• BIST 107.439
  • Altın 142,531
  • Dolar 3,5528
  • Euro 4,1372
  • Kocaeli : 34 °C
  • İstanbul : 31 °C
  • Sakarya : 34 °C

KİM SUÇLU?

Tarık Bağdat

Dünyanın neresine giderseniz gidin yollar yayalar için ve araçlar için güvenli hale getirilmiştir. Ya da mükemmele yakın yapılmıştır.
Kendi kültürlerini oluşturmuş tüm toplumlarda ki buna 3.dünya ülkeleri de dâhildir, yayalar eğer geçiyorsa araç olduğu yere zamk gibi yapışır ve yayanın geçişini sağlar. Amaç insan faktörünün öne çıkmasıdır. Yani önce insan hayatı önemlidir.
Bizde insan hayatının çok önemi yoktur. Çünkü böyle bir kültür oluşmamıştır. Yaya yani insan önemli değil, kişisel tatminler önemlidir, ön plandadır.
Bu gerçekten çok acı bir sonuçtur. Araçlara binen şoförlerin % 90’nı özünde hayatlarında süt liman, uysal iken araç sürmeye başladığında aslan kesilir. Işıklara riayet etmez. Hele büyük araçsan TIR, KAMYON gibi ışık oynamaya başladı mı basarlar gaza sonuna kadar. Hayır! Hayır! sonuna kadar hafif kaldı, dibine kadar gaza köklerler. Karşısındakinin önemi yoktur o anda. Hele geçti ise kendini müthiş tatmin etmiş sayar.
Tabii çok önemli bir faktör daha vardır. Türkiye’nin dokunulmazlarından biri, hatta hani bu sıralar revaçta ya aklıma geldi onun için benzeteceğim, Ergenekonu Türkiye Cumhuriyeti Karayollarıdır. Kural tanımaz çünkü kendi kuralları vardır.
Karıştın mı da hoşlanmaz. Yöreyi tanıyan yerel yönetim olarak bir şeyler dersen seni kale almaz. Bunu halk tabii bilmez beklide bilmek işine gelmez.
Yol yapar kendi yöntemleri ile uyar uymaz bakmaz, asfalt yapılacak alana pahalı da olsa, uymasa da beton yapabilir.
Çünkü Amerika’da görmüştür beton yolu. Amerika yaptı ise burada niye olmasın. Yâda beton olacak yere asfalt yapabilir, muhakkak bir yerde görmüştür. Yahu ne önemi var. Parasıyla değil mi? Hasan’a verir iş olur biter.
Bir de şöyle bir sonuç vardır. Avrupa’da aklı evvel biri görmüştür şehir merkezlerinden geçen transit yollarda yuvarlaklar vardır. Hemen uygulamaya koyar. Şehre uydu uymadı önemi yok. Uysa da uydu, uymasa da uydu. Bitti!! Bu bu kadar basittir.
Peki, muhterem Avrupa’da transit yollar ile şehir içine giren yollar ayrıdır. Şehir içi trafiğine yuvarlaklara sığmayan affedersiniz popo su dışarıda koca araçlar girmez ki! Ama Türkiye de girer. Girerken de tehlike yaratmış çok önemli değildir.
Biliyorsunuz, yılan hikâyesine dönmüş ve sonunda bitmiş Ulaşlı, Ereğli, Karamürsel, İMSA önü, Dereköy ve Kaytazdere’den geçen bir transit yolumuz var. Ve bu söylediğim alanlarda geriye dönüşleri sağlayan yuvarlaklar var. Yol S çizer. Siz o S ye transit geçerken son sürat girerseniz yüklü Tır yâda Kamyonunuzla devrilme riskiniz çok yüksektir. Hele bir de yolun eğimleri yanlış verilmişse yandı keten helvası. Örnek mi? Karamürsel merkez ışıklar.
Günahsız yayaların öldüğü biz çok kazadan bahsedebiliriz. Yollara dökülmüş motorlardan, borulardan, künklerden, mallardan bahsedebiliriz. Bahsetmeye ne hacet herkes biliyor zaten.
Peki suçlu kim?
Işığın olduğu yerden karşıdan karşıya geçmek isteyen günahsız yaya mı? Son sürat hız kesmesi gerekirken hız kesmeden alana giren araç sürücüsü mü? Yanlış yere yanlış ve hatalı yol yapan Karayolları mı? Yoksa hiç günahı olmadığı halde işimize geldiği için habire sövdüğümüz İsmail YILDIRIM MI?
Yahu! Hırsızların hiç mi suçu yok? Ya sevgili kardeşlerim bırakın artık yanlış yere küfretmeyi, bırakın artık yanlış yere sövmeyi.
Söveceksen hatalı araç kullanana söv, hatalı yol yapana söv.
Karayolları utanmadan şunu diyebiliyor, “Bu yol hız kurallarına uyulduğu takdirde güvenli yoldur. Hatalı bir iş görülmemektedir.” Şimdi bizde çok iyi bilenler vardır. Yıllarca yol kenarlarındaki kahvelerde otura otura yol konusunda uzmanlarımız vardır. Yol mühendisinden çok mürekkep yalayıp yutmuşlardır. Yol deneyimine sahiptirler. Yolun hatalarını A’dan, Z’ye bilirler. İsmail Başkan oradan geçerken söylemiştir veya oradan konu ile alakası olmayan bir yetkili geçmiştir en önemlisi de gazeteci arkadaşlardan biri geçerken söylemiştir, beyanatta bulunmuştur. Kaza olunca da “- bak ben demiştim” der. Ve işin garibi kendine de yandaş bulur. Vur abalıya vur.
Bu cahilane hareketleri artık bırakın. Canlar bizim canımızdır. Ölenlere, hasarı olanlara hepimizin ciğeri yanmaktadır. Ama laf söyleyeceksek doğru yere söyleyelim olmaz mı? Asıl suçluya söyleyelim, sövelim olmaz mı? Artık bırakalım ucuz kahramanlıkları.

Bu yazı toplam 781 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim