• BIST 90.182
  • Altın 147,216
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • Kocaeli : 0 °C
  • İstanbul : 10 °C
  • Sakarya : 0 °C

Kendimi nasıl motive ederim?

Ayşe SARIZEYBEK

Beyaz bir haftada,  tüm okurlara yeniden merhaba,

Yeni yılın ilk gününden itibaren üst üste yaşadığımız olaylar hepimizi abandone etti. Reina saldırısının şokunu atlatmamışken, İzmir Adliyesi saldırısı ve şehit polisimiz Fethi Sekin’in faciayı önlemek için kahramanca kendini feda etmesi tüm halkımızı yasa boğdu. Tüm bu olaylarla birlikte, gündemdeki elektrik kesintileri, kar yağışı, grip salgını, doların artışı ve anayasa oylaması derken bugüne geldik. Her gün farklı bir şaşkınlık içindeyiz. Tarihe geçen günler yaşıyoruz. Bu süreç zor bir süreç. Terörün yarattığı sıkıntıyla birlikte dövizdeki hızlı yükseliş de hepimizi tedirgin etmiş durumda. Tüm bu tedirginlik, günlük yaşamımızdaki tahammül sınırımızı gitgide aşağı çekerken, döviz nereye fırlarsa fırlasın, yaşadığımız ne olursa olsun motivasyonumuzu yüksek tutmak zorundayız. Yaşam devam ediyor.

Motivasyonumuzu olumsuz etkileyen en temel duygu, öfke ve keder duygusudur.

Öfke ve keder, birbirinden farklı gibi görünse de, aslında aynıdır. Keder, pasif öfkedir. Öfke ise aktif kederdir. Keder ve öfke duygusuna kapılmak, neşe duygusuna kapılmaktan daha kolaydır.

 Eğer, üzüntüyü yoğun yaşayan, yani kederi seven biriyseniz, mesela sizinle ilgisi olmayan olaylara bile çok fazla üzülüp kafanızı takıyorsanız, aslında pasif öfke yaşıyorsunuz demektir. Kederlenen insanlar, öfkelerini dışarıya yansıtamazlar. Sessizce üzülmeyi tercih ederler. Oysa üzülmek, öfkelenmekten daha fazla zarar veren bir duygudur. Çünkü üzüntümüzü içimizde yaşarız. Kendimizi kemiririz. Bu da beden sağlığımızı olumsuz etkiler. Bu nedenle mide, kalp, karaciğer, pankreas hastalıklarının kederli insanlarda daha çok ortaya çıkması rastlantı değildir. Bilinen bir gerçektir.

Öfke, aktif halde yaşanan keder duygusudur. İçimizde tutmayıp, dışarı kustuğumuzdan, pasif olan kedere göre, bedenimize daha az zarar vermektedir.

Ne ilginç değil mi? Duyguyu, pasif olarak içimizde yaşadığımız zaman bedene zarar veriyor. Ama aktifleştirip yani eyleme geçirip dışarı yansıttığımızda bedenimize zarar vermiyor.

Öfkeden de özgürleşin, takmayın kafanıza, boş verin, hiçbir şey sizden kıymetli değil diyeceğim, ama bazen elimizde olmadan kafamıza takılıyor işte. Öyleyse, böyle zamanlarda, seçimimizi kederden değil, öfkeden yana kullanalım. İçinizdekileri dışarı kusun. Kalbinizde tutmayın. Bedeninizi zehirlemeyin. İçimize attığımız, dışarıya atmadığımız, bastırdığımız her duygu zehirdir.  Virüstür. İnanın, şu an salgını olan influenzadan bile daha tehlikelidir. Sinsi sinsi içinizde yayılır, farkına varmazsınız.

Öfkemizi, illa ki kavga ederek boşaltmamıza gerek yok. Özellikle kederlenmeyi sevenler için bu daha zor bir eylemdir. Bunun için pratik bir yöntem tavsiye edebilirim.

Öfke boşaltmak için yastık metodunu kullanabilirsiniz. Evinizde kullanmadığınız bir yastığı, öfke yastığı yapın. Öfke yastığınıza isim verin. Bu isim hiç sevmediğiniz, kızgın olduğunuz, nefret ettiğiniz birlerinin ismi olsun. En az 10 dakika, yastığınıza yumruklar atıp, bağırıp çağırın, ağzınıza geleni söyleyin. Göreceksiniz, 10 dakika sonra süper rahatlamış olacaksınız. Bu yöntem çok etkili ve rahatlatıcı bir yöntemdir. Yumruk atarken, tüm gücünüzü kollarınıza vermeye dikkat edin. Ayrıca, her uygulamanızda, öfke yastığınıza farklı isimler de verebilirsiniz. 

Siz siz olun, içinizde negatif duygular tutmayın.  Öfkenizi boşaltın, şarkılar mırıldanın. Şarkı söylemek, ruhun konuşmasıdır. Dans edin. Acıklı müzikler değil, neşeli şarkılar dinleyin. Yaşam devam ediyor. Kendi motivasyonumuzu,  kendimiz yükseltmek durumundayız. Bize bizden başka kurtarıcı yok.

Her ne olursa olsun, neşeyle, keyifle kolaylıkla olsun. Sevgiyle kalın.

Bu yazı toplam 1677 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim