• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli : 16 °C
  • İstanbul : 17 °C
  • Sakarya : 16 °C

İslam’ın şiarı ezan (2)

Mehmet Sönmezoğlu

Her namaz vaktinde ezan okumak, müekked sünnettir. Ezan okumak için vaktin girmiş olması şarttır. Henüz vakit girmeden okunan ezanın vakit girince iadesi yani yeniden okunması gerekir. Yalnız Hanefiler dışındaki diğer mezheplere göre sabah ezanı vakit girmeden okunabilir. Çünkü onlar, sabah namazını ilk vaktinde kılmanın efdal olduğu görüşündedir.

 

Ezan okuyacak kimselerin erkek, akıllı, takvâ sahibi olmaları gerekir. Cahillerin, fâsıkların, çocukların ve kadınların ezan okumaları veya kamet getirmeleri mekruhtur. Ezan okuyan kimselerin abdestli olmaları gerekir; abdestsiz okunan ezan geçerli olmakla birlikte böyle yapmak mekruhtur.

 

Her namaz için bir ezan ve bir kamet yapılır. Sadece cuma namazında iki ezan bulunmaktadır. Bu bakımdan, bir camide vakit namazı ezan okunarak ve kamet getirilerek cemaatle kılınmışsa, daha sonra tek veya cemaat olarak aynı vakti o camide kılacak olanların tekrar ezan ve kamet okumaları gerekmez. Hatta ezan vaktinden sonra namazı evlerinde veya dükkânlarında kılacak olan kimseler ezan okumadıkları gibi cemaat bile olsalar kamet de getirmeyebilirler. Fakat cemaat olduklarında kamet getirmeleri müstehaptır. Ezan ve kamet vakit namazlarında sünnettir. Ezan ve kamet vaktin değil, namazın sünneti olduğu için kazâ namazı kılarken de ezan ve kamet okumak sünnet kabul edilmiştir. (İslam İlmihali, DİB. Yay. C. I, Sh. 268)

 

Erkek mü’minlerin gerek yalnız başlarına gerekse cemaatle namaz kılacakları zaman kamet getirmeleri gerekir. Kadınlar ise her iki durumda da kamet getirmezler. Kamette ezanın sözleri aynen okunur, sadece “Hayye ale'l-felâh”tan sonra iki kere (namaz başladı anlamına gelen) “Kad kameti’s-salâh” denilir.

 

Ezan, namaz vaktini duyurmak maksadıyla okunduğu gibi; yeni doğan bir çocuğun ismi konulurken de okunmaktadır. Çocuğun sağ kulağına ezan, sol kulağına da kamet okunmakta, ardından da ismi konulmaktadır. Bu uygulama Peygamber Efendimiz (s.a.s.) böyle yaptığı için mendup sayılmıştır.

 

Ezanı işiten bir Müslümanın ezanın sözlerini müezzinle birlikte tekrar etmesi müstehaptır. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s.), “Ezanı işittiğiniz zaman, müezzine icabet edin” buyurmuştur. (Buhârî, Ezan, 7) Ancak “Hayye ale’s-salâh” ve “Hayye ale’l-felâh” sözleri esnasında “Lâ havle velâ kuvvete illâ billahi’l-aliyyi’l-azîm” denilmesi, sabah ezanında da “es-salâtü hayrün mine’n-nevm” sözünden sonra “sadakte ve berirte” (doğru ve iyi söyledin) diye söylenmesi güzel bulunmuştur.

 

Ezanı dinledikten sonra “ezan duası” olarak bilinen şu dua okunur: “Allahümme rabbe hâzihi’d-da‘veti’t-tâmme ve’s-salâti’l-kaime, âti Muhammeden el-vesîlete ve’l-fazîleh ve’d-derecete’r-refîah. Veb‘ashü makamen mahmûdeni’llezî veadteh. İnneke lâ tuhlifü’l-mîâd. (Ey şu eksiksiz mesajın ve kılınacak namazın Rabbi olan Allahım! Muhammed’e vesileyi,  fazileti ve yüksek dereceyi ver! Vaad ettiğin övülmüş makama yükselt. Sen vaadine muhalefet etmezsin.) Hz. Peygamber (s.a.s.) bu duayı okuyan kimseye şefaatinin hak olacağını bildirmiştir. (Buhârî, Ezan, 8)

 

Ezanın sözleri Arapçadır, dünyanın her yerinde Arapça olarak okunmaktadır ve kıyamete kadar da böyle devam edecektir. Başka dillerde okunması caiz değildir, çünkü ezanın sözleri bizzat Peygamber Efendimiz (s.a.s.) tarafından tespit edilmiştir. Üstelik ezanın hiç bir dildeki tercümesi, Arapça aslının yerini tutmaz, her milletten ve dilden Müslümanlarca anlaşılması da mümkün olmaz. Memleketimizde bir müddet ezan aslî şekli yerine Türkçe’ye tercüme edilerek okunmuş, bu uygulama halkımız tarafından tasvip edilmemiş, daha sonra ise bu uygulamadan vazgeçilmiştir.

 

Özetleyecek olursak; İslam’ın şiarı olan ezan, İslam kültür ve medeniyetinde önemli bir yere sahiptir.  Ezanla sadece Müslümanlara namaz vaktinin girdiği duyurulmuş olmamakta, aynı zamanda Allah’ın büyüklüğü, O’ndan başka kulluk edecek ilâh olmadığı, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in O’nun elçisi ve namazın kurtuluş yolu olduğu bütün dünyaya ilan edilmektedir. Yeryüzünde namaz vakitlerinin değişik anlara rastlamasından dolayı bu yüce hakikat, gece gündüz hiç ara verilmeksizin duyurulmuş olmaktadır.

 

Sözlerime İstiklal Şairimiz Mehmet Akif’in şu temennisiyle son vermek istiyorum:

 

“Bu ezanlar ki - şehadetleri dinin temeli-

Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.”

 

Not: İnşaallah 22 Aralık 2015 Salı gününü Çarşamba’ya bağlayan gece Peygamber Efendimizin dünyaya teşriflerini yıldönümü olan Mevlid kandilidir. Muhterem okuyucularımızın mübarek Mevlid kandilini tebrik eder, ülkemiz, İslam âlemi ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ederim.

Bu yazı toplam 1240 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
mehmet sönmezoğlu
21 Aralık 2015 Pazartesi 11:42
11:42
Cenk bey çok teşekkürler,selam ve dualarımla
cenk
17 Aralık 2015 Perşembe 10:00
10:00
Sayın Kocaeli Müftümüz Mehmet Sönmezoğlu Bey,
İsâm'ın Şiarı Ezan konusunda yazdığınız her iki yazıyı da okudum. Elinize ve gönlünüze sağlık...Teşekkürer ederiz.
Ancak, müslümanarın ezana icabet konusunda bendenizin tesbit ettiği şu hususları da ilâve etmek istiyorum.
Sizin belirttiğiniz gibi,sebep olabir. ezanı işiten müslümanların ezanın sözlerini müezzinle birlikte tekrar etmesi müstehaptır hükmü,
okurlarda "hani bunu yapmasak da olur-olabilir." kanaatine sebep olabilir. Oysa, bazı imihâllerde bu ezana icabet hususu "vacib"
derecesinde zorunluluk olarak zikredilmiştir. Öyle ki, Kur'an okuyan kimsenin dahi, durup ezanı dinlemesi
daha faziletlidir. Ezan okunurken, ezanı duyanların dinlemeleri ve konuşmayı kesmeleri gerekir.
Diğer bir görüşe göre, camide veya kendi evinde Kur'an okumakta bulunan kimse okuyuşuna devam eder.
Fakat kendi mahalle mescidinde ezan okununca onu dinler. Bununla beraber ezan okunurken onu duyanların konuşmalarında bir
kerahet olduğu da söylenmektedir. Maalesef bu hassas konuda müslümanlar ve cami görevllierimiz, vaazlar üzerimize düşen
görevi yapma alışkanığını edinememişiz ... Kendi mescidnizde Kuran tilâvet ediyorsanz bile bu tilâveti kesip ezanı dinlemeniz daha fazietlidir"
hükmü orta da iken vaiz ve hafız efendilerden bu konuda hiç bir örnek davranışa rastlamamız mümkün olmamaktadır. Sanki ,
ezanın sürdüğü 10 dakika içinde herkesin ihyâ olmasına ve ihtida etmesine vesile olacaklarmış gibi bir tavır sergilemektedirer !
Hâl böyle olunca cemaatten ve sokaktaki müsümanlardan ezana icabet beklememiz ebetteki hayal olmaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim