• BIST 90.182
  • Altın 147,216
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • Kocaeli : -1 °C
  • İstanbul : 10 °C
  • Sakarya : -1 °C

Kocaeli basını çok güçlü

Kocaeli basını  çok güçlü
Kocaeli basınıçok güçlü

 

 

 

TFF’nin resmi yayın organı ‘Tam Saha’ Dergisi, Mazlum Uluç’un kalemiyle,

hakem Seçim Demirel ile ilginç bir söyleşi gerçekleştirdi. Aslen Malatyalı olan TFFHGD Kocaeli Şubesi Başkanı sezilen Demirel, Kocaeli kentine sevgisini dile getirirken, duygusal anlar da yaşadı. İşte o söyleşi…

 

FUTBOL HAKEMLER DERNEĞİNİN İLK KADIN BAŞKANI
Onun için "ilklerin insanı" demek hiç de abartılı sayılmaz. İdolü Lale Orta'nın izinden giderek Süper Lig'de maça çıkmayı başardı. FIFA Dünya Kupası finallerinde iki kez görev aldı, Avrupa Şampiyonası finallerine üç kez davet edilip üç kez de final maçında bayrak salladı. Türkiye'de bir hakem derneğinin ilk kadın başkanı da yine o oldu. Üç sezondur Süper Lig'de birer kez maça çıktı ama o daha fazlasını bekliyor, ligin banko isimlerinden birisi olmak istiyor. Hayatının sahalardaki üç unutulmaz anısından birisi ise Eskişehirspor tribünlerinin adına yazdığı şarkı. Süper Lig'de maça çıkan tek kadın hakem olarak Seçim Demirel'i yakından tanımak istiyoruz. Nereli olduğunuzdan, ailenizden söz ederek başlayalım...

 

ASLEN MALATYALI

-1976 Malatya doğumluyum. Tüm öğrenim hayatımı da orada tamamladım. İnönü Üniversitesi Beden Eğitimi Öğretmenliği mezunuyum ve 2003 yılından bu yana da İzmit'te öğretmenlik yapıyorum. Dört kardeşiz. Ailenin en büyük çocuğu benim. İki erkek ve bir kız kardeşim var. Ailem Malatya'da yaşıyor. Bir kardeşim Almanya'da... Bir kardeşim İzmir'de öğretmenlik yapıyor, ben de İzmit'te erkek kardeşlerimden birisiyle yaşıyorum.

 

 

-Hakem olmadan önce sporla ve özel olarak futbolla olan ilişkiniz nasıldı?

-Futbolla çok ilgiliydim. Annem hep, "Sen nasıl kız çocuğusun, senin hiç kız arkadaşın olmayacak mı?" derdi. Çocukken hep erkek arkadaşlarım oldu ve onlarla sokak aralarında futbol oynadım, maç seyrettim. Futbola özel bir merakım vardı nedense. İzlemeyi de oynamayı da çok severdim. Hakemliğe başlamam da böyle oldu zaten. Malatya'da futbol oynayabileceğim bir ortam yoktu, çünkü kadın futbol takımı yoktu. Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu'nda okuyordum ve futbol branşını seçmiştim. Futbolun bir tarafından nasıl tutabilirim diye düşünürken hakem kursu açıldığını öğrenince hemen katıldım ve o gün bugündür hakemlik yapıyorum.

 

HAKEMLİĞİ SEÇMEM KARAKTERİMLE İLGİLİ

-Hakemliği tercih etmenizin nedeni neydi? Sonuçta hakemlik daha çok erkeklere aitmiş gibi görülen bir alan...

-Bu biraz karakter yapısıyla alâkalı bir şey. Karakter olarak zoru başarmayı seviyorum. Görüntü olarak futbol dünyası erkek egemen bir dünya. Ama ben yapabileceğime inandım ve başladım. Çok da güzel şeyler başardığımı düşünüyorum. Bana inananları da hiç mahcup etmedim.

 

-Hakem camiasının sizi kabullenmesi kolay oldu mu?

-Çok kolay olmadı doğrusu. Sadece hakem camiasının değil, futbol camiasının da bir kadın hakemi kabullenmesi kolay değildi. Çünkü o yıllarda Malatya'da kapalı bir toplum yapısı vardı ve bir kadının şortla sahaya çıkması hoş karşılanmazdı. 1994 yılında sahaya ilk çıktığımda inanılmaz sert tepkiler almıştım. Hem seyirciler hem antrenörler hem de futbolculardan gelen, "Senin burada ne işin var; sen ne anlarsın futboldan; git evinde çocuk bak, çamaşır yıka" gibi hiç de hoş olmayan tepkilerle karşılaşmıştım. Ama hakemliği o kadar seviyordum ki bir şekilde kendimi kabul ettirdim. Hatta bir ara küçük bir sakatlık geçirip 1 ay kadar sahalardan uzak kalmıştım; geri döndüğümde, "Hocam neredesiniz, sizi göremiyoruz, ne zamandır yoktunuz" gibi beni özlediklerini gösteren tepkiler verdiler. Hakem camiasının kabullenmesi ise diğerlerine göre daha kolay oldu. Başlangıçta Malatya'da ilk kadın hakem olmam hoşlarına gitmişti. Bir süre sonra "Acaba yapabilir mi, başarabilir mi?" gibi endişeleri olduğunu hissettim. Ama sonuçta eğitimler aynı, atletik performanslar aynı. Bunları görünce beni kardeşleri gibi sahiplendiler.

 

ADALETİ SAĞLAMA DUYGUSU İŞİN KİLİT NOKTASI

-Adaleti sağlama duygusu ne kadar etkiliydi hakemliği seçmenizde?

-Bence çok etkili... İşin kilit noktası orası zaten. Sahaya çıktığımızda takım isimlerine göre değil, sadece renklere göre karar veriyoruz ve en doğruyu yapmaya çalışıyoruz. Bazen ister istemez hata yaptığımda uyuyamadığım geceleri bilirim. Bu çok kötü bir duygu. Zaten hakemlik insanın hem kendisi hem de sahadaki diğer aktörlerle yaptığı bir psikolojik savaş. O yüzden hakemlerin karakter yapılarının çok sağlam olması, insan yönetmeyi çok iyi bilmesi gerekiyor. Adaleti sağlayabilmek için en iyiyi yakalamaya çalışıyoruz. Çünkü hatalı kararların verdiği histen daha kötüsü yok bir hakem için. Bunu hiç kimse yaşamak istemez.

 

-Çıktığınız ilk maç hangisiydi ve o gün neler hissetmiştiniz?

-Malatya'da bir amatör maça yardımcı hakem olarak çıkmıştım. İnanılmaz heyecanlıydım. Bacaklarım tir tir titriyordu. Hep şunu söylüyorum, hakemleri çok eleştirenleri hakem olarak bir kez sahaya çıkarmak lâzım. Hepsinin bacaklarının titreyeceğinden eminim. İlk maçımda gözlemci hemen arkamda duruyordu ve bana "Bayrağını indir, kaldır" diye komut veriyordu. Ben de ilk maçta onun dediklerini yapmıştım.

KOCAELİ YEREL BASINI ÇOK GÜÇLÜ

 

-Tanınan bir kişilik olmanız İzmit'teki hayatınızı nasıl etkiliyor?

-Kocaeli'nde yerel basın çok güçlü olduğu için insanlar medyada çıkan haberler sayesinde beni tanıyor. Gittiğiniz her yerde "Hocam hoş geldiniz" ya da "Maçınızı izledik, çok başarılıydınız" demeleri veya okulda öğrencilerinizin her maçtan sonra koşarak yanınıza gelip sevgi gösterisinde bulunmaları çok güzel şeyler. Hakemliğin en güzel yanı da bu zaten. Ben hep şunu söylüyorum, hakemlikte kesinlikle bir ego tatmini var. Hem sahada hem de saha dışında... Bunun için müthiş özverilerde bulunuyorsunuz. Mesainizi, izinlerinizi ona göre ayarlıyorsunuz, zamanınızın önemli bir bölümü seyahatlerde geçiyor, haftanın beş günü antrenman yapıyorsunuz, gerçekten çok zor bir meslek ama içinde bir doyum var. Ego tatmini dediğim şey bu işte. Kesinlikle maddiyatla da bir ilgisi yok bu anlattığımın. Bir il hakemiyle de konuşsanız o da size bu doyumdan söz eder.

-Okuldaki öğretmen arkadaşlarınız ve öğrencilerinizle futbol konuşuyor musunuz?

-Elbette... Hatta bayan arkadaşlarımız öğretmenler odasında sürekli futbol konuşulmasından şikâyetçi (gülüyor). Erkek arkadaşlar sürekli izledikleri maçlardaki pozisyonları soruyor, hangi kararın doğru, hangisinin yanlış olduğunu öğrenmek istiyor.

 

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim