• BIST 106.474
  • Altın 151,840
  • Dolar 3,6440
  • Euro 4,3033
  • Kocaeli : 6 °C
  • İstanbul : 15 °C
  • Sakarya : 7 °C

Kartepe’de hayvancılık bitiyor mu?

Hasan Altınkaya

Sadece sanayisi ve turizmi ile değil, aynı zamanda tarım ve hayvancılığıyla da ön planda olan Kartepe’de hayvancılığa “darbe” vurulacağı iddiaları tartışılmaya devam ediyor. Bir yerel gazetede çıkan haber sonrası özellikle geçimini hayvancılıktan sağlayan vatandaşlar merak ve panik içerisinde belediyeden işin aslını öğrenmeye çalıştı. Gerçekten de hayvancılığa darbe mi vurulacaktı? Haberin kaynağı, Kartepe Belediyesi’nin aldığı bir meclis kararıydı. İlk bakışta haber etkileyici gözüküyor ve gerçekten hayvancılığa büyük bir darbe vurulacağını düşündürüyor. Detaylıca okumayan ve araştırmayan bir toplumda algı oluşturmanın en güzel yolu da budur. Bu anlamda hedefine ulaşmış bir haberdi diyebiliriz. 
Geçtiğimiz günlerde Belediye Başkan vekili Zafer Arat, konuyu netleştiren bir basın açıklaması yayımladı. Arat özetle, hayvancılığa darbe vurulduğu iddialarının gerçek dışı olduğunu anlattı. 
Peki nedir işin aslı? Kartepe’yi biraz bilen bir insan, Kartepe’de hayvancılığın bitmesinin mümkün olmayacağını bilir. Haberde iddia edildiği gibi önce Köseköy, Uzunçiftlik gibi bölgelerde daha sonra ise diğer bölgelerde kimsenin hayvan besleyemeyeceği gibi bir uygulamanın olması mümkün değil. Ancak yerleşim yeri içerisinde, konut bölgelerinde hayvancılık yapmanın yasaklanabileceğini elbette tahmin ediyordum. Nitekim durum da bundan ibaretmiş. 
Köseköy İstasyon Mahallesi’ni düşünün. Bir tarafta bankalar, yoğun ticari hareketlilik; hemen karşısında evinin alt katını ahıra çevirmiş bir vatandaş… Bundan sadece o bölgede oturanlar değil, her vatandaş rahatsızlık duymaz mı? Köseköy’ün “Merkez” diye tabir edilen bölgesinde yıllar önce dahi hayvancılık yapıldığında, etrafı nasıl rahatsız ettiğini, kokudan nefes alınamadığını biliyorum. Hayvanlar asfalttan otlamaya götürülürken yolların ne hale geldiğini de biliyoruz. Adeta mayın tarlasına dönen yollarda, araçlar da insanlar da pislik içinde kalabiliyor. Vatandaş hayvan yetiştirebilmeli elbette, tarım yapabilmeli. Kimsenin buna karışmaya da engel olmaya da hakkı yok. Yalnız toplumsal düzenin sağlanması ve korunması için birtakım kurallar ve kısıtlamalar olmalıdır. Yalnızca bu işle uğraşanların hakkını savunmak yetmez, “diğerlerini” de düşünmek gerekir. 
Koku yüzünden yıllarca evinin camını açmayan ailenin isteği elbette mahalle aralarında, konut bölgesinde, ticari hareketliliğin olduğu yerleşim yerlerinde hayvancılığın yasaklanması olacaktır. Ancak bu demek değildir ki, Karatepe gibi, Şirinsulhiye gibi tarım ve hayvancılığa uygun kırsal kesimlerde hayvancılık yasaklansın. Böyle bir şey söz konusu olamaz. Zaten Karatepe bırakın Kartepe’yi, tüm Kocaeli için önemli bir kurban kesim merkezi haline gelmiş durumda. Kurban Bayramı’nda binlerce vatandaş bu bölgeye giderek rahatlıkla kurbanlarını kesebiliyor. O bölgede hayvancılıkla uğraşan vatandaşlar ciddi yatırımlar yaparak bu işi hayli modernize etmeye devam ediyorlar. Böyle bir bölgede hayvancılığı yasaklamak nasıl mümkün olabilir ki? 
Yukarıda da ifade ettiğim gibi, Başkan Vekili Arat da, hayvancılık faaliyetinde bulunan vatandaşların mağdur edilmesinin söz konusu olmayacağını ifade etmiş zaten. Halk ve çevre sağlığı gereği mahalle aralarında hayvan yetiştirmenin yasaklandığını ve bunun da Kartepe’nin modernleşmesi, kent vizyonu ve turizm misyonu düşünülerek yapıldığını, kararın alınırken vatandaşlardan gelen şikayetlerin etkisinin yanı sıra, “İl Umumi Hıfzıssıhha Meclis Kararı”na dayanarak oluşturulduğunu ifade etmiş.
Zafer Arat’ın açıklamalarından da anladığımız kadarıyla, haberi yapan yerel gazete her zamanki gibi art niyetli bir yaklaşım sergilemiş. Başkan Üzülmez’in de “iyi bir şey yazarsa eyvah deyin” diyerek pek ciddiye almadığını gösterdiği bu gazetede çıkan haber sonrası da Kartepe’de hayvancılık bitmeyecek. Toplum ve çevre sağlığı için mahalle aralarında rastlanan nahoş görüntülerin önüne geçilecek, hayvancılığa uygun bölgelerde ise vatandaş mağdur edilmeyecek. Doğrusu da budur…


Kızılay Kongresi


“Kara gün dostu” diye çocukluğumuzdan bu yana öğretilen Kızılay’ın geçtiğimiz hafta kongresine katıldım. Kızılay, benim için aynı zamanda milli takım gibi. Toplumu oluşturan farklı ses ve renklerin bir arada olduğu bir mozaik gibi görüyorum. Deprem, sel gibi afetlerde kimse ne senin partini sorguluyor ne de ideolojini, herkes can derdine düşüyor. Yardımlaşma duygusunun üst düzeyde olduğu zamanlarda, Kızılay da beyaz zeminde kırmızı hilal görüntüsüyle hep yanımızda olur. Bazen kurtarıcı bazen de şefkat eli gibi görürüz. Yani kimse Kızılay dendiğinde olumsuz bir şey hissetmez. Ancak böylesi önemli bir kuruluşun Kartepe’de yapılan kongresine bakınca üzülüyorsunuz. Katılımcı sayısının azlığına mı, kongre için yeterli hazırlığın yapılamamış olmasına mı, ya da zaten az sayıda katılımcı olmasına rağmen protokoldeki isimlerin bile atlanmasına mı üzülelim? 
Öncelikle Kızılay bayrağından başlayalım. O bayrak oldukça önemli bir simge. Bir iki kırışık bayrağın göstermelik olarak ve özensizce salona asılması hiç hoş bir görüntü değildi. Çok mu zor o bayrakları ütüleyerek, doğru düzgün asmak? Peki kürsünün haline ne demeli? Toz muydu, buhar mı bilmiyorum ama konuşmacıdan çok kürsüdeki görüntü dikkat çekiyordu. Kongre bu, insan bir bakmaz mı sahnenin son haline. Katılımcı sayısı çok az olmasına rağmen konuşmacılar protokolü atlama gafletinde bulundu. Kooperatif başkanlarından stk temsilcilerine kadar isimler sayılırken, Büyükşehir Belediyesi başkan danışmanının, CHP Kartepe İlçe Başkanının ismini telaffuz etmemek olur mu? Böyle bir şey nasıl atlanır? Hiç mi hazırlık yapılmadı, hiç mi önemsenmedi? 
Kızılay kongresinin daha geniş katılımla, ciddi bir ön hazırlık yapılarak gerçekleştirilmesini beklerdim. Çünkü Kızılay sıradan bir dernek değil. Milletin gönüllerinde yer edinmiş, en fazla destek gören, çağrılarına en hızlı karşılık gören dernek. Bu yapıyı böyle hatalarla basitleştirmeyelim. Ayrıntı gibi görünse de, kurumsal kimliğe zarar verebilecek her detayda daha dikkatli olunmasını tavsiye ediyorum.

Bu yazı toplam 1205 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim