• BIST 97.726
  • Altın 145,622
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001
  • Kocaeli : 14 °C
  • İstanbul : 17 °C
  • Sakarya : 14 °C

Kekik kokan oğlak eti ve buğdayın “cücük” ü…

M.Tanzer Ünal

“Önce bozup, sonra düzeltme” konusunda üstümüze yok!
Bunu ancak bizim gibi 60’ını devirenler anlayabilir.
Hani şimdi, yeni bir buluşmuş gibi, “organik gıda” ve “tam buğday ekmek” modası başlatıldı ya…
Eskiden…
Eski dediysem, bundan 30 yıl önce…
Tüm gıdalar organikti.
Ekmekler de “tam buğday”…
Ne olduysa…
Sofralarımızdaki o “organik yiyecekler” bir anda yok oluverdi.
“Tu kaka” yaptık hepsini!
Önce geleneksel sebze ve meyvelerimizin tohumlarıyla, hayvanlarımızın genleriyle oynadılar.
O, eğri büğrü, ama harika lezzetli sebzeler gitti, aynı boyda, daha gösterişli, ancak lezzeti olmayan sebzeler aldı yerini.
Domateslerimiz eski domates, salatalıklarımız eski salatalık değil artık.
Kabak kabak gibi, patlıcan patlıcan gibi kokmuyor.
Etler de öyle…
Tavuk eti olsun, dana veya kuzu eti olsun…
Siz yerken “tat” alabiliyor musunuz?
“Et yedim” diyebiliyor musunuz?
Eskiden bir evde tavuk pişerken, kokusu iki sokak öteye kadar yayılırdı.
Suyu ile pişirilen çorba ve pilavın tadına doyum olmazdı.
Siz hiç “kekik kokulu oğlak eti” nedir bilir misiniz?
Hiç yediniz mi?
Hepsi yok oldu.
Hepsini yok ettik…
Şimdi ne köftede, ne pirzolada, ne de bonfilede tat var!
“Doğal et” bitti, “endüstriyel et” yemeye mahkûm edildik.
İster kendimiz yetiştirelim, ister dışarıdan ithal edelim, et, artık bizim bildiğimiz et değil.
Peynir de öyle…
Tereyağı da…
Süt de…
Yumurta da…
*********
Ya “ekmek” konusuna ne demeli?
Eskiden…
Bizim çocukluğumuz ve ilk gençlik yıllarımızda…
Köylü buğdayını çuvala doldurur, su değirmenine götürür, buğday değirmende iki taş arasında öğütülür, un olurdu.
İşte bugün “tam buğday” dediğimiz un, o “un”du.
Buğday un haline getirilirken, içinden hiçbir şey alınmıyordu.
Şimdi öyle mi ya!
Günümüzde, “taş değirmenler” in yerini, “un fabrikaları” aldı.
Buğday, un fabrikalarında “olduğu gibi” öğütülmüyor.
Mekanik işlemden geçerken buğdayın belirli bölümleri ayrılıyor.
Bazı kimyasallar katılarak rengi değiştiriliyor.
Buğdayda neler var, önce bunu bir bilelim!
*Karbonhidratlar var…
*Protein var…
*Yağlar var…
*Mineral tuzlar var…
*Vitaminler, enzimler var…
Un değirmenlerinde, bu saydıklarımın hepsi buğdaydan ayrılıyor.
Ne için?
Tüketicinin “beyaz ekmek” talebini karşılamak için…
“E vitamini” başta olmak üzere diğer vitaminleri…
Karbonhidratı…
Proteini…
Mineralleri kalsiyumu, fosforu, magnezyumu, demiri, çinkosu…
Ruşeymi…
Undan ayrılıyor.
Geriye sadece buğdayın hiçbir işe yaramayan “dolgu kısmı” kalıyor, bunu da öğütüp un haline getiriyoruz, “beyaz ekmek” yapıyoruz.
Sünger ekmek…
Kayış gibi…
******
“Buğdayın ruşeymi” deriz de, nedir bu “ruşeym”?
Ruşeym, buğdayın kalbidir, hayat kaynağıdır.
Buğday taneciğinin en tepesindeki “cücük” tür…
Yani buğdayın en değerli yeri…
İşte biz “cücük” ü buğdaydan ayırıyoruz, ya çöpe atıyoruz, ya da hayvanlara yem olarak veriyoruz.
Bazı uyanıklar da bunu alıp, bazı işlemlerden geçirip, şişeleyip, avuç dolusu paraya “Doğal E Vitamini” olarak satıyor.
Vitamin şişelerinin üstünde “wheat germ” yazıyorsa, bilin ki, o şişenin içinde “buğdayın cücük” ü vardır.
“E Vitamini”nin yararlarını biliyorsunuz…
*Yaşlılığı geciktirir.
*Vücutta hücre zarının dayanıklılığını sağlar.
*Bağışıklık sistemini destekler.
*Kanserin önlenmesinde önemli rol oynar.
*Koroner kalp hastalığı riskini azaltır.
*Pıhtı azaltıcı etkisiyle kanın akışını sağlar.
*Diyabetli hastalarda damar komplikasyonlarının önlenmesine yardımcı olur.
*Sinir sistemi hastalıklarında olumlu etkiler gösterir.
*Gözde katarakt oluşumunu geciktirir.
*Yaşlılığa bağlı hücre hasarlarında azalmaya neden olur.
*Etkin bir antioksidandır.
*Üreme sisteminde etkilidir.
*Kansızlığı önler.
********
İşte biz çocukluğumuzda, buğdayın tüm yararlarını taşıyan ekmeği yerdik.
Sonra “şehir ekmeği”, “beyaz ekmek” dediler, millete hiçbir yararı olmayan ekmek yedirmeye başladılar.
Şimdi…
Yeni yeni…
Eskiye dönüş başladı.
Tam buğday…
Kepekli, çavdar…
Kepek oranı fazla…
Yakında eski ekmeğimize kavuşacağız.
Pek çok konuda eleştirdiğim hükümetin, ekmek konusundaki gayretlerini destekliyorum.
Eğriye eğri…
Doğruya doğru…
********
Ekmeğimiz, meyvemiz, sebzemiz, etimiz…
Yıllar önce hepsi organikti.
Kaybettik…
Modernleşme uğruna, çağdaşlaşma uğruna kaybettik.
Yıllar sonra…
Kaybettiklerimizin değerini anladık.
Şimdi tüm gayretimizle yeniden “eski ekmeğimizi”, “eski sebzemizi”, “eski etimizi” elde etmek için çalışıyoruz.
Peki, kaybettiğimiz yıllar ne olacak?
Kaybettiğimiz sağlığımız…
“Kekik kokulu oğlak eti” ni acaba tekrar yiyebilecek miyiz?
Hiç olmasa bundan sonra “buğdayın cücük” ü çöpe atılmasa!
İyi pazarlar!

Bu yazı toplam 1132 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim