• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Kocaeli : 24 °C
  • İstanbul : 27 °C
  • Sakarya : 24 °C

İşte iddianame, işte savunma!

M.Tanzer Ünal

Dün, Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer hakkında, 15 Eylül 2011 tarihinde yazdığım yazıyı bir kez daha yayınlamıştım.
“Cumhuriyet düşmanı Bakan Dinçer’le yeni ders yılı kutlu olsun” başlığını taşıyordu o yazı…
Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı, yazıyla ilgili soruşturma başlattı ve aşağıdaki iddianame ile Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açtı.
İlginç bir iddianame…
Birlikte okuyalım!
“MAĞDUR: Ömer DİNÇER-T.C. Milli Eğitim Bakanı
ŞÜPHELİ: M. Tanzer ÜNAL
SUÇ: Basın Yoluyla hakaret
SUÇ TARİHİ VE YERİ:15.09.2011 – Kocaeli
SEVK MADDESİ: TCK-125/3.a-4, 53/1-2 mad.
DELİLLER: Şüphelinin savunması, nüfus ve sabıka kaydı, gazete nüshası ile tüm dosya kapsamı.
SORUŞTURMA EVRAKI İNCELENDİ:
Şüpheli Mustafa Tanzer Ünal’ın ilimizde yayımlanan Kocaeli Gazetesi’nin köşe yazarı olduğu ve halen Milli Eğitim Bakanı olan Ömer Dinçer’in,1995 yılında Sivas ilinde katıldığı bir sempozyumda yaptığı bir konuşmada, ”Türkiye Cumhuriyeti’nin başlangıçta ortaya koyduğu temel ilkelerin laiklik, cumhuriyet ve milliyetçilik gibi birçok temel ilkenin yerini daha Müslüman bir yapıya devretmesi zorunluluğu ve artık bunun zamanının geldiğini düşünüyorum” şeklinde sözler sarf ettiğini belirterek, Kocaeli Gazetesi’nin 15.09.2011 tarihli nüshasının sürmanşetinde ve 5. sayfasında yer alan “Cumhuriyet düşmanı Bakan Dinçer’le yeni ders yılı kutlu olsun” başlıklı yazısını kaleme aldığı,
Şüphelinin, Cumhuriyet Başsavcılığımız’da alınan 19.09.2011 tarihli savunmasında, mağdurun 1995 yılında yaptığı bir konuşma nedeniyle söz konusu yazıyı kaleme aldığını, hakaret kastı bulunmadığını belirttiği, ancak;
Anayasanın 25’nci maddesinde “Herkes düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir”, 26’ncı maddesinde, “Herkes düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet, resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir” şeklinde hükme bağlanmış ise de yine Anayasa’nın 14’ncü maddesinde bu hakların kötüye kullanılmaması gerektiği belirtilmiştir.
Yine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10/1’nci maddesinde “Herkes görüşlerini açıklama ve anlatma özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile karar otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir almak ve vermek özgürlüğünü de içerir” diyerek, düşüncenin basın yoluyla aktarılması özgürlüğünü güvence altına almış, fakat sözleşmenin 17’nci maddesinde de, Anayasamızın 14’ncü maddesine paralel olarak bu hakların kötüye kullanılmamasının gerektiği belirtilmiştir.
Tüm bu mevzuat hükümleri çerçevesinde söz konusu yazı değerlendirildiğinde, Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanı’nın, cumhuriyet düşmanı olarak nitelendirilmesinin ve bu şekilde haber yapılmasının eleştiri niteliğini de aşan, kişilik haklarına saldıran, ağır ve tahammülü zor bir nitelik taşımaktadır ve düşünce ile ifade hürriyeti kapsamında görülmemelidir.
Şüphelinin, Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanı’na görevinden dolayı alenen hakaret etmek suçundan eylemine uyan sevk maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi kamu adına iddia ve talep olunur. 25.09.2011
CUMHURİYET SAVCISI
********
Önceki gün, Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde, yukarıdaki iddianame ile açılan “basın yoluyla hakaret” davasının ikinci duruşması vardı.
Şehir dışında olduğumdan birinci duruşmaya katılamamıştım.
Bu duruşmada yerimi aldım ve yazılı savunmamı yaptım.
İşte iddianame karşısındaki savunmam!
“Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı 25.09.2011 tarih, 2011-2174 sayılı iddianameyi
okudum ve inceledim.
15 Eylül 2011 tarihinde, Kocaeli Gazetesi’ndeki köşemde, “Cumhuriyet düşmanı Bakan Dinçer’le yeni ders yılı kutlu olsun” başlıklı yazıyı kaleme almamın nedeni şudur.
Bakan Ömer Dinçer, 1995 yılında, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde katıldığı bir sempozyumda, cumhuriyetimizin temel ilkelerine karşı çıkan bir konuşma yapmış ve şöyle demiştir:
“Türkiye Cumhuriyeti’nin başlangıçta ortaya koyduğu temel ilkelerin laiklik, cumhuriyet ve milliyetçilik gibi birçok temel ilkenin yerini daha Müslüman bir yapıya devretmesi zorunluluğu ve artık bunun zamanının geldiğini düşünüyorum.”
1995 yılında yapılan bir konuşmayı, 15 Eylül 2011 tarihinde neden dile getirdim?
Yukarıdaki sözlerin sahibi Ömer Dinçer, ülkemizin en önemli bakanlıklarından biri olan Milli Eğitim Bakanlığı koltuğunda oturuyordu ve yazımın yayınlandığı tarihten dört gün sonra yeni ders yılı başlayacaktı.
Böyle bir noktada, kamuoyunun, Bakan Ömer Dinçer’in nasıl bir düşünce yapısına sahip olduğunu bilmesini istedim.
Gazetecilik görevini yerine getirdim…
Toplumun haber alma hakkı karşısında, onursuz davranamazdım.
Bildiğim bir gerçeği, okurlarımdan saklamanın yaratacağı vicdani sorumluluğu taşıyamazdım.
45 yıllık meslek hayatımda, hep bildiğim, duyduğum, gördüğüm gerçeklerin peşinde oldum.
Soruşturmaya konu olan yazımda, Bakan Dinçer’i, yaptığı konuşma nedeniyle eleştirdim.
Kendisine hakaret kastım yoktur.
Ben,kendisinin dolaylı ifade ettiği “cumhuriyet düşmanlığı” görüşünü, açık, net, özetle söyledim.
Bakan Ömer Dinçer’in bu ifadeleri başka nasıl yorumlanabilirdi acaba?
Bakan Dinçer, 1995 yılındaki konuşmasıyla Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın temel ilkelerine aykırı hareket etmiştir, suç işlemiştir.
Hakkında değişik zamanlarda soruşturmalar yapılmış, davalar açılmıştır.
Anayasamızın ilgili maddeleri henüz değişmediğine göre, Bakan Ömer Dinçer’in o konuşması, “suç unsuru “ taşımaya devam etmektedir.
Cumhuriyetimizin kuruluş ilkelerine dil uzatan, laiklik, cumhuriyetçilik ve milliyetçilik gibi temel ilkelerin kaldırılarak, yerine İslam ilkelerinin konmasını öneren kişi, ne yazık ki, bugün bakanlık koltuğunda oturmaktadır.
Hem de Milli Eğitim Bakanlığı koltuğunda…
Mevcut hükümet, kendisini malum görüşleri nedeniyle ödüllendirmiştir.
Bir yerde o görüş, “laiklik, milliyetçilik ve cumhuriyetçilik düşmanlığı” ödüllendirilmiştir.
Ben, bu görüşlerinden dolayı, Bakan Dinçer’e “Cumhuriyet düşmanı” dediğim için cezalandırılmak isteniyorum.
Aslında, “Cumhuriyet düşmanı” ifadesini, Bakan Dinçer dolaylı olarak kendi kendine söylemiştir.
O tarihte söylediği bu sözleri de hiçbir zaman inkar etmemiştir.
İnkar etmediği gibi, daha da ileri gitmiştir.
Bakanlığın temel ilkelerini, bu görüşleri doğrultusunda değiştirmiştir.
Okullardan Atatürk köşelerinin kaldırılması ve öğrenci andının uygulanmaması talimatını vermiştir.
Bir yerde, o malum görüşlerini uygulamaya koymuştur.
İddianamede, Anayasa’nın 25 ve 26’ncı maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10-1 ‘nci maddesine dayanak yapılarak, “Herkes kanaat ve düşünce hürriyetine sahiptir. Düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim ve başka yollarla tek başına ve toplu olarak yayabilir” denilmektedir.
Yani, Bakan Dinçer’in malum görüşlerini, Anayasa’nın ilgili maddelerinin güvencesi altında söylediği ima edilmektedir.
Anayasa’nın bu maddeleri, Bakan Dinçer’i “söz söyleme” konusunda güvence altına alıyorsa, beni de
“yazı yazma” konusunda güvence altına almaktadır.
Bakan Dinçer’in görüşlerini sözle ifade etmesi anayasal hürriyetse, benim de görüşlerimi yazılı olarak ifade edip yaymam, aynı derecede anayasal hürriyettir.
Benim, Bakan Ömer Dinçer’e hakaret etmek gibi bir kastım olmamıştır.
Bir yazar olarak” eleştiri yapmak” hakkımı kullandım.
Nasıl Bakan Dinçer, cumhuriyeti eleştirmek hakkını kendinde görüyorsa, ben de Bakan Dinçer’i bu görüşünden dolayı eleştirmek hakkını kendimde görüyorum.
Söz söylemek onun için hürriyetse, yazı yazmak da benim için hürriyettir.
Ülkemizde, hiç kimseye görüş bildirme konusunda ayrıcalık yapıldığını sanmıyorum.
Bu nedenlerden dolayı, isnat edilen suçtan beraatımı talep ediyorum.
*******
İşte iddianame, işte savunmam!
Kararı, yargı verecek…



Bu yazı toplam 878 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim