• BIST 108.392
  • Altın 143,183
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • Kocaeli : 21 °C
  • İstanbul : 22 °C
  • Sakarya : 21 °C

İyi insan iyi hayat!

Tarık Bağdat


Hepimiz her düşüncemizde, yaptığımız her işte kendimizi hep haklı görüyoruz. Başka türlü olsaydı adım bile atmaya kendimizde güç bulmazdık. Herkesin kendine göre bir yaşam tarzı var; itiraf etmesek de içten içe hepimiz en doğru hayatın kendimizinki olduğuna inanırız. Arada, yoksul olup da zenginlere özenenlerimiz ise, “Ah keşke imkân olsaydı da ben de okusaydım” diye okumuşlara serzenişte bulunur. Yöneticilere, güç sahiplerine tamah eden, onlardan yardım isteyen çaresizlerimizle bir görüşme yapma fırsatı bulsaydınız, onların da en iyi hayatı kendilerinin sürdürdükleri fikrinde olduklarını görürdünüz.
Peki “İyi hayat nedir?”
Bazen hayatın anlamını bazen iyi hayatı merak eder dururuz. Birine verdiğimiz cevabı, diğer sorunun kopyası olarak kullandığımız da çok olur. Ama şurası bir gerçek ki bir sızlanma ve feryat konumunda değilsek, kimselere hatta kendimize bile söyleyemesek de sorulara şöyle veya böyle bir cevabımız vardır. Askere hiç nazlanmadan, korkmadan, şehit olmayı göze alarak giden, çocuklarını da aynı şekilde övünerek gönderen birinin, hayatın anlamı sorusuna; ülkesi ve milletine hizmete gitti cevabını alırız.
İçinde yaşadığımız toplum ve gelenek bizi hep birlikte, kendi varlığımızı pek fark etmeden yaşamaya zorlar. Hayat bizden kendisine uymamızı, gündelik rutin ve alışkanlıklar içinde yaşamamızı talep eder. Elbette, diğer insanlara uyarak yaşamak, elbette kendi başına kötü bir şey değildir; insan olmanın bize yüklediği bir gereklilik, bir sorumluluk, bir zorunluluktur. Ama uyumlu, iyi bir vatandaş olmak madalyonun yalnızca bir yüzüdür. Hayatın içinde yaşayıp giderken kendi varoluşumuzun iç sesine kulak vererek yaşamayı keşfederiz. Hayata, hayatlarımıza verdiğimiz anlamlar, boş vermemize neden olur ve bakış açımızı değiştirir.
İnsanoğlu kendini sıradan hayat olaylarına, günlük maişet derdine bırakmış, ırmaktaki yapraklar gibi hayatın içinde bir o yana bir yana savrulup durmaktadır. Yalnızca toplumun ve diğer insanların beklentilerini karşılamaya çalışmakta, bu dünyada ne işi olduğunu aklına bile getirmemektedir. Belki görünüşte çok meşguldür, hayatında bir dakika bile boşluk yoktur, kendisini o meşguliyetten bu meşguliyete atıp durmaktadır ama bu eylemler hep nicelikle ilgilidir, yapıp etmelerinin hayatına bir yararı yoktur.
Peki, kendini gündelik hayatın meşgalesine derdine bırakmak, topluma sığınmak kendinden vazgeçmek insana umduğu huzuru, rahatlığı sağlar mı? nedeni olmayan yaşam, asla sanıldığı ve dışarıdan göründüğü gibi dingin değildir. Hep başkalarının izinden gitmenin, sürekli kendini ihmal ederek başkalarını dinlemenin sonu yoktur. Eninde sonunda insan, yaşamın, dünyada oluşunun anlamını sorgulamaya başlayacaktır. Kendi iç-dünyasının sesi, bu sorularla rahatsız eder onu. Gönüllü bir yaşam yolu seçmezse vicdanının çağrısını susturabilmek için nedeni olmayan yaşamın gürültülü telaşına gömülür. Vicdanının sesini dinlemekle susturmak arasında hep tereddüt halinde ve bu nedenle her zaman topluma uymakla kendisi olmak arasında bir çalkantı durumundadır. İnsanlarda güdük, tatsız tuzsuz yaşamın nedeni, büyük ihtimalle kendi iç-seslerine kulak tıkamalarından kaynaklanan samimiyetsizliktir.
Hayatı kaliteli yaşayan insan hayatın biçimleriyle değil, bizzat kendisiyle ilgilidir. Özgür ve cesurdur ama mutlak özgürlüğün imkânsızlığının da farkındadır. Özgür olduğu kadar da sorumludur. İnsanları incitmemeye, birlikte, dayanışma içinde hareket etmeye gayret eder ama yeri geldiğinde müdanasız olabileceğini de gösterir. Yaşamımıza anlam katmanın kendi çabamızla mümkün olacağını, hep çabalaması, mücadele etmesi gerektiğini bilir. Bu dünyada yaşamanın ona yüklediği sorumlulukları hiç yüksünmeden alır. Hayatın önüne açtığı imkânlara göre düşünmekte ve yaşamaktadır; saçmalık hissiyatına, yalnızlığa, bunaltıya vakti bile yoktur.
Yanlış anlamamak gerekir. İyi hayat ille de mutlu mesut bir hayat demek değildir, o bir yaşama tarzıdır; hayatı acısıyla tatlısıyla, sevinçleri ve kederleriyle kabul edebilmektir.
İyi hayattan bahsettiğim bir arkadaşım “Niye topluma uyumlu, herkes gibi davranan, munis, bulunduğu ortamdaki cemaatle iyi geçinen, manevi rehberini izleyen, tamahkâr olmayan bir insanı beğenmiyorsun?” diye sordu.
“Ah be dostum, beni çok yanlış anlamışsın, anlatmaya çalıştığın insanlar arasından asıl munis saygılı, kişiler çıkar, benim iyi ve kaliteli hayat sürer dediğim insan profili bu anlamdadır” diye cevap verdim.
Eğer siz de yukarıdaki sözlerimi bu arkadaşım gibi anlamışsanız, lütfen cevabımdan sonra bir kez daha okuyun. Bir insanın iyi hayat yaşayan bir kimse olup olmadığını merak ediyorsunuz, bakacağınız yer bellidir, son tahlilde hayat mı onu, o mu hayatı yönetmektedir, bunu anlamaya çalışmak gerekir. Büyük hayat karşısında bir fani olarak gücümüzün kelebeğin kanat çırpışı mesabesinde olduğunu unutmamak gerekir.
Ama bazı insanlar vardır ki hayatlarının direksiyonunun onların elinde olduğunu, saygı duyulacak bir asaletle yaşadıklarını hepimiz görür, kabul ederiz. Tıpkı bazı futbolcuların gerçekten futbol oynadığını, büyük çoğunluğunun ise oyunun kurallarını yerine getirdiğini görüp bildiğimiz gibi. Yıldız futbolcular da oyunun kurallarına tâbidir, en hızlı, en atletik, en çok çalım atan onlar değildir çoğunlukla ama top ayaklarına çok yakışır. İyi hayatı yaşayan insanlar, hayatın yıldızlarıdır; yaşam sanatçılarıdır onlar, hayatı sanatçı duyarlılığıyla yaşayanlardır.
Onlara göre iş yapan insan nettir, onu siyasi görüşüne göre kategorize etmez. Ona göre siyasi görüşü ne olursa olsun iş yapan adamdır, hem de adam gibi adamdır.

Bu yazı toplam 1463 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim