• BIST 97.717
  • Altın 143,765
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • Kocaeli : 11 °C
  • İstanbul : 17 °C
  • Sakarya : 11 °C

İSLAM’DA TİCARET AHLÂKI (II)

Mehmet Sönmezoğlu

2. Yemin ederek satış yapmamak: Alıverişte, malın satışını sağlamak için yemine başvurulmamalıdır. Kur’an-ı Kerim’de, mallarını satabilmek için yalan yere yemin eden ticaret erbabının ahiret nimetlerinden yararlanamayacakları, can yakıcı bir azaba uğrayacakları ve Allah’ın onlarla konuşmayacağı bildirilmiştir. (Âl-i İmran, 3/77 Hz. Peygamber (s.a.s.) de, “Alış-verişte çok yemin etmekten sakının. Çünkü yemin malı sattırırsa da bereketini kaçırır” (İbn Mace, Büyû, 30) buyurarak mü’minleri, alışverişte çokça yemin etmekten sakındırmıştır. Bundan dolayı dinimizde, alışveriş esnasında bile bile yalan söylemek ve yalan yere yemin etmek, büyük günahlardan sayılmıştır.

3. Ölçü ve tartıda hile yapmamak: İslam ticaret ahlâkının temel prensiplerinden biri de ölçü ve tartıya hile karıştırmamak, yani ölçü ve tartıyı doğru yapmaktır. Ölçü ve tartının doğru olması için de doğru alet kullanılması ve ölçmenin doğru ve adil olması lazımdır. Kur’an-ı Kerim’de bu hususta şöyle buyrulmaktadır: “Ölçüyü adaletle tutun ve eksik tartmayın.” (Rahman, 55/9)

Ölçü ve tartıda hile yaparak insanları aldatmak ticaret ahlâkıyla bağdaşmayan çok nahoş bir davranıştır. Kur’an-ı Kerim’de bunun büyük bir vebali olduğu hatırlatılarak mü’minler uyarılmaktadır: Allahu Teâlâ, “Ölçüde ve tartıda hile yapanların vay haline! Onlar insanlardan (bir şey) ölçüp aldıkları zaman, tam ölçerler. Fakat kendileri onlara bir şey ölçüp yahut tartıp verdikleri zaman eksik ölçüp tartarlar. Onlar, büyük bir gün; insanların, âlemlerin Rabbinin huzurunda duracakları gün için diriltileceklerini sanmıyorlar mı?” (Mutaffifîn, 83/1-6)

Ayrıca Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de, ölçü ve tartıya hile karıştırarak doğruluktan ve adaletten ayrılan, Şuayb (a.s.)’ın, bu konudaki uyarılarını önemsemeyen Medyen kavminin helak olduğunu bildirmektedir. ﴾Hûd, 11/84-86﴿

4. Kusurlu mal satmamak: Bir malın kusurunu gizleyip satmak, sonrada “satılan mal geri alınmaz” diyerek kusurlu malı geri almamak doğru bir davranış değildir. Hz. Peygamber (s.a.s.), bu şekilde yapılan satışın helal olmadığını belirterek şöyle buyurmuştur: “Müslüman Müslüman’ın kardeşidir. Kusurlu bir malı din kardeşine satan hiçbir Müslümana satış helal olmaz. Meğerki malının ayıbını açıklaya.” (İbn Mâce, Büyû, 34)

Satıcı, malın kusurlarını ve gerçek değerini müşteriye söylemekle yükümlüdür. Aksi takdirde müşteriyi aldatmış ve zarara uğratmış olur. Peygamber Efendimiz bir defa ekin pazarına uğramış, hoşuna giden bir buğdayı eli ile yoklayınca eline ıslaklık isabet etmişti. Buğday sahibine,“Bu ne?” diye sorar. Satıcı, yağmur yağdığını söyler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.s.) söyle buyurur: “Islak kısmı, insanların görebilmesi için yiyeceğin üzerine niye koymadın? Bizi aldatan bizden değildir.” (Müslim, İman, 43)

5. İhtikâr (Karaborsacılık) yapmamak: Karaborsacılık, yani İslam hukukunda “İhtikâr” denilen stokçuluk, kendisine ihtiyaç duyulduğu anda yiyecek maddeleri satın alıp, fiyatları yükselsin diye saklamak demektir. Karaborsacılık, dinimizin yasakladığı haksız bir kazanç yoludur. Nitekim Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyuruyor: “Kim karaborsacılık yaparsa o, günahkârdır.” (Müslim, Müsakat, 26; Tirmizî, Büyu, 40) “Günahkâr ve isyankâr olandan başkası ihtikâr (stokçuluk) yapmaz.” (İbn Mâce, Büyu, 6) Ancak, gıda maddeleri piyasada çoksa ve kendisine ihtiyaç duyulmuyor ise, bir çiftçi veya tüccarın kendi elindeki malı daha sonra satmak üzere depoya kaldırmasında bir sakınca yoktur.

6. Ticaret insanı Allah’a kulluk yapmaktan alıkoymamalı: Ticaret hayatı, insanın zihnini, kalbini fazlasıyla meşgul eden bir uğraştır. Ama hiçbir bahane Müslümanın, ibadetlerini aksatmasına neden olmamalıdır. Allah Teâlâ, iş hayatının yoğun temposuna rağmen Allah’a karşı kulluk görevlerini aksatmadan yerine getirenlerden övgüyle bahsederek şöyle buyuruyor: “Öyle adamlar vardır ki, ne ticaret ne de alışveriş onları, Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoymaz. Onlar kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar.” (Nûr, 24/37)

Bunlara ilave olarak ticaretle meşgul olan bir Müslüman; müşteriye iyi muamele etmeli, borçlarını zamanında ödemeli; alacakları hususunda borçlusuna kolaylık göstermeli, sözünde durmalı, satmak için aldığı malı daha ucuza alayım diye kötülememeli, satarken de daha pahalıya satayım diye malı övmemeli, pazarlık arasına girerek alışverişi bozmamalıdır. Kısaca, ticarette helal yoldan ve meşru sınırlar içerisinde kâr etmek, kazancını artırmak isteyen Müslüman özünde, sözünde, ticaretinde, işinde, sanatında, hep dürüst ve güvenilir olmalı, İslam ticaret ahlâkının gerektirdiği ölçü ve prensiplerden ayrılmamalıdır.

Bu yazı toplam 592 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim