• BIST 97.533
  • Altın 145,745
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli : 11 °C
  • İstanbul : 17 °C
  • Sakarya : 11 °C

Kartepe’deki felaket!

Hasan Altınkaya

Geçtiğimiz hafta Kartepe’de son yılların en büyük doğal afetlerinden biri yaşandı.

Kocaeli’nin bir aylık yağışı, sadece 6 saat içerisinde Kartepe’ye düştü. Meteorolojinin günler öncesinden yaptığı şiddetli yağış ve fırtına uyarısı gerçeğe döndü ve Kartepe’yi adeta "sel aldı"... Uyarılar karşısında alınan önlemlere rağmen, kimse böylesi yağış beklemiyordu. Gece saatlerinde başlayan yağış, sabaha karşı sele dönüştü. Korkunç manzara sabahın ilk ışıklarıyla ortaya çıktı. O saatlerde Kartepe’nin birçok noktasına giderek, yaşananları yerinde gördüm. Taşan dereler, kapanan yollar, evlerinde mahsur kalan insanlar, sular altındaki iş yerleri...

Evet kısa zamanda çok yağmur yağdı, bunun bir doğal afet olduğu tartışılmaz bir gerçek. Fakat büyük ihmallerin de sele çanak tuttuğunu görmek içimi daha da acıttı... Sel felaketinin Kartepe'ye etkisini görmek için, yola Köseköy'den başladım. Köseköy sakindi, sel diyebileceğimiz bir görüntü henüz yoktu. Yalnız Fatih Sultan Mehmet Mahallesi'nde bir görüntü vardı ki, tam Aziz Nesin'likti... 17 Ağustos İlköğretim Okulu'nun arkası adeta bir göle dönmüştü. O kadar su birikmişti ki, rahatlıkla su kayağı yapılabilirdi. Gölün nedenini anlayınca, kurumlar arası diyalog eksikliğinin tirajikomik halini farkediyorsunuz; suyun tahliye edilmesini sağlayacak rögar kapağının üstüne beton dökülmüş! Elektrik direğinin etrafına beton dökülürken, rögar kapağı da aradan çıkmış işte...

Sağ olsunlar, çok düşünceliler. Ya birinin topuğu o rögar kapağına takılırsa? Kimse düşünmemişti bunu ama yetkililer bu inceliği göstermişler. Tek sıkıntı, yağmur sularına gidecek bir yer göstermemişler. Bununla beraber koca mahalle göle dönerken, insanlar içinde kaldıkları duruma çare üretmeye çalışıyordu. Mahalleyi iyi bilen bir amcamız yetişti imdâda. "Eskiden burada bir rögar kapağı vardı, orayı kıralım su aksın gitsin" dedi ve beton öyle kırıldı. Böylece su birkaç saat içerisinde tahliye edildi. Alın size ihmallerden bir örnek! Yıllar önce yapılan küçücük bir hata, bugün bir mahallenin göle dönmesine sebep olabilirdi.

Sapanca yoluna girdiğimde, selin izlerini daha net görmeye başladım. Aşırı yağış nedeniyle çukura yan yatan bir araç gözüme çarptı. Biriken su nedeniyle araçların güçlükle ilerlediği yolun hemen ilerisinde ise Başkan Üzülmez... Selden zarar gören bölgelerde incelemelerini sürdürüyordu. Acısu'da ortaya çıkan manzara ise gerçekten korkunçtu. Emniyet Müdürlüğü ve çevresi adeta göle dönmüş, bir yandan da sel suları yukarı kesimlerden hızla inmeye devam ediyordu. Bulduğu korunaklı yerlere sığınan vatandaşlar, böyle bir felaket görmediklerini ifade ediyorlardı. Emniyet Müdürlüğü'nde çalışan bir yetkili; "Çekok Fabrikası'nın orası daha beter" diye ifade etti durumu. "Burası böyleyse orası nasıldır?" diye düşünüyor insan...

Acısu'dan dönüşte gördüğüm ise, yeni yapılan üst geçidin altını sular kapatmıştı. Araçlar geçmekte zorlanıyordu. Sapanca yolu Suadiye sapağının olduğu bölge de sulara gömülmüştü. Bu yol daha yeni tamamlanmasına rağmen, şiddetli bir yağmurda göle dönüşmesi gerçekten düşündürücü. Üstelik yol, söylenenden daha uzun süre sonra kullanıma açılmıştı.

Uzunçiftlik'te, evlerinde mağdur olan vatandaşları gördüğünüzde anlıyorsunuz ki; sel Kartepe'yi de, Kartepeli'yi de vurmuştu. Gözleri yaşlı çaresiz vatandaşlar, mahsur kaldıkları evlerinden belediyeye ait iş makineleriyle çıkartılıyordu. Geceden park halindeki araçlar suya gömülmüş, onlarca ev ve iş yerini su basmıştı.

Eşme’de ise durum çok daha vahimdi. Selden yüzlerce vatandaş zarar görmüştü. Adapazarı-İzmit Karayolu, saatlerce trafiğe kapatıldı. Sel suları otobüsleri dahi süreklemişti. Görünen o ki, Eşme de son yılların en büyük afetini yaşıyordu. Tek iyi haber Sapanca Gölü'nden geldi; yağışlarla birlikte göldeki su seviyesi yaklaşık 20 cm yükselmişti.  Kışın yağan karıyla Türkiye'nin tanıdığı Kartepe, son yağışlarla birlikte ülke gündeminde farklı şekilde yer aldı. Plansız yapılaşmayla başlayan yanlışlara alt yapı yetersizliği ve denetimsizlik de eklenince, böyle sonuçlar kaçınılmaz oluyor. Hala dere yataklarına yapılan evlerde yaşayan vatandaşlarımız var! Birilerinin sorumsuzluğunun ve ihmalinin bedelini en çok yine vatandaş ödüyor.

Geçenlerde bir toplantıda, "İmar planlarına dokunmak öyle kolay değil. Değişiklik yaparak, eski plana göre arsa sahibi olan her bir zengini karşınıza alamazsınız" diyordu bir akademisyen. Ölçümüz bu olduğu sürece, elimizi kolumuzu bağlayan şeyler arttıkça, planlama içinden çıkılamaz bir hâl alıyor. Birkaç kişinin değil, çoğunluğun çıkarını gözetmekle yükümlü tüm seçilmişler. Yerelde ise belediyeler, büyük ölçekte yapılan yanlışların makyajını yapmak zorunda kalıyor. Parsel bazında yapılan usulsüzlükler ve göz yummalar da tuz biber ekiyor buna. Bütüncül planlama yaklaşımıyla, farklı disiplinlerin katkısının önemsendiği, ortak aklın ve bilim ön planda tutulduğu bir yönetim anlayışıdır ihtiyacımız olan.

Bu yazı toplam 1453 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
derya
04 Kasım 2014 Salı 08:36
08:36
selden zarar gören insanların Valilik'den sadece 500,00.TL yardım aldığını da belirtseydiniz keşke
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim