• BIST 109.058
  • Altın 151,093
  • Dolar 3,6599
  • Euro 4,3238
  • Kocaeli : 23 °C
  • İstanbul : 20 °C
  • Sakarya : 23 °C

Kızımız Hannah Nicholas’ın üzüntüsü…

M.Tanzer Ünal

Biz ona Türkçe söylenişiyle “Hena” derdik.

1994 yılında, yani tam 22 yıl önce, Rotary değişim programı çerçevesinde Avustralya’dan ülkemize gelmiş, bir yıl boyunca ailemizde “ikinci kızımız” olmuştu.

Geldiğinde tek kelime Türkçe bilmiyordu.

Munis, uyumlu, akıllı bir kızdı.

Kısa zamanda ailemizin bir ferdi olmayı başardı.

Bizimle sevindi, bizimle üzüldü.

Bizim gibi beslendi.

Baklava, börek, pideye bayılırdı.

Ramazan geldi, birkaç gün oruç tuttu.

Türkiye’ye gelişinin üçüncü ayında, çevresiyle anlaşabilecek kadar Türkçe öğrendi.

Kurallar gereği bir Türk okuluna devam etmesi gerekiyordu, Kocaeli Koleji’ne yazdırdık.

Zorunlu olmamasına rağmen kendi isteğiyle sınavlara girdi, herkesi şaşırtan iyi notlar aldı.

Fen derslerinden 8-9-10, Türkçe derslerden 6-7…

Müziğe yatkınlığı vardı, İzmit Musiki Derneği’nin çalışmalarına katıldı, ud aldık, hoca tuttuk, ud çalmasını öğrendi, konserlerde koroda ve solo olarak şarkılar söyledi.   

Pide yapmasını öğrenmek istiyordu, o dönemde Kocaeli’nin en iyi pidecisi olan Seymen’deki Fehmi Amca’nın Kuzu Lokantası’na çırak verdik, pide yapmasını ve pide çekmesini öğrendi.

Arkasından Hoşgör Pastanesi’nde çıraklığa başladı, baklava ve su böreği yapmasını öğrendi…

Dinimizi merak ediyordu, İslam’ı öğrenebilmesi için Kuran’ı ve bazı diğer kitapları Türkçe ve İngilizce olarak okudu.

Yurt içi ve yurt dışına yaptığımız gezilere katıldı.

İtalya, Ankara, İzmir, Çankırı, Konya, Çanakkale, Antalya, Bodrum, Marmaris, Kapadokya…

Elbette ki, İstanbul’un pek çok yeri…

 

hedskljfdlk.jpg

 

 

Aradan bir yıl geçti…

Bir yıl su gibi akıp geçmişti.

Dolu dolu bir yıl…

Kurallar gereği ülkesine dönmesi gerekiyordu.

Ama o, bizlerden ve ülkemizden ayrılacağı için üzgündü.

Mutsuzdu…

Hani, “Gitme, burada kal, üniversiteyi burada oku” desek, tereddütsüz kalırdı.

Bize ve Türkiye’ye o derece alışmıştı.

Bizi ve Türkiye’yi o derece sevmişti.

Beni babası, eşim Müzeyyen’i annesi, oğlumuz Erkan’ı ağabeyi, kızımız Esra’yı ise “kız kardeşi” olarak kabul etmişti.

Türkiye’ye gelirken, ülkemizle ilgili hemen hemen hiçbir şey bilmiyordu, bir yıl sonra ülkemizden “Türkiye sevdalısı” olarak ayrıldı.

Bundan sonraki yaşamında, her ortamda ve her şartta, “Türkiye elçisi” olabilecek bir kişiydi artık o!

Türkçeyi öğrenmişti, hem de Orhan Pamuk’un romanlarını okuyabilecek düzeyde…

Türk müziğini öğrenmişti, hem ud çalıyor, hem Türkçe şarkılar söylüyordu.

En sevdiği, en güzel söylediği şarkı, “Eski dostlar”dı…

Türk yemeklerini, Türk tatlılarını yapmayı öğrendi.

Bazı kentleri gezerek ülkemizi tanıdı.

Kuran’ı ve bazı kitapları okuyarak dinimiz hakkına bildi edindi.

Bir yıla bütün bunları sığdırmayı başarmıştı.

Ülkesine dönerken iyi bir “Türk elçisi” olmuştu.

Avustralya’da artık iyi bir “Türk dostu”muz vardı.

 

 

Oxford’ta “gen” üzerine öğrenim gördü

Türkiye’den ayrıldıktan sonra da Hena ile hiç irtibatımız kesilmedi.

Telefonlaştık…

Mektuplaştık…

Mailleştik…

Avustralya’da lise öğrenimini tamamladıktan sonra, dünyanın en saygın eğitim kurumlarından biri olan Oxford’tan karşılıksız dört yıllık burs kazandı ve Londra’ya gitti.

“Gen” üzerine öğrenim gördü.

Türkiye’den ayrıldıktan 10 yıl sonra, 2004 yılında, bizleri görmek için bir kez daha ülkemize geldi.

Bu kez yalnız değildi.

Yanında nişanlısı Olivar da vardı.

Bankacılık öğrenimi gören Olivar ile Londra’da tanışmışlar, arkadaş olmuşlar, evlenmek istiyorlardı.

Bizimle tanıştırmak istemişti.

15 gün kalmışlar, birlikte Kırklareli’ne Erkan için Seda’yı istemeye gitmiş, sonra da Fethiye civarında “deniz tatili” yapmıştık.

 

 

O şimdi Sydney Üniversitesi’nde gen doktoru

Hena, şimdi Sydney Üniversitesi’nde gen doktoru.

Eşi Olivar ise bir bankada yönetici.

Üç çocukları var.

Dokuz, yedi ve iki yaşlarında…

Türkiye’yi izlemeye devam ediyor, bizlerle temasını sürdürüyor.

Ülkesindeki Türk kuruluşlarıyla da ilişki içinde.

Ara sıra Türk lokantalarına gidip Türk yemekleri yemeye de bayılıyor.

 

 

16 Temmuz’da İzmit’e gelecekti

Durup dururken bu yazıyı neden yazdım?

Şundan…

Hena, eşi ve çocukları ile birlikte 16 Temmuz’da, yani önümüzdeki hafta sonunda İzmit’te gelecekti.

Taa beş ay önceden program yapmış, bizim de uygun olmamız halinde, 16-23 Temmuz arasında İzmit’e gelmek istediklerini bildirmişti.

İlk gidişinden bu yana 22 yıl, ikinci ziyaretinden sonra ise 12 yıl geçmişti.

Onu ilk kez çoluk çocuğa karışmış orta yaşlı bir kadın olarak görecektik.

Gezme ve yeme-içme programlarını çoktan yapmıştık.

Bir gün Bursa Kebapçısı’na döner yemeye gidecektik.

En iyi döneri Bursa Kebapçısı yapardı, Hena da bunu biliyordu.

Sonra Kebapçı Selman’ın köftesi…

Bayılırdı.

Evde mutlaka gözleme, mantı, sarma ve dolma yapılacaktı.

En iyi yapan yere, baklava ve suböreği siparişi verilecekti.

 

 

Neden hep “yapılacaktı…”, “edilecekti…” diyorum?

Şunun için…

Hena’lar, maalesef 16 Temmuz’da Türkiye’ye gelmiyor.

Kişisel engellerinden dolayı değil, Türkiye’yi, “terör olaylarından dolayı seyahat edilmeyecek ülke” olarak gördüklerinden…

45 kişinin öldüğü İstanbul havaalanındaki son patlama, bu konudaki kararlarının netleşmesine neden olmuş.

Bizler de ısrar edemedik, daha doğrusu etmedik…

Empati yaptık, kendimizi onların yerine koyduk.

“Biz olsak, bizler de aynı kararı alırdık” dedik…

Hena, attığı mailde üzüntüsünü şöyle paylaşıyor:

“Anne ve baba, gelemeyeceğimiz için çok üzgünüz. Terör nedeniyle aldığımız bu kararı anlayışla karşılayacağınızı umuyoruz. Sizleri göremeyeceğimiz için üzülüyoruz, çok sevdiğimiz Türkiye’ye gelemeyeceğimiz için üzülüyoruz…”

Bu yazı toplam 2481 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim