• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • Kocaeli : 5 °C
  • İstanbul : 6 °C
  • Sakarya : 5 °C

İslam ülkeleri hayal dünyasında yaşıyor… Bakın neden?

M.Tanzer Ünal

Sevgili okurlarım, İslam İşbirliği Teşkilatı 13.Zirvesi İstanbul’da yapıldı.
Teşkilata üye 57 ülkeden 56’sının temsilcileri bir araya geldiler, konuştular, dağıldılar.
Toplantıya Suriye katılmadı.
Bu toplantı vesilesiyle sizlere “İslam âleminin dünyadaki konumu”nu anlatmak istiyorum.
Birleşmiş Milletler’e üye 192 ülke var.
Bunlardan 57’si İslam ülkesi…
Bunlar…
Nüfusunun yarıdan fazlası Müslüman olan ülkeler…
Ya da…
İslam dininin resmi din olarak kabul edildiği ülkeler…
İsimlerini de vereyim.
Endonezya, Pakistan, Bangladeş, Nijerya, Mısır, Türkiye, İran, Sudan, Fas, Cezayir, Afganistan, Uganda, Özbekistan, Suudi Arabistan, Irak, Malezya, Yemen, Mozambik, Suriye, Fildişi Sahili, Kamerun, Kazakistan, Burkina Faso, Nijer, Senegal, Mali, Tunus, Çad, Gine, Somali, Azerbaycan, Benin, Tacikistan, Sierra Leone, Ürdün, Libya, Togo, Kırgızistan, Türkmenistan, Lübnan, Filistin, Arnavutluk, Moritanya, Umman, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Gambiya, Gine-Bissau, Gabon, Katar, Guyana, Bahreyn, Komorlar, Cibuti, Surinam, Brunei, Maldivler.      
Küçüklü büyüklü ülkeler…
Nüfusu Endonezya gibi 250 milyon olan da var, Maldivler gibi 350 bin olan da…
Müslüman ülkelerin toplam nüfusu, 1 milyar 600 milyon civarında.
Dünya nüfusunu 7 milyar olarak kabul edersek, bu nüfusun 1 milyar 600 milyonu Müslüman.


İstanbul’da toplandılar, ne yaptılar?

Toplantının ayrıntısına girecek değilim.
*Yine “Müslüman kardeşliği” vurgusunu ön planda tutmaya çalıştılar…
*”İslam ümmeti” için siyasi platform arayışına devam ettiler…
*”İslami yakınlaşma”ya ilişkin ortak bildiri yayınlamaya çalıştılar, beceremediler.
*”İslam polisi” kurulmasını prensip olarak kabul ettiler.
*”Ortak Kızılay” organizasyonu konusunda görüş birliğine vardılar.
*20 ülke hariç, diğer ülkelerin teşkilata yıllık aidat borcunu ödemediği anlaşıldı.
*Türkiye teşkilata 2 milyon dolar bağışladı, “Başka bağış yapacak ülke var mı?” diye soruldu, kimse parmak kaldırmadı.
Özetle, toplantı yapıldı mı, yapıldı…
Aile fotoğrafı çekildi mi, çekildi…
Dağıldılar.
“İşbirliği” de lafta kaldı… 
“Müslüman kardeşliği” de lafta kaldı…
“İslam ümmeti” arayışı da lafta kaldı…
Ruh yoktu, birlik beraberlik yoktu!


“Müslüman kardeşliği” olabilir mi?

“Müslüman kardeşliği” ifadesi bizde de çok kullanılır.

Özellikle AKP döneminde herkesin dilinde!
Peki, Müslüman kardeşliği, İslami dayanışma, İslam işbirliği şimdiye kadar hiç mümkün olabilmiş mi?
İslam tarihine şöyle bir bakın, güç ve iktidar mücadelesi söz konusu olduğunda en büyük cinayetler bizde işlenmiş.
Güç ve iktidar uğruna oğlunu, kardeşini öldürten padişahlar bizden çıkmamış mı?
Dün böyleydi de bugün farklı mı?
Bakın çevrenize, bakın dünyaya, “Müslüman kardeşliği” diye bir şey var mı?
Irak’ta, Suriye’de, Libya’da, Yemen’de birbirlerini boğazlayanlar Müslüman değil mi?
Türkiye’de “Müslümanlar kardeştir” demek mümkün mü?
Bugün ülkemizde, “Müslüman kardeşliği”nin bayraktarlığını yapanlar, halkımızı “bizden olanlar” ve “bizden olmayanlar” diye ikiye bölmedi mi?
Kendilerinden olmayanlara en büyük zulmü yapmıyorlar mı?
Müslüman kardeşliğinden söz ediyoruz da, Suudi Arabistan ile İran bir araya gelebiliyor mu?
Türkiye ile Mısır, Türkiye ile Suriye bir masa etrafına oturabiliyor mu?
İşte İstanbul’daki zirvede, Mısır temsilcisi geldi, elindeki bildiriyi okudu, dönem başkanlığını Türkiye’ye devretti, aile fotoğrafına bile girmeden çekti gitti.
Böyle “Müslüman kardeşliği” mi olur?
Geçelim bunları!
Ülkelerin, çıkarları vardır…
Ülkelerin, hedefleri vardır…
Ülkeler, çıkar ve hedeflerinin peşinden koşar.
Çıkarları ve hedefleri çakışıyorsa, çakışıyordur.
Salt “aynı dinden oldukları için” bir araya gelmezler.
İslam işbirliği…
Müslüman kardeşliği…
Bunların hepsi hikâyedir.
Hikâye olduğunu da “tarihte” ve “günümüzde” görüyoruz.
İslam işbirliğine ve Müslüman kardeşliğine örnek olabilecek tek bir olay gösterebilir misiniz?
Güya Müslüman kardeşimiz olan Araplar, en zor günlerimizde bizi satıp Hıristiyan âlemi ile işbirliği yapmadılar mı?
Bu nedenle, İslam işbirliğiymiş, Müslüman kardeşliğiymiş, geçin bunları!
Hayal dünyasında yaşıyoruz…
Dini, inanışı insanlarımıza bırakalım; devletimizin ve milletimizin çıkarlarını “İslam işbirliği”nde değil, bilimde, üretimde, çalışmakta arayalım.
Gerisi safsata!


Müslüman ülkeler, neden “zengin toprakların fakir köylüleri”?

Sevgili okurlarım, bugün İslam ülkelerinde yaşayanların büyük kısmı açlık ve sefalet içinde.

Yine dünyanın neresinde savaş varsa, dünyanın neresinde kan ve gözyaşı varsa, savaşın olduğu, kan ve gözyaşının olduğu ülkeler, Müslüman ülkeler…
Öldüren de Müslüman, ölen de Müslüman!
İyi de İslam ülkelerindeki bu açlık ve sefalet neden?
Petrol, İslam ülkelerinde…
Doğalgaz, İslam ülkelerinde…
Altın ve diğer değerli madenler, İslam ülkelerinde…
Yani günümüzde bir ülkenin zenginleşmesini sağlayabilecek yer altı kaynakları İslam ülkelerinde!
Birkaç örnek vereyim…
*Dünya petrol rezervinin üçte ikisi Basra bölgesinde.
*Suudi Arabistan’ın tespit edilmiş 262 milyar varil petrol rezervi var. Bu miktar, dünya petrolünün yüzde 25. 4’ü demek.
*Dünya petrol rezervinin yüzde 11’i Irak’ta, yüzde 9.6’sı Birleşik Arap Emirlikleri’nde, yüzde 9.2’si Kuveyt’te, yüzde 8. 6’sı ise İran’da.
Gördüğünüz gibi, hepsi Müslüman ülkeler…
Daha bitmedi, bir de Kafkasya ve Orta Asya ülkelerine bakalım.
*Kazakistan’da tespit edilmiş petrol rezervi 17. 6 milyar varil. Bu ülkede ayrıca 58-83 trilyon metreküp de doğalgaz olduğu tahmin ediliyor.
*Türkmenistan’daki doğalgaz rezervinin ise 98-155 trilyon metreküp olduğu hesaplanıyor.
*Ayrıca Moğolistan, Özbekistan ve Kırgızistan’ın altın üretiminde önde gelen ülkelerden olduğu da biliniyor.
Söylemek istediğim şu:
İslam ülkeleri, sahip oldukları yeraltı zenginliklerine orantılı olarak zengin değil.
Batı, tükettiği petrolün yarısını İslam coğrafyasından satın alıyor.
Ancak Batı’nın petrole ödediği para, petrol üreten ülkelerdeki halkın refahına harcanmıyor.
İslam coğrafyasındaki halkın geçim durumu şöyle:
*Halkın yüzde 86’sının yıllık geliri 2000 doların altında.
*Yüzde 76’sının geliri 1000 doların altında.
*Yüzde 67’sinin geliri 500 doların altında.
Gördüğünüz gibi…
İslam coğrafyasında yaşayan vatandaşların geliri, İslam ülkelerinin imkânlarıyla taban tabana zıt!
İşte bu nedenle, bu coğrafyada yaşayanlar için “zengin toprakların fakir köylüleri” ifadesini kullandım.


İyi de “petrol paraları” kimlerin cebine akıyor?

Bu sorunun cevabını vermek için önce şu soruları soralım.

*İslam ülkeleri, neden fakir?
*İslam ülkeleri, neden varlık içinde yokluk çekiyorlar?
*Müslümanların büyük kısmı neden açlık ve sefalet içinde?
Soruları cevaplamadan önce, “Hıristiyan Coğrafyası”nın 2.Dünya Savaşı’ndan sonra takındığı tutuma bakalım.
2.Dünya Savaşı’ndan sonra, emperyalist ülkeler kendi aralarında bir karar aldı.
“Bundan sonra kendi aramızda ve kendi topraklarımızda savaşmayacağız…”
Bu ne demek?
Şu demek…
“Savaşlar bundan sonra Müslüman coğrafyasında olacak, aralarına fitne fesat sokacağız, Müslüman’ı Müslüman’a öldürteceğiz…”
Yapıyorlar mı?
Yapıyorlar…
Siz son yıllarda Hıristiyan iki ülkenin savaştığını duydunuz mu?
Hıristiyan bir ülkede savaş çıktığına tanık oldunuz mu?
Hıristiyan, Hıristiyan’ı katlediyor mu?
Savaş da bizim topraklarımızda…
Ölen de bizden, öldüren de bizden…
Biz ağlıyoruz, biz üzülüyoruz, biz sürünüyoruz…
Neden?
Neden İslam ülkeleri fakir?
Neden İslam ülkelerini yönetenler basiretsiz?
İslam ülkeleri fakir, çünkü emperyalist ülkeler, Müslüman ülkelerin tüm zenginliklerini sömürüyorlar.
Müslüman ülkelerin sömürülmesine neden izin veriliyor?
İzin veriliyor, çünkü Müslüman ülkelerin yöneticileri, genellikle emperyalist ülkelerin işbirlikçileri.
Emperyalist ülkeler, Müslüman ülkeler üzerinde, yıllar sonra yine “haçlı seferi oyunları”nı oynuyorlar. 
Milliyetçilik, kavimcilik, ırkçılık, mezhepçilik ateşini yaktılar, İslam ülkelerini tarumar ettiler, ediyorlar.
Kendi menfaatlerini, Hıristiyan dünyasının menfaatlerini korumak için, İslam dünyasını ateşe verdiler.
Bölgelerde tamamen kendilerine bağlı terör örgütleri kurdular, önce kargaşa çıkartıyorlar, sonra iç savaş başlatıyorlar.
Ve arkasından barış ve demokrasi getirmek için ülkeleri işgal ediyorlar.
Olup biten bu!
Hem İslam ülkelerinin yeraltı zenginliklerini ele geçiriyorlar, hem de bu ülkelere silah satıyorlar.
İşte Türkiye de Müslüman bir ülke ve bizim başımızdan da onlarca yıldır “emperyalizmin tokmağı” eksik olmuyor.
Kürt isyanları…
Ermeni saldırıları…
PKK belası…
Mezhep kışkırtmaları…
İpler, emperyalist ülkelerin elinde!


Bu böyle devam edip gidecek mi?

Müslüman ülkeler, emperyalist devletlerin kendilerine kurduğu tuzağı göremeyecek kadar eğitimsiz, kültürsüz ve basiretsiz.

*Eğitime önem verip cahillikten kurtulamazsak…
*Bilgi ve bilimi yaşamımızda ön planda tutmazsak…
*Seçtiğimiz yöneticilerin, emperyalist devletlerle işbirliği yapmalarını engelleyemezsek…
 *Müslümanlığı doğru anlayıp uygulayamazsak…
*Aklımızı başımıza alıp zenginliklerimizi koruyamazsak…
*Uyanık davranıp bize kurulan oyunu bozmazsak…
Hıristiyan emperyalist devletlerin, Müslüman ülkeleri sömürmesi devam edecektir.
Zengin ülkeler, senin zenginliklerini de ceplerine indirmeyi sürdürecektir.
***
Sevgili okurlarım, İstanbul’da toplanan İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi’ni fırsat bilerek görüşlerimi sizlerle paylaştım.
Bir rakam verip yazımı sonlandırıyorum…
Tüm Müslüman ülkelerin gayri safi milli hâsılalarının toplamı, 3 trilyon doların altında.
Almanya ise tek başına 3. 3 trilyon dolarlık gayri safi milli hâsılaya sahip
Anlayacağınız, ekonomi yönünden düşünürsek, 57 ülkenin ekonomisi bir Almanya ekonomisi etmiyor.
Müslüman ülkelerin durumu bu kadar vahim!
   

Bu yazı toplam 2213 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim