• BIST 107.041
  • Altın 143,530
  • Dolar 3,5635
  • Euro 4,1526
  • Kocaeli : 20 °C
  • İstanbul : 28 °C
  • Sakarya : 20 °C

“İşçi” mi, yoksa “patron” mu daha çok vergi ödüyor?

M.Tanzer Ünal

Haydi söyleyin bakalım, hangisi daha fazla?

Hemen kafadan diyeceksiniz ki, “Patron”!

Eee, adı üstünde…

Patron…

*Daha çok kazanır…

*Daha iyi evlerde oturur…

*Daha lüks arabalara biner…

*Daha iyi giysiler giyer…

*Daha iyi şeyler yer…

*Daha çok vergi öder…

Genel algı böyle!

 

***

 

Çok kazanmalarına, iyi evlerde oturmalarına, lüks arabalara binmelerine, daha iyi giyinip daha iyi şeyler yemelerine bir şey demiyorum.

Çünkü “patronluk” zor zanaat!

Hele bizim gibi ülkelerde…

Risk alacaksın, başı- kıçı belli olmayan kuralsız bir dünyada mücadele vereceksin.

Bunun sonunda sıfırlamak da var.

Ülkemizde yeni kurulan şirketlerin yüzde 73’ünün ilk üç yılın sonunda kapanması da bundan.

Ticaret yapmak, üretim yapmak, velhasıl patron olmak; bir “kültür” işi!

Ailede bir kültür var mı?

Yok…

Toplumda o kültür var mı?

Yok…

Devlette o kültür var mı?

Yok…

Daha 1960, 1965’lere kadar “köylü toplumu” idik.

“Ziraat toplumu” na dahi geçiş yapamamıştık.

Birdenbire “göç” başlatıldı.

Kentlere göç…

Başta Almanya olmak üzere yurt dışına göç…

Tarlasını, bahçesini, hayvanını bırakan kentlere akın etti.

Türk insanı için yeni bir “yaşam tarzı” başlamıştı.

Başını gözünü yara yara “ticaret” yapmak…

Başını gözünü yara yara “üretim” yapmak…

Veya her ikisini de yapamıyorsa, yapma gayreti içinde olanların yanında “ücretli” çalışmak.

Bu nedenle ticaretimiz de, üretimimiz de “kısır”!

Hani “eti ne budu ne” derler ya, aynen öyle bir ülkeyiz.

“Ticaret yapıyormuş” ve “üretim yapıyormuş” gibi bir görüntümüz var.

 Sadece görüntü…

Son yıllarda bunlardan da uzaklaştık.

Ekonomimiz, “rant ekonomisi” ne, “borç ekonomisi” ne dönüştü.

Çalışmadan, üretmeden yaşar hale geldik.

Ve en acısı da, böyle yaşamayı “marifet” sayar olduk.

İş dünyamız böylesine “güdük” kalınca, çalışma dünyamız da buna uydu.

 

İşçi-patron ve vergi muhabbetine geri dönersek…

Vergi rekortmenleri listesi açıklandığında, toplumda şöyle bir algı oluşuyor.

Listede adı geçenler ve diğer mükellefler vergi ödüyor, toplumun diğer bireyleri ödemiyor…

Yok böyle bir şey!

Devletin eli, herkesin cebinde!

Hiçbir işte çalışmayan vatandaş dahi, alışveriş yaparken KDV ve ÖTV olarak vergi ödüyor.

Ya ücretliler… İşçisi, memuru?

Onlar vergilerini en düzenli ödeyenler…

Beyana filan tabi değiller, vergileri her ayın başında trak diye bordrolarından kesiliyor.

İşte bu nedenle…

Patron tanımlamasını “ödenen vergi” açısından değerlendirirsek, Türkiye’de “patron” çok!

Kendi işinin sahibi de patron…

İşçi de patron…

Memur da patron…

Hatta işçi ve memurlar, ödedikleri vergi yönünden “patrondan daha patron”!

 

Patronlar ne vergi ödüyor?

Rakamları çok severim.

Hele bu rakamlar çarpıtılmamış, doğru rakamlarsa…

Şimdi sizlerle paylaşacağım rakamlar Maliye Bakanlığı’nın.

Ülkemizin bütün gelişmelere rağmen en bozulmamış, en ciddi kurumlarından biri…

Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı;  geçenlerde gelir vergisi, kurumlar vergisi ve gayrimenkul sermaye iradı (kira geliri) vergini açıkladı ya, bu açıklamalar ülkemizdeki “vergi çarpıklığı” nı bir kez daha gözler önüne serdi.

İşçilerin de vergi ödemede “patronlar kadar patron” olduğunu ortaya koydu.

Büyük büyük müteahhitlerin, ünlü mü ünlü futbolcuların, kanal kanal dolaşan sanatçıların, eşek yüküyle para kazandığını bildiğimiz avukat, doktor, mimar ve mühendislerin neden listede bulunmadıklarını bir tarafa bırakalım, listeye girenlerin ne vergi ödediklerine bakalım!

Maliye Bakanlığı açıkladı…

“Ülkemizde bu yıl 1 milyon 856 bin gelir vergisi mükellefi var. Bunlara toplam 9 milyar 559 milyon lira vergi tahakkuk ettirildi.”

Vergi tutarını mükellef sayısına bölün!

Ne çıktı?

5 bin 148 lira…

Gelir vergisine tabi “patron” dediğimiz kesimin, kişi başı yıllık ödediği vergi ortalaması bu kadar.

Bu patronlar arasında kimler mi var?

*Şirketlerden “temettü” veya “kar payı” alanlar…

*Bankalarda büyük parası olan tasarruf sahipleri…

*Çok kazanan sanatçılar…

*Milyon dolarlık transfer yapan futbolcular…

*Avukatlar…

*Doktorlar…

Hepsi… Hepsi…

Ortalama yılda 5 bin 148 lira vergi ödüyorlar.

Kira geliri (gayrimenkul sermaye iradı) vergisinde ise mükellef başına ödenen vergi ortalaması daha düşük!

2 bin 935 lira…

Hani herkesin dilinde olan kira zenginlerinin yılda ödedikleri ortalama vergi bu kadar!

 

Ücretliler ne kadar vergi ödüyor?

“Patron” diye tabir edilen mükelleflerin ödedikleri yıllık ortalama vergileri gördünüz…

5 bin 148 lira…

2 bin 935 lira…

Peki, ücretliler (işçi memur) yılda acaba ne kadar vergi ödüyor?

Bir iki örnek vereyim…

*Brüt maaşı 1.500, net maaşı 1.058 lira olan bir ücretli yılda toplam 2. 460 lira vergi ödüyor.

*Brüt maaşı 2.500, net maaşı 1.731 lira olanlar yılda 4.500 lira vergi veriyor.

*Brüt maaşı 2.820, net maaşı 1.946 lira olanlar ise yılda devlete 5.153 lira vergi ödemesi yapıyor.

Gördüğünüz gibi…

Ödedikleri vergi yönünden değerlendirirsek, işçiler de “patron”!

İşçiler de, patronların ödedikleri ortalama vergi kadar, devlete vergi veriyor.

Ne dersiniz, bu rakamlar ülkemizdeki “vergi çarpıklığı” nı ortaya koymuyor mu?

Bu yazı toplam 1421 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim