• BIST 107.196
  • Altın 151,513
  • Dolar 3,6807
  • Euro 4,3300
  • Kocaeli : 24 °C
  • İstanbul : 27 °C
  • Sakarya : 24 °C

İşte Türkiye’nin muhalefeti

Mehmet Özmen

Zor bir seçim olacak.

Hem iktidar hem de muhalefet açısından.

Türkiye’de kamuoyuna aşılanmak istenen dört parti var muhabbetlerini artık geçmemiz gerekiyor. Başarılı olan, kendini iyi anlatan, biraz da ekonomik variyeti olan her parti Türkiye’de barajı geçmek için belli bir noktaya gelir. Burası kesin ve nettir.

Bakın Demokrat Parti’ye… Para var, pul var, ama huzur yok. Partinin ekonomik gücünü iktidara gelmek için kullanacak basiretli yöneticiler yok. Herkes tüketmenin ve sadece satışların derdinde. Üç kuruşluk siyaset mantıkları ve çevrelerinde kalan birkaç kişi ile yönetimlere talip olmak yerinde saymaktan ve sadece ‘az olsun, hatta gerekirse hiç olmasın ama benim olsun’ tarzında bir anlayışı ortaya koymaktan farkı yoktur.

İşte bana göre Türkiye’yi diğer ülkelerden ayırt eden en net özellik de iktidarın karşısındaki siyasi oluşumların gücü ve ortaya koydukları siyasetleridir.

Yani milletimiz Türkiye’de, özellikle 2002 seçimlerinden sonra hemen her seçimde iktidar yerine muhalefeti belirlemek üzere sandık başına gitmiştir. Çünkü bugüne kadar, özellikle de AK Parti hükümetleri döneminde Türkiye’deki muhalefet yapısı beklediğimiz noktaya erişemedi.

AK Parti dışındaki siyasilerimiz, iktidarı sadece eleştirmek için fırsat kollayan bir muhalefet anlayışı ile memleketin idare edilemeyeceğini maalesef kavrayamadılar. Dahası çözümsüzlüğün adresi oldular. Hayır demekten başka bir şeyi bilmediler. Aslında hoşlarına gittiğini düşündüğüm güzel işleri bile sadece muhalefet alanları daralmasın diye hep reddettiler.

Biraz kaba olacak, ama bazıları muhalefet kültürünü daha da basite indirgeyerek sadece konuşmuş olmak için konuştular…

Haliyle bu tip bir siyaset anlayışı memleketimizde çok karşılık bulmadı.

Bakın şu 7 Haziran sonrasındaki olan bitene. Nedense muhalefetin söyledikleri topluma çok inandırıcı gelmiyor. MHP’nin daha seçim akşamından itibaren yaptığı açıklamaları aklınızdan geçirin. Türkiye’de kaç tane siyasi parti iktidarda olmak yerine muhalefette yer almayı kendine hedef edinir…

Hem seçim meydanlarında ‘İktidara geldiğimizde asgari ücreti 1800 lira yapacağız’ hedef ortaya koyacaksınız, hem de daha seçim akşamında ‘AKP-CHP-HDP koalisyonunu kurun, biz ana muhalefet olacağız’ diyeceksiniz.

Kendisi çelişen bir mantıkla memleket idaresine, üstelik gerilim anlayışı ile talip olursanız elde edebileceğiniz şey sadece günü birlik başarılar olacaktır. MHP, işte böyle bir yönetim anlayışı ile ipin ucunu kaçırmış, günübirlik siyasetle Kocaeli halkını yansıtmayan bir liste ile toplumun karşısına çıkmıştır. Buradaki milletvekili ve yeni dönem adayları -En azından bana göre- kent için bir şeyler ortaya koyabilecek donanıma sahip olmayan kişilerdir…

CHP ise diğer muhalefet partilerine göre biraz daha derli toplu bir görüntü vermesine rağmen ülke yönetimine hazır diyebileceğim bir ekip donanımına henüz ulaşamadı. Fakat Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu konudaki çabalarını görmezden gelemeyiz. İlk genel başkan olduğu dönemden bu yana hala parti içinde ekip kurmanın, memleket idaresinde görev alabilecek potansiyeldeki isimleri bulmak için çaba harcıyor.

Bakın; bahsettiğim bu ekip Deniz Baykal’ın yönetimlerinde vardı. Baykal, Önder Sav ile birlikte hem örgütü elinde bulunduruyor hem de yönetimsel anlamda tecrübeli isimleri parti yönetiminde söz sahibi noktalara yerleştiriyordu.

Kılıçdaroğlu’nun bu konudaki çalışmalarının biraz daha zaman alabileceği kanaatindeyim.

Gelelim HDP’ye…

Türkiye’nin bir terör gerçeği var. Ve hiçbir siyasi oluşum da bu terör gerçeğini göz ardı ederek siyaset yapamaz. Terörle arasına mesafe koymayan her parti, hem şehit olan asker ve polisin, hem de bir şekilde kandırılarak dağa çıkan ve sonrasında hayatını kaybeden o genç çocukların kanından sorumludur. HDP bu konuda milletin gözünde beklenen düzeyde değildir ve tartışılan bir konumdadır. 7 Haziran’da kendilerine tanınan fırsatı değerlendiremeyecek kadar da siyaset fakiri bir oluşumdur…

Bu yazı toplam 1255 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
İzmitli
29 Eylül 2015 Salı 20:11
20:11
Emeğin kenti Kocaeli kime oy verecek?..
Türkiye için emeklilik yaşı çok yüksek kimse 65'yaşında emekli olamaz!Bu yasa mezarda emeklilik yasasıdır.Erkeklerde:55,Bayanlarda:50 yaş olmalı.Bu yaş sınırlarıda;Bedenen fiziken,Kimyasalla ve kimyasal ortamda,Yer altında çalışanlar için yüksek,bu tür iş kollarında 45’yaşında Emeklilik olmalı.
ASGARİ ÜCRET;Asgari ücrete gelince Asgari ücret Esnaf,Küçük işletmeler,Kobiler içindir(Gücü yeten işveren fazla ücret verebilir),Asgari ücretin Holding ve Holding fabrikalarında,Kamuda işi ne?..Olmamalı,olamaz.
Emekli maaşı;1000 tl.nin altında Emekli maaşı olmamalı,kalmamalı.
Vergi;Koç Holdingle emekçi işçi aynı oranda vergi vermemeli,Bordrolu çalışan vergi kölesi olmamalı,sistem zengine çalışıyor zengin dahada zengin oluyor.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim