• BIST 106.474
  • Altın 151,840
  • Dolar 3,6440
  • Euro 4,3033
  • Kocaeli : 9 °C
  • İstanbul : 15 °C
  • Sakarya : 9 °C

Karamürsel “Tarık” Abisiz kaldı

Abdullah Karagöz

Bu meslekte en zor,

Bir yakının, bir dostunun “ölüm” yazısını yazmak olsa gerek.

Tanımadığınız birinin “ölüm veya öldürülme” olayını öyle rahat öyle,

Ballandıra ballandır anlatır yazarsınız, ama…

Bir yakınınız, bir dostunuz, aileden biri olursa,

ZOR yazarsınız…

Karamürselli Tarık Bağdat,

Benim hem ağabeyim hem de “çok” şeyleri paylaştığım büyüğümdü.

Eşi “Şeker Teyze”yi kaybettikten sonra hastaneleri mekan tuttu.

Postane Caddesi’ndeki bürosunda cam kenarına oturur,

Caddeden geçen kendisini selamlayanlara karşılık verirdi.

Bürosunun önünden geçerken onu fark etmediğim zamanlar,

Cama vurur, eliyle işaret yapar “içeri gel” daveti yapardı.

Hal hatır sorma faslından sonra;

-Ne haber, ne var ne yok?

Diye mutat sorusunu yöneltirdi.

Kendisi konuşmaktan çok karşısındakini dinlemeyi yeğlerdi…

Tarık Bağdat, Karamürsel’le özdeşleşmişti.

İlk ticarete atıldığında beyaz eşya satıyor, bu yüzden Karamürsel ve tüm köylerindeki köylülerle “akraba” derecesinde yakınlık kuruyordu.

Karamürsel’de, yaptıkları anlatmakla bitmez.

İlklerin “lideri” olmuştu.

Her toplumda olduğu gibi sevenlerin yanında “çekemeyenleri” de vardı.

Kurduğu Esnaf Kefalet Kredi Kooperatifi’nde 38 yıllık “başkanlık” koltuğunu ona çok görenler çıktı.

Koltuğunu bir “oldubitti” ile altından aldılar.

Onun kooperatife aldığı binayı “satmak” zorunda kaldılar…

Bu onu çok üzmüştü.

Kocaeli’de sevdikleri arasında Rıdvan Alyörük ilk sıralardaydı.

Alyörük’ün rakı masasında rakı şişesine alerjisine karşılık “tek” kadehlik prensibine hayrandı.

Yaşantısı boyunca Karamürsel’e hizmeti şiar edinmişti.

Bir gün yine bürosunun önünden geçerken seslendi.

Karşılıklı oturmuştuk.

“-Nazmi Oğuz’la ilgili yazını okudum. Karamürsel’e elektriği getiren adam diye yazmışsın.

O işte hepimizin emeği ve katkısı var. Elektrikten önce jeneratörümüz vardı. Onu da ben getirmiştim”

Dedi.

Sonra,

İsmet İnönü’yü nasıl kandırdığını anlattı:

İsmet Paşa Yalova’ya gitmek üzere yola çıkmış, Karamürsel’e bir uğrayıp eşe dosta selam vereyim der.

Karamürsel’de ilk durak “manevi” evladım dediği Tarık Bağdat’ın yazıhanesidir.

Paşa, Tarık Bağdat’la sohbet edip ayrılacağı sırada Bağdat, Paşa’nın ellerine sarılır;

-Aman Paşam, sakın yola çıkmayın… Zira yolda çukurlar oluşmuş geçiş yapılamıyor.

Der.

İsmet Paşa kararlı Yalova’ya gidecek.

Paşa’nın yanında o zamanların Nafıa Vekili Celal Bayar vardır.

Paşa, Celal Bayar’a talimat verir “Derhal vaziyet alın!“ der.

Paşa ve beraberindeki heyet bozuk yolun olduğu bölgeye gelirler.

Yol ikiye bölünmüş çukurlarla dolu!

Bir süre çalışmadan sonra yoldan geçiş sağlanır...

İsmet Paşa, Tarık Bağdat’a bu yolun yapılacağına söz verir.

Ve Karamürsel-Yalova yolu bundan sonra yapılır.

Tarık Bağdat, bu anısını anlatırken İsmet Paşa’yı nasıl kandırdığını gülerek anlattı.

İsmet Paşa’nın Karamürsel’e uğrayacağını öğrenmiştim. Yalova-Karamürsel arası yol çok elverişsiz, yapılması da çok uzun sürecek gibiydi. Yolun yapımı için aklıma Paşa’dan yardım istemek geldi. Paşa bu konularda hassastı, ama imkanlar kısıtlıydı. Düşündüm, arkadaşlarla yolu “kazalım” Paşa’ya durumu gösterelim… Bu durumu görürse yolumuzu yapar” dedim…

Tarık Bağdat’ın Karamürsel için yapamayacağı yoktu...

Paşa, Karamürsel’de sohbet ederken Bağdat’ın arkadaşları Karamürsel-Yalova arasındaki yolda kazma-kürek çukurlar açmış, yolda geçişi iyice zorlaştırmışlardı.

İsmet Paşa yolun bu duruma kendiliğinden geldiğini sanarak yolun “yapılmasını” emretmişti.

İşte Karamürsel-Yalova yolunun gelişmesi yapılması Tarık Bağdat’ın bu şeytani zekası sonrası olmuştu.

Yaptığı hizmetlerle Karamürsel’in “TARIK” abisi olan Bağdat’ın siyasi hayatında Ahmet Emin Yalman’la ilgili de birçok anısı vardı.

Rauf Denktaş’ın “danışmanlarından” biriydi. Ailece görüşürler, Denktaşlar Karamürsel’de Bağdatlar Kıbrıs’ta misafir olurlardı.

Kocaeli Üniversitesi eski Rektörü Baki Komsuoğlu ve eşi beğendiği, inandığı öğretim görevlileriydi.

Ölümü çok soğuk bir güne rastladı, cenaze töreni ise o dondurucu soğuğa ve yağan kara rağmen Karamürsel Merkez Camii’ne sığmayan kalabalık sevenlerinin sıcaklığı ile kaynaştı.

Musalla taşındaki Türk bayrağına sarılı tabutu karşısına geçip saygı duruşunda bulunanlar ve dua okuyanlar çoğunluktaydı, ama…

Kıbrıs’tan gönderilen “DENKTAŞ AİLESİ” ve T.M.T (Türk Mukavemet Teşkilatı) çelenkleri,

Karamürsel’in “TARIK” Abisinin nasıl bir kişi olduğunu anlatmaya yetiyordu.

Keşke diyorum,

Tarık Bağdat’ın değerini, kıymetini Yavru Vatan Kıbrıslılar kadar bilseydik!

Karamürsel’de, Karamürsel sevdalısı bir çınar daha yıkıldı,

Karamürsel “TARIK” Abisiz kaldı...

Tüm sevenlerinin başı sağ olsun…

Bu yazı toplam 1719 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Bilgutay Bağdat
03 Ocak 2016 Pazar 13:21
13:21
Yüreğine sağılık Abdullah abi, babamı Ulusa, Karamürsel'e mal olmuş Koca Çınarı çok güzel anlattın.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim