• BIST 97.533
  • Altın 146,268
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli : 16 °C
  • İstanbul : 19 °C
  • Sakarya : 16 °C

İzmit’in göbeğinde bir ucube otopark

M.Tanzer Ünal

Sözünü ettiğim otopark, tam gözümün önünde.

Kafamı sağa çevirince onu görüyorum.

Sizlerde biliyorsunuz, eski vilayet binasının yeri...

Hani geçtiğimiz yaz aylarında günlerce yıkımı sürmüş, çevredeki işyerleri ve konutlar toz toprak içinde kalmışlardı ya, işte o yer.

Yıkılmadan önce aylarca konuşulmuştu…

“Vilayet yıkılacak, altı otopark üstü meydan olacak…”

Bu ne demek?

Vilayet binası yıkıldıktan sonra yerinin ne olarak kullanılacağı, çok ama çok önceden biliniyordu demek.

İnsanın aklına şu soru geliyor.

Peki, otopark ve meydan olarak kullanılacağı çok önceden biliniyordu da, neden projesi hazırlanmadı?

Neden yıkım biter bitmez, projeye başlanmadı?

Neden koskoca bir alan “ucube” bir şekilde bırakıldı?

Allah aşkına, bizim buralardan gelip geçerken şöyle gözünüzün ucuyla çevrenize bir bakın!

Yıkıntının molozları hâlâ kaldırımların üzerinde duruyor.

Sanırsınız ki, yıkma işlemi yeni bitti, birkaç gün sonra bu molozları da alırlar…

Yıkım tamamlanalı 10 ay olmuş, o molozlar ilk günkü gibi orada duruyor.

Rüzgâr esince tozu kalkıyor…

Gelip geçenin ayağına takılıyor…

Görüntüsünü hiç sormayın, eski vilayet binasının çevresi, İzmit’in en bakımsız kenar mahallesinden daha kötü!

Alan geçici otopark olarak kullanılıyor, ama bir düzensizlik var.

Otoparka girerken ve çıkarken, herkesin yüreği ağzına geliyor.

Geçici otopark dediler, bakıyorum son günlerde alan “kalıcıymış gibi” düzenleniyor.

Herkes birbirine, “Ne oldu meydan yapılmasından vaz mı geçildi?” diye soruyor.

Vazgeçildiyse, herkes bu ucube geçici park alanının ne olarak kullanılacağını merak ediyor.

*İyi para veren birine mi satılacak?

*Böyle pejmürde hali devam mı edecek?

*Veya yapılacaksa, ne zaman meydan yapılacak?

Ben şahsen park alanın etrafındaki molozları görünce utanıyorum.

Belediyeyi yönetenler adına utanıyorum…

 

40 yıllık CHP’li dedi ki

Adını vermeyeyim…

Mesleğini de söylemeyeyim…

Hemen kim olduğunu bulursunuz…

CHP’liler üstüne çullanmaya kalkar.

Sadece küçücük bir tüyo!

Karı-koca aynı işi yapıyorlar.

Geçenlerde rastladım.

Söz döndü dolaştı siyasete geldi.

Siyasi partilerdeki, özellikle MHP’deki gelişmelere…

Dedi ki:

“MHP ile ilgili yazdıklarınızı okudum. Meral Hanım’ın (Akşener) siyasetteki yükselişini takdirle izliyorum. İnşallah partideki değişimi sağlayacaklar. Meral Hanım başa geçsin, 40 yıllık CHP’li olarak ben bile oy verebilirim. Vereceğim de…”

Şaşırdım…

Devam etti:

“Ülkemiz zor durumda… Tek partili siyaset, memleketi felakete götürüyor. Bizim partinin bir halt yiyeceği yok. Neden Meral Akşener’li MHP’ye oy vermeyeyim? Akşener; Atatürkçü, cumhuriyetin değerlerine bağlı, çağdaş, milliyetçi, kendisiyle barışık, güleryüzlü, diyaloğa açık… Daha ne olsun?”

 

İbrahim Karaosmanoğlu, KOSİAD’ın toplantısında ne demişti?

Geçenlerde bir arkadaşım uğradı.

Uzun yıllar Kocaeli Sanayicileri ve İşadamları Derneği yönetiminde birlikte olmuştuk.    

O gün gazetelerde, Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu’nun “2023’te metroya bineceğiz” demeci vardı.

Çayını içerken habere gözü ilişti ve kinayeli kinayeli güldü.

Benim cevap beklediğimi görünce, anlattı.

“Bu son yerel seçim değil, daha önceki seçim öncesiydi… İbrahim Bey, KOSİAD’ın Otel Asya’daki toplantısında konuşmacıydı. Kulağımla duydum, ‘İzmit’te tramvay olmaz’ demişti. Şimdi metrodan bahsediyor. Ne tramvayı, İzmit’te esas metro olmaz. Metro ancak 8-10 milyon nüfuslu şehirlerde çalışır. Nüfus çok olacak ve yoğun olacak… İbrahim Bey, ‘Tramvay olmaz’ demişti, şimdi yapmaya başladılar. Ama arada yıllar kaybedildi. Tamam tramvay yapsınlar, ama metro hayali görmekten vazgeçsinler. Yerin üstüne ray döşeyemeyenler, yerin altına mı ray döşeyecekler?”  

 

Bu kadar parayı nereden buluyorsunuz?

Geçen cumartesi günü…

Uzun yıllardır Almanya’da olan, bu nedenle de görüşemediğimiz bir akrabam ziyaretime geldi.

Oturduk öğle yemeği yedik, sağdan soldan lafladık.

Çok merak etmiş, düşünmüş düşünmüş çözememiş, sordu…

“Bu kadar parayı nereden buluyorsunuz?” dedi.

Cevabımı beklemeden gördüklerini anlatmaya devam etti:

“Lüks evler, lüks arabalar, herkesin cebinde son model telefonlar, lokantalar dolu, herkesin giyimi kuşamı yerinde, kimse toplu ulaşım aracına binmiyor… Nereden geliyor bu değirmenin suyu?”

“Almanya’da durum nasıl?” diye sordum.

Dedi ki:

“Almanya zengin bir ülke… Ama buna rağmen insanları, harcama yaparken iki düşünüp bir harcıyor. Lüks telefon kullanmıyor, lüks otomobillerin yanına yaklaşmıyor… Gideceği yere toplu ulaşım aracı varsa, onu tercih ediyor. Arabasının kontağını çevirirken, acaba kullanmasam mı diye düşünüyor. Lüzumsuz eşya almıyor. Azla yetiniyor… Bu nedenle Türkiye’ye gelince kafam karıştı. Ülkemiz fakir bir ülke… Borç alarak yaşıyoruz, ama bakıyorum vatandaşın keyfi yerinde. Hiçbir şeyden geri değil.”

***

Siz olsaydınız, Almanya’dan gelen akrabamın, “Bu kadar parayı nereden buluyorsunuz” sorusuna nasıl cevap verirdiniz?

Sahi, bu kadar para nereden geliyor?

Yeteri kadar çalışmadığımıza göre…

Üretmediğimize ve artı değer yaratmadığımıza göre…

Petrol gibi yer altı zenginliğimiz bulunmadığına göre…

Bu kadar para nereden geliyor?

Bu değirmenin suyu nereden?

Daha ne kadar sürecek bu sefahat?

Başkasının parasıyla keyif sürmenin ahlaki sorumluluğu, bizleri ne zaman rahatsız etmeye başlayacak?

Ne zaman “tüketimde yarışmayı” bırakıp, “üretimde yarışmaya” başlayacağız?

Ne zaman ayaklarımız yere değecek?

Ne zaman?

Bu yazı toplam 2785 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Mustafa
04 Mayıs 2016 Çarşamba 08:58
08:58
Şehri yönetenlerin ufku bu kadar olduğu için asker lojmanlarını yıkıp nasıl abuk bir ücretsiz otopark olarak bıraktıysa vilayette de bu kadar iş yapabildiler
İzmitli
03 Mayıs 2016 Salı 21:27
21:27
YÜRÜYEN MERDİVENLER;
Bu yürüyen merdivenler önünden geçinde hareket eden devreye giren,hareket fotoselli olmalı...Fotoselli olmadığından bu yüzden sürekli çalışmakta devrede kalmakta Elektrik ülkemizde pahalı biraz tasarruf lütfen!
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim