• BIST 106.736
  • Altın 141,224
  • Dolar 3,5208
  • Euro 4,0963
  • Kocaeli : 26 °C
  • İstanbul : 27 °C
  • Sakarya : 26 °C

“Kentsel Dönüşüm” bilmecesi

Hasan Altınkaya

Son günlerin en büyük tartışma mevzularından biri “Kentsel Dönüşüm”…

Ülkemizde olduğu gibi, ilimizde ve ilçemizde de gündemin ilk maddelerinden.

Bakalım nedir bu “Kentsel Dönüşüm” dedikleri?

İlgili yasada (6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun) geçen tanımıyla; “Afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenileme” işidir.

Bir diğer deyişle, “riskli” yapıların ve alanların yenilenmesi Kentsel Dönüşüm. Deprem, sel, heyelan gibi afetlere karşı riski bulunan tüm yapılar bu kapsamda değerlendirilebilir. Eğer oturduğunuz bina bu risk faktörlerinden birindeyse ve bunu belgelerseniz, devletin desteğini de arkanıza alarak yapınızı yenileyebilirsiniz. Her yaşanan afet sonrası gündeme gelen kentsel dönüşümle ilgili yasalar, bilindiği gibi Van Depremi sonrası nihayet yürürlüğe girmişti. O gün bugündür de konuyla ilgili birçok kanun yürürlükte.

Kentsel Dönüşüm, çok aktörlü ve çok katmanlı bir süreç. Bu süreçte ortalıkta dolaşan ve kafaları karıştıran birçok soru var elbette…

“Dönüşümün bize ne faydası var?
Bunlar birer “rant” projesi mi?
Malımız mülkümüz gidecek, evsiz mi kalacağız?” gibi…

Emekevler Mahallesi’nin Kartepe’de Kentsel Dönüşümün pilot bölgesi olarak seçilmesinin ardından, daha sık karşılaşır olduk bu sorularla.

Özellikle büyükşehirlerde kentsel dönüşümün kaçınılmaz olduğu bir gerçek. Afet risklerinin yanı sıra; artan göç ve buna paralel olarak doğan yol, su, elektrik gibi ihtiyaçlar, kentsel dönüşümün önemini bir kez daha ortaya çıkartıyor. Müstakil bir yapı için harcanan altyapı masrafıyla bir apartman için harcanan masraf neredeyse aynı. Düşünün, bunun bir de üst yapısı var…

Elbette herkes “bir ağaç gibi tek ve hür” yaşamak ister. Ancak özellikle büyük şehirlerdeysek, bir orman gibi bir arada ve kardeşçe yaşamayı da öğrenmek zorundayız. Uyum içinde, hep birlikte… Tıpkı ünlü filozof Schopenhauer’in “Kirpiler”i gibi; ne birbirimize dikenlerimiz batacak kadar yaklaşmalı, ne de üşüyecek kadar birbirimizden uzak kalmalıyız.

Kanuna göre bireysel olarak yapınızı yenilemenin önü açılsa da, genellikle bu dönüşümler belediyeler kanalıyla yapılıyor. Lokal ya da bölgesel olarak önce yıkım, daha sonra yeniden yapım işlemi gerçekleştiriliyor.

Büyük şehirlerde kentsel dönüşüm kaçınılmaz, evet. Peki ya arazisinin çoğu boş ve yeşil alan olan Kartepe’de kentsel dönüşüm nereden çıktı? “Biz daha düne kadar köy değil miydik? Şurada ilçe olalı ne kadar oldu ki? Ortada kent mi var ki dönüşsün?” gibi sorular geliyor akıllara.

Adı üstünde, “Kentsel” Dönüşüm… Kente evrilme, kentlileşmeye doğru adım atma bu belki de. Başta da dediğimiz gibi, bir yenilenmenin de adıdır “kentsel dönüşüm”. Yapıların değişen ihtiyaçlara göre yenilenmesidir. Sadece depremde hasar görmüş binaların yıkılıp yeniden yapılması gibi algılamak yanlış olur. Örneğin, sel riski bulunan bölgelerin selden zarar görmesini beklemeden dönüşüme açılması da bu kapsamda değerlendirilebilir. Ekonomik ömrünü tamamlamış, depreme dayanıksız, önceden plansız yapılmış tüm yapılar ve yapı alanları kentsel dönüşüme tabi tutulabilir.

Bu dönüşüm işindeki en önemli nokta, mal sahibi ve ilgili idare arasında kurulacak ilişkinin karşılıklı güven ve gönüllülük esasına dayalı olmasıdır. Özellikle yerel yönetimler eliyle yapılan dönüşümlerde “yaptım oldu” gibi bir mantıkla hareket edilmemeli. “Sizin adınıza en iyisini düşündük, bundan böyle burada yaşamayacaksınız, size uygun olan yaşama alanları işte bunlar… ” gibi tavırlarla yaklaşılırsa, vatandaştan destek beklemek abesle iştigal olur. Tek katlı derme çatma evinde bulduğu huzuru bulamayacaksa, vatandaşa saray yapsan ne olur? Yapıları yenileyeyim derken gönülleri yıkmamak gerek…

Kartepe’de de, Emekevler Mahallesi özelinde başlayan kentsel dönüşüm tartışmaları sıcaklığını koruyor. Nedense, daha şimdiden vatandaşların böyle bir dönüşüme karşı çıktığı şeklinde bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. Kentsel dönüşümden bihaber bazı kişilerin, henüz ortada resmi planlar ve projeler yokken “istemezükçülük” yapmaya başlaması hayret verici. Olayın kentsel boyutunu gözardı edip “rantsal dönüşüm” gözüyle bakanların; “ne rantlar dönecek burada, müteahhitleri bile şimdiden belli!” gibi kamuoyunu yanlış bilgilendirme gayretleri, öncelikle bu ilçenin geleceğine ihanettir.

Bırakalım, biraz da konunun uzmanları, projenin mimarları konuşsun. Bırakalım, halka rağmen hizmet olmayacağını en iyi bilen isim Başkan Üzülmez, konuyla ilgili vatandaşı bilgilendirme toplantıları yapsın. Kendi yönetim modelinde ve şimdilerde de sıklıkla ifade ettiği bir kavram, “birlikte yönetim”. Buradan yola çıkarak, Üzülmez’in halka rağmen bir adım atması kendiyle çelişmesi anlamına gelecektir diyebiliriz. Böylesi muhtemel bir hata, hanesine büyük bir eksi olarak yazılacaktır.

Kendisi de bunun farkında olacak ki, geçtiğimiz akşam TV 41’in konuğu olan Üzülmez, halka rağmen bir çalışma yapılmayacağını söyledi. Ortaya bir rant çıkacağını, bu rantın da vatandaşın ve belediyenin lehine olacağını söyledi. Başkan, yapının değerinin en az 1,5 katının vatandaşa döneceğinin de altını çizdi. Bu konuda herkesin devlete güvenmesini isteyen Üzülmez, kendilerinin de böyle bir garanti vermeden asla adım atmayacağını özellikle belirtti.

Görüldüğü üzere, birçok alanda zaruret haline gelen “kentsel dönüşüm”ün yankıları, ilçemizde de devam ediyor. Emekevler Mahallesi’nin pilot bölge seçildiği bu projeyle alakalı, konunun muhataplarının bir an evvel bir araya gelmesi ve karşılıklı istişare ortamı oluşturularak bilgi kirliliğinin önüne geçilmesi gerekiyor.

Kulaktan dolma bilgiler ve yanlış yönlendirmeler neticesinde kentsel dönüşüme karşı olduğunu söyleyen bir vatandaşı, vakit kaybetmeden konunun uzmanları ve gerçek projelerle tanıştırmak, şu an için bu konuda yapılacak en faydalı iş olacaktır. Belirsizliğin ortadan kalkması hem endişeli vatandaşı rahatlatacak, hem de karalama ve dedikoduların önünü kesecektir.

Halkın bu tip yanlış yönlendirmelerle, ayağına gelen fırsatlardan yararlanmasına engel olmaya çalışmanın da, tarihe büyük bir ihanet olarak not düşüleceğini belirtmekte fayda var…

Bu yazı toplam 1219 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim