• BIST 98.090
  • Altın 143,479
  • Dolar 3,5672
  • Euro 3,9865
  • Kocaeli : 16 °C
  • İstanbul : 18 °C
  • Sakarya : 17 °C

Kibir

Banu Gürer

 

İslam’a göre insanı Allah’ın (C.C.) mazhar olmaktan alıkoyacak temel Allah’ı (C.C.) inkar ederek şirk koşmak (haşa!) ve kul hakkını ihlal etmektir.

Kul hakkı ihlalinin affının hakkı ihlal edilen kişilerden helallik almaya dayandığını daha önce ele almıştık…

İnkar ve şirk konusu ise ayrı bir öneme sahiptir.

Zira imanın temeliyle alakalıdır.

İmanın olduğu yerde şirk ve inkarın yer alması düşünülemez.

Ya da şirk ve inkarın olduğu yerde imana yer yoktur…

Özellikle şirk hususu o kadar tehlikeli bir zemindir ki hiç ummadığınız biçimde içine düşebilirsiniz…

Siz şirk koşmayı murad etmeseniz de…

Hatta ondan uzak olduğunuzu iddia etseniz de…

Nasıl mı?

Mesela kibirle.

Kibir şirke kapı açan en önemli illetlerden biridir.

Zira insanın kendini üstün görmesi, haddini aşarak büyüklenmesi, büyüklenme hakkına sahip tek varlık olan Allah-ü Teala’yla (C.C.) adeta rekabet (haşa!) etmek değil midir?

Kendine “böyle pay çıkaran” bir insanın bırakın takvasını, imanının sıhhatinden bahsetmek mümkün müdür?

Yanıt elbette “değildir.”

Ve bir Müslüman’ın “Allah-u Ekber!” derken vurguladığı da esasında budur…

Çünkü kibir ve imanın bir gönülde yer alması mümkün değildir. 

O nedenle İslam ahlakında insanın “kendini anlatması” kibrin yolunu açması bakımından makbul değildir…

Hele insanın kibirle kendini temize çıkarması asla kabul edilemez: “…"Ne (güç ve servet) toplamış olmanız, ne büyüklük taslamanız (istikbarınız) size bir yarar sağlamadı."” (Araf, 48)

Peki, dinin bu temel gerçeği hakkında Allah-u Teala (C.C.) tarafından eğitilen, “güzel ahlak” örneği olarak gönderilen ve dini bu doğrultuda tebliğ eden Hz. Peygamber’in (S.A.V.) gaflete düşmesi beklenebilir mi?!

“Nefsine yenilip” de  (haşa!) bir başarıdan kendine pay çıkararak “kibirlenmesi” (haşa!) ve imanını tehlikeye atması düşünülebilir mi?!

Haşa!

Elbette düşünülemez!

Bir Müslüman’ın bunu bırakın ima etmesi, akıldan geçirmesi dahi mümkün değildir…

Hem de “kendi iyiliğini ve üstünlüğünü izah” etmek için…

Böylesi bir davranış, “ümmetim ümmetim” diyerek ümmetini gözeten bir Peygamber’in (S.A.V.) ümmetine en hafif tabirle “yakışmaz”!

Yakıştıranlar varsa, dünya ve ahiret selametleri için, Cenab-ı Hak’tan tez vakitte tövbe ve hidayet nasip eylemesini niyaz edelim…

Aksi halde Cenab-ı Hak akıbetlerinden cümlemizi muhafaza eylesin!

 

 

 

Bu yazı toplam 1301 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim