• BIST 90.182
  • Altın 147,216
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • Kocaeli : 0 °C
  • İstanbul : 10 °C
  • Sakarya : 0 °C

İslam’da kadının değeri

Mehmet Sönmezoğlu

Kâinatı yoktan var eden Yüce Rabbimiz, ilk önce insanlığın atası olan Hz. Âdem (a.s.)’i, daha sonra da Havva anamızı yaratmıştır. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de “Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” (Rûm, 30/21) buyrulmuştur.

Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyuruyor: “Bana dünyadan kadın ve güzel koku sevdirildi. Namaz, gözümün nuru kılındı.” (Müslim, Talâk, 31, 34) İncelik, nezaket ve zarafet abidesi olan Allah Rasûlü (s.a.s.), bu hadis-i şerifinde bu üç nezih unsuru bir arada zikrederek insanlığa bir nezahet, edeb ve görgü dersi vermektedir. Zira kadın ailenin, güzel koku zarafetin, namaz kulluğun temel taşıdır. Ortaçağda şeytan olarak nitelenen, uğursuzluk ve utanç vesilesi sayılan, aşağılanan, horlanan ve ticarî bir meta gibi alınıp satılan kadın hakkında, “Bana dünyadan kadın sevdirildi” diyebilmek, son derece medenî bir bakış açısıdır.

Sayısız özellikleri yanında “en mükemmel eş” ve “dört kız çocuk babası” olan Allah Resûlü, “İçinizde hanımlarına karşı en hayırlı olanınız, en güzel davrananız benim” (İbn Mâce, Nikâh 50) buyurarak aile hayatında kendisini örnek almamız gerektiğine işaret etmiştir. Kur’an-ı Kerim, Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in hanımlarına sevgi ve hoşgörüyle davrandığı ve onları hoşnut etmeye çalıştığını bildirmiştir. (Tahrîm, 66/1) Hz. Peygamber (s.a.s.), mübarek sözleri ve eşsiz uygulamalarıyla daima bizlere örnek olmuş ve “Sizin en hayırlınız, hanımına en iyi davrananızdır” (Müslim, Birr, 149) buyurmuştur.
Hz. Peygamber (s.a.s.)’e ilk inanan ve O’na en büyük desteği veren Hz. Hatice (r.anha) validemiz olmuştur. Aynı zamanda İslam’ın ilk şehidi de bir kadın (Hz. Sümeyye) dır. Kur’an-ı Kerim’de “Nisâ” (Kadınlar) isimli uzun bir sure olduğu gibi, ayrıca “Meryem” diye Hz. İsa (a.s.)’nın annesine atfedilen bir sure daha vardır. Bunlardan başka Nûr, Ahzâb, Mümtehine, Tahrîm ve Talâk” sureleri de kadınlarla ilgili çeşitli konuları içine almaktadır. Bunlar yüce dinimizin kadına verdiği üstün değeri göstermektedir.
İslam Dini’nin kadına tanıdığı hakların önemini daha iyi kavrayabilmek için İslam’dan önceki toplumlardaki kadının durumu çok iyi değerlendirilmelidir. Kadının insan olup olmadığının, ruhunun bulunup bulunmadığının tartışıldığı, sürekli hor görülüp aşağılandığı bir dönemde, yüce dinimiz İslam kadının da hakları olduğunu beyan etmiş ve kadına gereken değeri vermiştir. Kur’an-ı Kerim’de “Birisine bir kız çocuğu müjdelenirse, üzüntüsünden yüzü simsiyah kesilir...” (Nahl, 16/58 ) buyrularak cahiliye döneminin kadına bakışı anlatılmıştır. “Allah dilediğine kız, dilediğine erkek, dilediğine ikisini birden verir…” (Şûrâ, 42/49) buyrulmak suretiyle de her iki cins arasında fark olmadığı açıkça belirtilmiştir.

Hz. Peygamber (s.a.s.) Efendimiz de şu hadis-i şerifleriyle kız çocuklarının bakımı ve terbiyesi için her türlü fedakârlıkta bulunan anne ve babaların kazanacakları mükâfatı şöyle haber vermiştir: “Kim, (iki veya üç) kız çocuğunu erginlik çağına erişinceye kadar besleyip büyütürse, kıyamet gününde -iki parmağını birleştirerek- onunla şöylece beraber oluruz.” (Müslim, c. IV, 2028)
İslam’da insan olmaları bakımından, erkekle kadın arasında herhangi bir fark yoktur. Her ikisi de eşit derecede Yüce Allah’ın emir ve yasaklarına muhataptır. Bu konuda Cenab-ı Hak şöyle buyurur: “Şüphesiz Müslüman erkeklerle Müslüman kadınlar, mü’min erkeklerle mü’min kadınlar, itaatkâr erkeklerle itaatkâr kadınlar, doğru erkeklerle doğru kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, Allah’a derinden saygı duyan erkekler, Allah’a derinden saygı duyan kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, namuslarını koruyan erkeklerle namuslarını koruyan kadınlar, Allah’ı çokça anan erkeklerle çokça anan kadınlar var ya, işte onlar için Allah bağışlanma ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.” (Ahzab, 33/35) Allah Teâlâ ayette tekrar tekrar kadın, erkek buyurarak hiçbir hususta bu iki cinsin birbirinden ayrıcalığı bulunmadığını belirtmiştir.
Kadın, ailenin temel taşı, hayatın bekasının temel unsurudur. Hayata gözlerimizi açtığımızda ilk tanıdığımız kişi melek simalı, masum bakışlı annemizdir. Kadın, toplumun medeniyet seviyesinin ölçüsüdür. Bunun için Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.)’in Veda Hutbesinde “Allah’ın bir emaneti” olarak ifade ettiği kadınlara sevgi, şefkat, hoşgörü ve anlayışla davranılmalıdır. Kadınlar, asla şiddet, dayak ve işkence gibi insanlık dışı olaylarla birlikte anılmamalıdır. Unutulmamalıdır ki her kadın bir anne veya anne adayı, dolayısıyla Cennet de o annelerin ayakları altındadır.

Bu yazı toplam 1580 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim