• BIST 89.270
  • Altın 146,921
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • Kocaeli : 8 °C
  • İstanbul : 12 °C
  • Sakarya : 8 °C

KARDEŞLİK ZAMANI

Mehmet Sönmezoğlu

 

 

Yüce Allah Kur’an’da, “Mü’minler ancak kardeştirler” (Hucurât, 49/10) ayetiyle bütün mü’minlerin kardeş olduklarını ilan etmiştir. Temelinde tevhid akidesi bulunan yani imana dayalı bu kardeşlik nesep ve kan kardeşliğinden daha sağlam, daha önemli ve önceliklidir. Buna göre dünyanın neresinde ve hangi devirde yaşamış olurlarsa olsunlar, dilleri, renkleri, ırkları ne olursa olsun bütün mü’minler birbirleriyle kardeştirler.

 

Kur’an’da ayrıca mü’minler arasındaki bu kardeşliğin Allah’ın nimeti olduğu vurgulanarak, birlik ve beraberlik içinde olmaları, parçalanıp bölünmekten sakınmaları emredilmektedir. (Âl-i İmrân, 3/103) Müslümanlar Kur’an ve sünnetin ışığında birlik ve beraberliklerini korudukları müddetçe huzur içinde yaşamışlardır. Kardeşlik hukukunun zayıfladığı, birlik ve beraberlikten uzaklaştıkları dönemlerde ise güç ve kuvvetlerini yitirmişler, çeşitli zorluk ve sıkıntılarla karşı karşıya kalmışlardır.

 

Din kardeşliği hukuku mü’minlere karşılıklı hak ve sorumluluklar yüklemektedir. Buna göre mü’minlerin birbirlerini sevip, saymaları, birbirlerinin haklarına saygı duymaları, dertlerine ortak olmaları, sevinçlerini paylaşmaları bir kardeşlik görevidir.

 

İslam’ın mü’minler arasında tesis etmeyi hedeflediği kardeşlik sıradan bir birliktelik değil temelinde iman olan, karşılıklı sevgi, yardımlaşma ve dayanışmanın esas olduğu en üst seviyede bir kardeşliktir. İslam kardeşliğinin temelinde tevhid akidesi yani iman vardır, çünkü Kur’an ancak mü’minlerin kardeş olduklarını ilan etmiştir. (Hucurât, 49/10) İmana dayalı bu kardeşlik nesep ve kan kardeşliğinden daha sağlam, daha önemli ve önceliklidir.

 

İnsanı cennete götürecek derecede kâmil bir imana sahip olabilmek için mü’minin din kardeşini sevmesi şart koşulmuştur. Nitekim bir hadis-i şerifte, “İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız...” (Müslim, İman, 93) İnsanın ebedî kurtuluşa erebilmesi için imanın, iman etmiş olmak için de mü’min kardeşini sevmesinin olmazsa olmaz bir şart olarak görülmesi mü’minler arası ilişkilerde sevginin önemini açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Bundan dolayı mü’minlerin birbirlerini sırf Allah rızası için sevmeleri gerekir. Hz. Peygamber (s.a.s.) birbirlerini Allah için sevenlerin hiçbir gölgenin olmadığı kıyamet gününde Allah’ın gölgesinde gölgeleneceklerini müjdelemiştir. (Buharî, Rikak, 24; Müslim, Zekât, 30; Tirmizi, Zühd, 53)

 

Din kardeşine duyulan sevgi beraberinde sorumluluğu da getirmektedir. Bu nedenle Müslümanın din kardeşleriyle yakından ilgilenmeli, sıkıntılı zamanlarında onların yanlarında olmalı ve dertleriyle dertlenmelidir. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s.), “Müslümanların derdini dert edinmeyen onlardan değildir” (Hâkim, IV, 352) buyurarak bu sorumluluğa işaret etmiştir. Bu nedenle mü’min asla bencil ve neme lazımcı olamaz. Bilakis o son derece diğergamdır, onun yüreği din kardeşlerine karşı şefkat ve merhamet hisleriyle dopdoludur.

 

Hz. Peygamber (s.a.s.), mü’minlerin birbirlerine karşı nasıl bir tavır sergilemeleri gerektiğini şöyle açıklamıştır: “Mü’minler birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamette ve korumakta bir vücut gibidir. Ondan bir organ rahatsız olduğunda, diğer organlar da onunla birlikte ateşlenir, uykusuz kalır.” (Buharî, Edeb, 27; Müslim, Birr, 66)

 

Bu hadis-i şerifin ifadesine göre, zulme ve haksızlığa uğramış, evinden yurdundan kaçmak zorunda kalmış, açlık ve sefaletle boğuşan, olumsuz hayat şartları karşısında ölüm kalım mücadelesi veren Müslümanların acıklı halleri bütün mü’minlerin yüreğini sızlatmalıdır. Sırf inancından dolayı katliamlara maruz kalan, günlerce bombaların, füzelerin hedefi haline gelen savunmasız, masum kadınların, çocukların içler acısı manzaraları tüylerimizi diken diken etmeli; mazlumların ve biçarelerin feryatları uykularımızı kaçırmalıdır. Yine ihtiyaç içinde kıvranan fakir ve yoksulların durumları hepimizi düşündürmelidir.   Lokman Hekim’in oğluna tavsiyesinde “Kardeşlik ihtiyaç halinde belli olur” dediği gibi, din kardeşliği böyle zor zamanlarda kendini göstermelidir.

 

Şimdi kardeşliğimizi gösterme zamanı. Acıları sözde değil özde paylaşma, ta yüreğin derinliklerinde hissetme zamanı. İslam coğrafyası baştanbaşa hep kan, gözyaşı, acı, ızdırap, açlık, yokluk, sefalet ve zulüm içinde. Mazlumların feryadı yeri göğü inletiyor. Kimsesiz, sahipsiz biçareler kendilerine uzanacak bir şefkat eli bekliyor. Şimdi merhameti kuşanıp yetimin başını okşama, mazlumların imdadına koşma ve kimsesizlerin kimsesi olma zamanı…

 

Bu yazı toplam 596 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim