• BIST 106.843
  • Altın 142,669
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Kocaeli : 16 °C
  • İstanbul : 26 °C
  • Sakarya : 16 °C

Kadın

Banu Gürer

 

 

 

Tarih boyunca, istismarı değişik biçimlerde yaşamış bir cinstir kadın.

Yaratılışından kaynaklanan eksiklikleri (!) olduğu, dolayısıyla yapabileceği şeylerin çok sınırlı sayıda bulunduğu ileri sürülerek pek çok haktan mahrum bırakılandır.

Hayatın dar bir alanında faaliyet göstermesine izin verilerek, başta eğitim olmak üzere pek çok hak ve imkandan yoksun tutulandır.

İşin daha da vahim kısmı, kısıtlamaların mazereti çoğu zaman dinden bulunmuştur.

Buna bugün bile şahit olabilmekteyiz.   

Peki din hakikaten kadını hayatın dışında mı tutmaktadır?

İslam dini, özellikle geldiği dönemin ve coğrafyanın kadınla ilgili şartları göz önüne alınırsa, Müslümanlara, bu şartların geliştirilmesi için önemli kapılar açmıştır.  

Miras hakkı, şahitlik gibi bugün bizim için hayatın akışı içerisinde doğal olarak kullanma imkanı bulduğumuz hakların İslam tarafından kadına verilmesi, o gün için bir devrim niteliğindedir.

Dolayısıyla İslam kadının hayatın önemli bir unsuru olduğunu vurgulamış, getirdiği prensip ve kurallarla, insan olarak sahip olması gereken hak ve statünün verilmesini temin etmeye çalışmıştır.

Ne var ki, Allah’ın kadına açtığı yolu Müslümanların, olması gerektiği gibi ileriye götürdüğünü söylemek zordur.

Neden mi?

Kültürün dine etkisi sebebiyle.

Zira meseleye bakış açısı, dinden ziyade kültür tarafından şekillendirilmektedir.

Mesela, genelde erkeğin kadın üzerindeki haklarından bahsedilir.

Halbuki Kur’an-ı Kerim bu konuda, hakların karşılıklı olduğunu vurgulayarak dengeyi ortaya koymaktadır: “…Erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinde, bir takım iyi davranışa dayalı hakları vardır…” (Bakara, 228)

Dinen eğitimin, kadın-erkek bütün Müslümanlar için farz olmasına mukabil, tarih boyunca kız çocuklarının eğitimi ihmal edilmiştir.

Neslin yetişmesi ilk etapta kendisine dayanan kadının, eğitimsiz olması veya eğitiminin belli bir seviyede tutulmasının zorunlu görülmesi dinen mümkün müdür?

Belirtmek gerekir ki, Müslüman toplumlar içinde, sayıları çok olmasa da, kendini ilmin değişik sahalarında yetiştirmiş ve yetiştirdiği alanlarda halka hizmet vermiş Müslüman kadınlar da mevcut olmuştur.

Tarih kitapları bunları ortaya koymaktadır.

Fakat kaçımızın bunlardan haberi var?

Hatta, ilim sahibi Müslüman kadınlara dair ilk örneklerden birini, Peygamberimiz (S.A.V.)’in hanımı Hz. Ayşe’nin şahsında görmek mümkündür.

Hadislerin pek çoğunun Hz. Ayşe’den naklen gelmesi, eğitim-öğretim faaliyetine, İslam’ın ilk devirlerinden itibaren kadınların bizzat katıldığının en açık delillerindendir.

Dolayısıyla, din, eğitim-öğretimden kadınların uzak tutulması için bir temel olarak asla görülemez.

Aksine, bu haksızlığın önüne geçilmesi için bir temel olabilir.

Bugün, kadınlar hayata katılımda, eskiye oranla hayli mesafe almışlardır. Ancak ne yazık ki hala bunun aksine dair örnekler görebiliyoruz.

Dine ve tarihe doğru bakmak, onları doğru anlamak, bu problemlerin aşımında çok önemli rol oynayacaktır.

Aksi halde kültürün yanlış tabularıyla hayatımızı yönlendirmenin vebali altında kalmamız kaçınılmazdır…

Bu yazı toplam 2064 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim