• BIST 103.929
  • Altın 147,921
  • Dolar 3,5490
  • Euro 4,1819
  • Kocaeli : 17 °C
  • İstanbul : 25 °C
  • Sakarya : 17 °C

Kandıra’da seçim sonucu ne olur? (2)

M.Tanzer Ünal

Perşembe günü Kandıra’da geçirdiğim bir iki saatin izlenimlerini dün yazmaya başlamıştım.
Bugün de devam ediyorum.
Seçimlere 35 gün kala, Kandıra’nın siyasi ibresinin AKP için “eksi”, CHP, MHP ve SP için “artı” gösterdiğini dün belirtmiştim.
Demiştim ki:
“AKP’nin, 2009’dan bu yana artıdan eksiye dönmesinin birinci sorumlusu Kandıra Belediye Başkanı Kan’dır.
Hemen hemen her kişiyle, her kurumla, hatta kendi partilileriyle kavgalı olan Kan, ilçede iktidar partisine kan kaybettirmeye devam ediyor.”
Önceki gün Kandıra’da öyle şeyler gördüm, duydum, yaşadım ki, “Bu kadarına da pes vallahi!” dememek mümkün değil.
Bakın, birkaçını size anlatayım:
İlçede, Kandıra Musiki ve Tiyatro Derneği isimli bir sivil toplum kuruluşu var.
Dernek başkanı Rüştü Uygur.
Yıllardır tanırım.
Pırıl pırıl, “Kandıra sevdalısı” bir kişi.
Derneğin yöresel etkinlikleri dışında uluslararası etkinlikleri de var.
Geçen yıl, Avrupa Birliği projesi çerçevesinde birkaç Avrupa ülkesiyle müzik etkinliğinde bulunmuştu.
Dernek, 2010 Haziran ayına kadar, Kandıra Turan Güneş Kültür Merkezi’nin üst katında bir odada faaliyetini sürdürüyordu.
Belediye Başkanı Cengiz Kan, derneğe yazı gönderdi, “Hemen boşaltın, orayı kreş yapacağız” diye.
Derneği resmen sokağa attı.
Aradan geçen süre neredeyse bir yıl oluyor, ortada ne kreş var, ne de benzer bir hizmet.
Belediye Başkanı olarak derneğin sorunlarını çözeceğine, derneğe en büyük sorun kendisi olmuş.

Tam bu satırları yazarken cep telefonum çaldı.
İstanbul’dan bir sınıf arkadaşım…
Epeydir görüşmüyoruz.
İnternetten yazılarımı okuyormuş.
“Yarına ne yazıyorsun?” diye sordu.
“Kandıra’yı…” şeklinde cevap verince, “O belediye başkanlığı koltuğunda oturan kendini bilmez kişiyi de yaz!” dedi.
Allah Allah!
“Senin ne işin var Kandıra’da” diye sordum.
Anlattı.
Adliye’deki bir işi için otobüsle İstanbul’dan Kandıra’ya gelmiş.
Öğle vakti.
Terminalde bir görevliye, “Burada en iyi yemek nerede yenir?” diye sormuş.
“Mavi Köşe Lokantası” cevabını almış.
Lokantaya giderken yol üstünde aynı soruyu birkaç kişiye daha sormuş.
Onlar da aynı lokantanın ismini vermişler.
Mavi Köşe’ye gitmiş.
Boğazına düşkün bir arkadaşımız.
Karnını bir güzel doyurmuş.
Yemeklere, tatlılara bayılmış.
Kalitesine göre fiyatlar da düşük.
Sahibini sormuş.
Metin Kulaç’la tanışmış.
Kendisini kutlamış.
“Kandıra gibi bir yerde çok güzel hizmet veriyorsunuz. İlçenizi iyi tanıyorsunuz” demiş.
Çıkmış, Adliye binasına doğru yönelmiş.
Yol üstünde belediyenin tabelasını görmüş.
“Gidip, belediye başkanını da tebrik edeyim, ilçede Mavi Köşe gibi bir lokanta bulunduğu için” diye düşünmüş.
Odasına girmiş, Başkan Cengiz Kan’a duygularını açıklamış.
“Kandıra’da Mavi Köşe gibi bir lokanta var. Sizi kutlarım” demiş.
Hay söylemez olaymış.
Cengiz Kan, açmış ağzını yummuş gözünü:
“Siz başka gidecek yer bulamadınız da Mavi Köşe’ye mi gittiniz? Orası gidilecek yer mi?”
Cengiz Kan’ın, bizim arkadaşı bir dövmediği kalmış.
Tartışmışlar, çıkmış dışarı.
Arkadaşımın, Cengiz Kan’la ilgili söylediği son söz şu oldu.
“Ben hayatımda böyle bir başkan görmedim. İlçesinin değerlerine sahip çıkacağına, onları kötülüyor. Herhalde aralarında siyasi bir çekişme var. Yazıklar olsun! Ne kendini bilmez bir adammış.”
Bugün Kandıra’yı bitirecektik.
Araya arkadaşımın telefonu girince uzadı.
Yarın da Kandıra’yı anlatmaya devam edeceğiz.


Raif KANDEMİR’den

Don giymeye vakit yok
Sultan en güvendiği adamını Arabistan’a hünkar göndermiş.
Hünkar, Arabistan’da gezerken bakmış, Araplar entari giyiyorlar ama altlarına don giymiyorlar. Bir rüzgar esti mi, manzara felaket. Haber salmış, altına don giymeyenler kadı huzuruna çıkarılıp, hapsedilecek.
Aradan günler geçmiş, Arap’ın bir tanesi don giymemiş ve ilk rüzgarda olay fark edilmiş. Kadı huzuruna çıkarmışlar.
Kadı sormuş
- Adın?
- Abdullah
- Baba adın?
- Abdülmecit
- Evli misin?
- 5 tane karım var!
- Kaç çocuğun var?
- İlkinden 15, ikincisinden 17, üçüncüsünden 16, dördüncüsünden 13, beşincisinden 18 tane. Bir tane de yolda…
Kadı karar vermiş:
“Yaz katip efendi Abdülmecit oğlu Abdullah’ın don giymeye vakti olmadığından beraatine karar verilmiştir.


Üç dönem
Erkeklerin üç dönemi var
1. Gençlik dönemi,
2. Orta yaş dönemi,
3. “Çok iyi görünüyorsunuz” denilen dönemi…

Bu yazı toplam 1297 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim