• BIST 98.090
  • Altın 143,479
  • Dolar 3,5672
  • Euro 3,9865
  • Kocaeli : 16 °C
  • İstanbul : 18 °C
  • Sakarya : 17 °C

Kavanoz ve iki fincan kahvenin hikayesi

M.Tanzer Ünal

Bugün pazar.
Üstelik yılın ilk günü…
Önümüzde yaşanacak koskoca bir yıl var.
İyi günler, kötü günler…
Eksiler, artılar…
Siyahlar, beyazlar…
Nadir Sarışeker dostumuz, elektronik posta göndermiş.
Diyor ki; ”Ne zaman hayatınızda bazı şeyler çekilmez hale gelirse, ne zaman 24 saat kısa gelmeye başlarsa, o zaman “Kavanoz ve iki fincan kahve” hikayesini hatırlayınız!”
Nadir Sarışeker’in bu önerisini sizlerle paylaşıyorum.
Sizler de dostlarınıza aynı öneride bulunabilirsiniz.
İşte o hikaye!
“Bir gün bir felsefe profesörü, elinde bazı malzemelerle derse gelir.
Ders başladığında, hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe kavanozunu alır.
Sonda da kavanozu ağzına kadar tenis topları ile doldurur.
Ardından öğrencilerine kavanozun dolup dolmadığını sorar…
Bütün öğrenciler hep bir ağızdan dolduğunu söylerler.
Bunun üzerine, profesör, önündeki kutulardan birinden aldığı çakıl taşlarını kavanoza döker.
Çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurmaya başlar.
Profesör, yeniden kavanozun dolup dolmadığını sorar.
Öğrenciler yine hep birlikte,”Evet, doldu” derler.
Profesör bu defa da, masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker.
Tabii ki kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurur.
Profesör, yine aynı soruyu sorar.
Öğrenciler de yine koro halinde “Evet doldu” derler.
Profesör, bu kez ise masanın altında hazır bekleyen iki fincan kahveyi alır.
Başlar kahveyi kavanozun içine dökmeye.
Bu kez de kahve de kumların arasında kalan boşlukları doldurur.
Bunun üzerine öğrenciler gülmeye başlar…
Ardından profesör öğrencilerine nasihat etmeye başlar:
“Bu kavanoz sizin hayatınızdır.
Tenis topları, hayatınızdaki önemli şeylerdir.
Yani aileniz, çocuklarınız, sağlığınız, arkadaşlarınız gibi.
Diğer şeyleri kaybetseniz de, bunlar hayatınızı doldurmaya yeter.
Çakıl taşları ise sizin için daha az önemli olan diğer şeylerdir.
Yani işiniz, eviniz, arabanız gibi.
Kum ise diğer ufak tefek şeylerdir.
Şayet kavanoza önce kum doldurursanız, çakıl taşlarına ve özellikle de tenis toplarına yeterli yer kalmaz.
Aynı şey hayatımız için de geçerlidir.
Vaktinizi ve enerjinizi, ufak tefek şeylere harcar, israf edersiniz.
Bu defa da önemli şeyler için vakit kalmayacaktır.
Dikkatinizi mutluluğunuz için önemli olan şeylere çevirin.
Çocuklarınızla oynayın!
Sağlığınıza dikkat edin!
Sevdiklerinizle yemeğe çıkın!
Evinizin ihtiyaçlarını karşılayın!
Öncelikle tenis toplarını kavanoza yerleştirin!
Öncelikleri, sıralamayı iyi bilin!
Gerisi hep kumdur…”
Bu arada bir öğrenci merakla şu soruyu sorar:
“Hocam peki, o iki fincan kahve nedir?”
Profesör, gülerek cevaplar:
“Bu soruyu bekliyordum.
Hayatınız ne kadar dolu olursa olsun, her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle bir fincan kahve içecek kadar yer vardır.”
******
Hikaye böyle.
Sanırım, 2012 yılının bu ilk gününde…
Sizler de benim gibi bu hikayeden bir mesaj almışsınızdır.

Bu yazı toplam 585 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim