• BIST 108.489
  • Altın 152,547
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Kocaeli : 17 °C
  • İstanbul : 17 °C
  • Sakarya : 17 °C

KDV’de uygulanan haksızlık

Fikret Gökmen

Katma Değer Vergisi Yasası’nın en temel ve belirleyici özelliği, KDV yükünün aracının üzerinde kalmaması ilkesidir. Ama gelin görün ki uygulamada bunun aksi örneklerine rastlamak mümkün. İstanbul SMMM Odası Başkanı Sayın Yahya Arıkan geçen haftaki yazısında bu konuyu çok güzel dile getirmiş. Bu hafta bu konuyu sizlerle paylaşmak istedik.        

 

Zorla tahsil edilen vergi: KDV

Malın teslim edilmesi ya da hizmetin yapılmasından sonra fatura düzenleniyor. Faturada hesaplanan KDV’nin, normal şartlarda, mal veya hizmet bedeli ile birlikte tahsil edilmesi gerekir. Ancak ticari hayatta tahsilat her zaman peşin yapılamıyor. Uzun vadeler, ekonomik krizle birlikte ödeme sıkıntısı yaşayan alıcılar. Sonuç, tahsil edilemeyen mal ve hizmet bedeli ve tahsil edilemeyen KDV.

Ama tahsilatı yapılamayan faturanın KDV’si hesaplandı ve beyan edildi. Doğal olarak mükellefin artık KDV borcu var. Alıcıdan tahsil edemediği KDV borcu. 
 

Vergi Dairesi’nin eli güçlü, bu vergi öyle ya da böyle tahsil edilecek. Cebri tahsil yöntemleri kullanılacak. Mükellefin banka hesaplarına ve diğer mal varlıklarına haciz konulacak. 
 

Mükellef derdini anlatmaya çalışacak, mal ve hizmet bedelinin yanı sıra KDV’nin de alıcıdan tahsil edilemediğini anlatacak. Hatta vergi borcundan kurtulmak için KDV’nin takside bağlanmasını ve bu şekilde ödemeyi talep edecek.

 

Devlet finansı!

Ancak Vergi Dairesi hacizleri kaldırmadığı gibi, taksitlendirmeyi dahi kabul etmeyecek. Çünkü mevcut düzenlemelere göre KDV borcu tecil edilemez, yani taksitlendirilemez. Bunun mantığı şu: Çünkü normal şartlarda KDV’nin alıcıdan tahsil edilmiş olması gerekiyor. Dolayısıyla alıcıdan tahsil edilen KDV’nin devlete ödenmesi geciktirilemez. Yani devlet mükellefi bu anlamda finanse edemez.

Alıcıdan tahsil edilen KDV açısından bu mantık doğru. Ancak yukarıda açıkladığımız gerekçelerle müşteriden tahsil edilemeyen KDV için bu mantığın doğru olması mümkün değil. Devlet, mükelleflerinden tahsil edemedikleri KDV’yi zorla talep ederek aslında kendini finanse ettirmiş oluyor.
 

Müşteriden tahsil edilmeyen KDV için mükelleflere tanınan tek hak, bu tutarın şüpheli alacak sayılıp gider yazılması. Bunun için de dava veya icraya başvurulmuş olması gerekiyor. Bu yöntemle tahsil edilmeyip devlete zorla ödenen KDV’nin kurumlar vergisi mükelleflerinde yüzde 20’si devlete ödenmemiş oluyor. 
 

KDV oranını yüzde 18 kabul edersek, müşteriden tahsil edilemeyen 18 lira gider yazılıyor. Bu durumda (18 x yüzde 20 =) 3.6 TL devlete ödenmiyor. Geri kalan 14.4 TL müşterilerden tahsil edilememesine rağmen devlete ödeniyor. Yani devlet kendisine 14.4 TL finansman yaratmış oluyor.

Bu yazı toplam 1392 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim