz 17. 2 milyar lira.

Son 7.5 yılda, Mayıs-2008’den Mart-2015’e kadar olan dönemde vatandaşların bankalara ödediği faiz tutarı ne kadardır dersiniz?

Tam 198 milyar lira!

Yani eski parayla 198 katrilyon lira!

Şimdi kim “faizci”, kim değil anladınız değil mi?

Sadece tüccarın, sadece sanayicinin faiz kıskacında olduğunu sanmayın.

Aylık 1000, aylık 2000 lira geliri olan vatandaşlar da faiz kıskacında.

İşte bankalara ödedikleri faiz paralarını kuruşu kuruşuna yazdım.

Bankalardan kredi çekme imkânı olmayan vatandaşların “tefeci- kuyumcular” ın eline düştüğünü ve iliklerine kadar sömürüldüklerini de bu arada unutmayın!

 

Özetlersek…

Üreticinin de, tüketicinin de…

Tüccarın da, sanayicinin de…

İşçinin de, memurun da…

Az gelirlinin de, orta gelirlinin de…

Durumu perişan!

İşte sizlere rakamlarla anlatmaya çalıştım.

Herkes gırtlağına kadar borç içinde.

Şu anda ekonomimiz, “üst gelir grubu” nun lüks otomobil talebine ve lüks kışlık- yazlık konut talebine dayalı olarak yürüyor.

Ama nereye kadar?

***

Böyle bunaltıcı sıcaklarda…

Böyle herkesin “mayışma moduna” girdiği günlerde…

Böyle can sıkıcı, ciddi konulara girdiğim için beni bağışlayın!

Bu yazı toplam 969 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Mustafa kaya
05 Ağustos 2015 Çarşamba 13:02
13:02
Tanzer beye, katılıyorum,
Son derece doğru bir tespit.
İlker Özben
03 Ağustos 2015 Pazartesi 17:42
17:42
Son derece doğru tespitler.
Ama bunları yazmak ne kadar fayda sağlıyor?
Baksanıza son seçim sonuçlarına. Alternatif ekonomik model öneren muhalif siyasi partiler ne kadar oy alabildiler.
Bir tuhaflık var ama ben bir türlü anlayamıyorum.
Bir sonraki köşe yazınızda bu konuya açıklık getirebilirseniz mutlu olurum.
Sevgilerimle
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim