• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Kocaeli : 23 °C
  • İstanbul : 23 °C
  • Sakarya : 23 °C

İşte Erdoğan’ın Türkiye’yi getirmek istediği nokta tam burası!

M.Tanzer Ünal

Sevgili okurlarım, Türkiye son günlerde “akıl almaz” olaylar yaşıyor.

Entegre olmaya çalıştığımız çağdaş dünyada hiçbir zaman kabul görmeyecek olaylar…

Üst üste…

Biri bitmeden diğeri…

Makineli tüfek gibi…

Zaten dünyadan izole olduk, bu olaylar bizi iyice yalnızlığa itecek.

***

Geçen cuma günü…

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir katılım bankasının açılış töreninde konuşuyor.

“Cumhurbaşkanı olarak söylemek zorundayım. Faiz sistemi adil değildir ve acımasızdır. Katılım sektörüyle bir büyümenin içinde olmamız şart, bunu yapmadan bir yere varmak mümkün değil. Katılım sistemi ile büyümenin içinde olmalıyız. 

Faiz lobisi acımasıza emmeye devam ediyor. Faizsiz Finans Kurulu çalışmalarına başladı. Bunu yapmadan bir yere varmak mümkün değil. Geri çağırmayı faiz sistemi anında yapar mı yapar. Yapar. 10 liralık malını 2 liraya alır ve işini bitirir. Ha katılımda olmaz mı, onlarda da olur. Ahlakilik derken burada bunu ifade ediyorum. Bizim bu anlayışı hakim kılmamız lazım.”

Erdoğan, ne yapıyor?

Dünyanın ekonomik sistemini eleştiriyor.

İyi de, Türkiye yıllardır bu ekonomik sistemin bir parçası.

Katılım bankacılığı dediği de, bildiğimiz faiz bankacılığının “kamufle edilmiş” şekli.

Birinde “faiz” ifadesi kullanılıyor, diğerinde “kâr payı”…

Haydi değiştir bakalım!

Madem katılım bankacılığı çok iyiydi de, AKP 14 yıldır iktidarda, tümüyle bu bankacılığa neden geçilmedi?

Durup durup konuyu gündeme getirmek, yabancı yatırımcıların ülkemize bakış açısını değiştirir, başka bir işe yaramaz.

 

Ya Erdoğan’ın Anayasa Mahkemesi’nin kararı konusunda söylediklerine ne dersiniz?

Hep aynı şeyi yapıyor…

Yurt dışına çıkarken “pimi çekilmiş bombayı” patlatıp öyle uçağa biniyor.

“Ben dönene kadar bununla eğlenin” demeye getiriyor.

Konu, Can Dündar ve Erdem Gül’ün Anayasa Mahkemesi’nin kararı doğrultusunda cezaevinden tahliye edilmesi.

Şu sözlere bakar mısınız?

“Şunu bir defa çok açık net söylemek durumundayım. Bu olayın ifade özgürlüğüyle yakından, uzaktan alakası yoktur. Bu bir casusluk davasıdır. Biz şöyle bakar kör olmak durumunda değiliz, bazı gerçekleri çok açık, net görmeliyiz. Bana göre medyanın sınırsız özgürlüğü olamaz. Dünyanın hiçbir yerinde de medyaya sınırsız özgürlük yoktur. Bu haberlerde, bu ülkenin başbakanına, cumhurbaşkanına bugünkü göreviyle burada her türlü saldırı vardır. Basın mensubu yazılı görsel, kalkacak cumhurbaşkanına, başbakana istediği gibi saldıracak, istediği gibi onunla ilgili iftira oyunlarının içerisine gerecek, biz buna seyirci kalacağız. Böyle bir şey söz konusu olamaz. Ben Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu karara sadece sessiz kalırım o kadar. Ama onu kabul etmek durumunda değilim, bunu da çok açık net söyleyeyim ve verdiği karara da uymuyorum, saygı da duymuyorum.”

Haydi, buyurun bakalım!

Tam “sözün bittiği yer”deyiz.

Cumhurbaşkanlığı makamında oturan Recep Tayyip Erdoğan, çıkıyor diyor ki, “Anayasa Mahkemesi’nin verdiği karara da uymuyorum, saygı da duymuyorum.”

Bu öylesine ağır bir söz ki, tahribat gücü çok fazla.

Söyleyeni de, söyleyenin sorumlu olduğu devleti de bağlar.

Artık bu saatten sonra kimse, uluslararası ilişkilerde, ortaya çıkıp “hukuk devleti” masalı anlatmaya kalkmasın!

Kimse yemez.

Her defasında Erdoğan’ın o sözünü getirir önümüze koyarlar.

 

Bu söz ne anlama gelir, biliyor musunuz?

Bu söz…

*Türkiye’nin “hukuk devleti” olmadığının tescilidir ve dünyaya ilan edilmesidir.

*Anayasanın ayaklar altına alınmasıdır.

*“Yasama da, yürütme de, yargı da benim. Benim dışımda alınan hiçbir kararı tanımam” demektir.

*”Ben darbe yaptım, anayasayı rafa kaldırdım” demektir.

*Ülkemizde bir süredir var olan kaosun derinleşmesi, demektir.

*Türkiye’deki yönetim sisteminin meşruiyetini kaybetmesi demektir.

*Yetkisini anayasadan alan herkesin konumunu tartışılır hale getirir.

 

Bu sözün darbeden bir farkı yok

Sevgili okurlarım, askeri darbelerin hepsini gördük, yaşadık.

Darbelerin özünde şu vardır.

Mevcut yönetim sistemini ortadan kaldırırsın, yönetenleri etkisiz hale getirirsin, ülkeyi kendi koyduğun kurallar çerçevesinde yönetirsin…

Astığını astık, kestiğini kestik gidersin…

Özeti bu!

Anayasa, bir ülkenin “temel direği”dir.

Herkesin bütün yetkilerinin kaynağıdır…

Cumhurbaşkanı da, başbakan da, bakanlar da, devletin tüm yöneticileri yetkilerini anayasadan alırlar.

Bu nedenle Anayasa Mahkemesi’nin kararları herkesi bağlar.

Köşe başındaki ayakkabı boyacısını da, saraydaki cumhurbaşkanını da…

Eğer bir cumhurbaşkanı, “Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını tanımıyorum” derse, kendi makamını da inkar etmiş olur.

Yetkilerini tartışılır hale getirir…

Sen, yetkisini anayasadan alan Anayasa Mahkemesi’nin kararını tanımazsan, devletimizin temel direği anayasayı rafa kaldırmış sayılırsın, birileri de çıkar “Madem öyle ben de cumhurbaşkanının aldığı kararları tanımıyorum” deyiverir.

Cumhurbaşkanının “anayasal konumu”na saygı duymaz.

Ülkeler, “kurallarla” yönetilir.

Bu kurallara herkes uymak zorundadır.

Eğer en tepedeki “Ben uymuyorum” derse, aşağıdakilerin konulan kurallara, yani çıkarılan yasalara uymasını bekleyemezsin.

Herkes, tıpkı ilkel kabilelerde olduğu gibi “kendi başına buyruk” yaşamaya başlar.

Gücü yeten, gücü yetene…

Sonunda güçlü olan başa geçer, onun söyledikleri “kural” olur.

Şimdi geldiğimiz noktada, Ankara’daki muhterem ve muhteremler de, kendi koydukları kurallarla Türkiye’yi yönetme sevdasındalar.

 

Erdoğan’ın bu davranışını dünyaya anlatmak mümkün mü?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu davranışının “tahrip gücü çok yüksek” demiştim.

Bu söz, sadece siyaset dünyasında değil ekonomi dünyasında da büyük tahribatlara neden olacak.

Siz olsanız, Anayasa Mahkemesi’nin kararını tanımayan cumhurbaşkanının bulunduğu bir ülkede yatırım yapar mısınız?

Böyle bir ülkeye güvenip servetinizi akıtır mısınız?

Böyle bir ülkeyle ilişki kurar mısınız?

Empati yapın, bu soruları kendi kendinize sorun.

Bakın bakalım olumlu cevap verebilecek misiniz?

 

Şimdi anladınız mı, Erdoğan neden başkanlık sistemi istiyor?

Çok iyi oldu.

Erdoğan’ın “Anayasa Mahkemesi’nin kararını tanımıyorum” demesi cidden iyi oldu.

Hiç olmazsa; görmeyen gözler, duymayan kulaklar, çalışmayan kafalar da “başkanlık sistemi”nin ne meret bir şey olduğunu anladılar.

Erdoğan’ın, hukuk tanımaz tutum ve davranışlarını yasalaştırmak istediğinin farkına vardırlar.

Erdoğan, yasal olarak “tek adamlık” istiyor.

“Yasama” da o olacak…

 “Yürütme” de o olacak…

“Yargı” da o olacak…

 

Özetle…

Sevgili okurlarım, geldiğimiz nokta çok vahim!

Bir ülkenin başında terör belası olabilir…

Bir ülke ekonomik sıkıntı içinde bulunabilir…

Bir ülkenin komşularıyla başı belada olabilir…

Bunların bir çaresi vardır.

Oturursun, planlarsın, çalışırsın çabalarsın sorunlarını çözersin.

Ancaaak…

Bir ülkenin cumhurbaşkanı “Ben Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını tanımıyorum” derse, durum çok vahim demektir.

Devleti yönetenler, devletin kurumlarına saygı göstermek zorundadırlar.

Eğer saygı göstermiyorlarsa, vatandaşların saygı göstermesini bekleyemezler.

Yarın öbür gün vatandaş da, kendisi hakkındaki mahkeme kararlarına “uymamaya” başlar.

“Böyle bir kararı tanımıyorum, gereğini yerine getirmeyeceğim” der.

Kaos başlar, kargaşa kavga dövüş başlar, ülke yönetilemez hale gelir.

Ülkeyi yönetenler “örnek olmak” durumundadırlar.

“Kötü örnek” değil, “iyi örnek”!

Bu yazı toplam 2343 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim