• BIST 106.843
  • Altın 142,630
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Kocaeli : 18 °C
  • İstanbul : 23 °C
  • Sakarya : 18 °C

Kocaeli Kocaeli olalı böyle sıkıntılı günler geçirmedi

M.Tanzer Ünal

Yılbaşı gargarasına geldi…

İstanbul Ortaköy’deki terör olayının gölgesinde kaldı…

Baksanıza o bu derken bizim yazmamız bile gecikti…

Ama şunu söyleyeyim, Kocaeli Kocaeli olalı böyle sıkıntılı günler yaşamadı.

Eski yılın son yeni yılın ilk günleri kâbus gibiydi adeta!

Elektrik yok…

Buna bağlı su yok…

Kar yolları kapatmış…

Bazı bölgelerde sel baskınları…

Ana yollarda göletler oluşmuş…

Kentin her tarafından feryatlar!

Gazetenin telefonları kilitlendi.

Başiskele’deki yerleşim yerlerinden…

Yahya Kaptan Mahallesi’nden…

Kandıra köylerinden…

Gebze’nin kuzeyindeki yerleşim yerlerinden…

Organize sanayi bölgelerinin hemen hemen hepsinden…

Körfez’in üst tarafından, özellikle İlimtepe’den…

Yukarı Hereke’den…

*Saatlerdir elektrik yok, karanlıktayız…

*Yollarımız kapalı, evden çıkamıyoruz…

*Enerji yok, fabrikalarımızda üretim yapamıyoruz…

*Evimizi, işyerimizi sel bastı…

*Kanalizasyon kanalları geri tepti, otelimiz lağım suları içinde…

Yüzlerce telefon, yüzlerce şikâyet!

 

Siz 5 gün enerji kesintisi hiç yaşadınız mı?

Şikâyet telefonları yaygın olarak perşembe akşam saatlerinde başladı.

Yani 29 Aralık’ta…

Zaman zaman arıza olur, birkaç saat sonra geçer diye düşündük.

Sabah oldu, telefonların ardı arkası kesilmedi.

Farklı ses tonlarıyla benzer ifadeler…

“Sabaha kadar karanlıktaydık, kaloriferimizi kombimizi yakamadık, sabaha kadar çoluk çocuk donduk. Sesimizi kimse duymuyor, tek ümidimiz sizsiniz. Perişan halimizi bir yazın!”

İnanılmaz bir durumdu.

Kocaeli, böylesine yaygın alanda elektriksiz bir gece geçirmemişti.

Cuma günü akşam saatlerinde sıkıntı hâlâ devam ediyordu.

Telefon edenler bir şeyi öğrenmek istiyordu.

İkinci geceyi de elektriksiz geçirip geçirmeyeceklerini…    

Bilmiyorduk ki, cevap verelim.

Yetkililer de bilmiyordu.

“Ekipler çalışıyor, inşallah sıkıntı giderilir…”

İkinci gece oldu, epey bir yerleşim yeri yine elektriksiz.

Ya organize sanayi bölgelerinin durumu?

Fabrikalar, bakmışlar enerji sorunu çözülmüyor, işçileri evlerine göndermişler.

Bütün işletmeler stop!

 

Geldik yılın son gününe…

Böylesine sıkıntılar içinde, yılın son günü, yılbaşı akşamı geldi dayandı.

Acaba ne olacak?

Perşembe akşam saatlerinde başlayan elektrik kesintisi sona erecek, millet yılbaşı gecesini evinde çoluk çocuğuyla huzur içinde geçirebilecek miydi?

Bu arada şunu söyleyeyim…

AFAD, yaşanan sıkıntılar konusunda medyayı sağlıklı bir şekilde bilgilendirdi.

Durum böyle böyle…

Cumartesi sabah AFAD’dan yapılan açıklamada, bütün çalışmalara rağmen 105 yerleşim birimine elektrik verilemediği belirtiliyordu.

Açıklamada, elektriksiz yerlerin ilçelere göre dağılımı da vardı.

Sıkıntının tamamen giderilmesi zor görünüyordu.

 

Bakan Albayrak “Sıkıntı giderildi” derken…

Yılbaşı günü akşam saatleri…

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, televizyon haberlerinde…

Kentimize gelmiş, arızalı enerji ana dağıtım hatlarını incelemiş, yetkililerden bilgi almış, açıklama yapıyor:

“Dün akşam itibariyle Kocaeli bölgesinde elektrik sıkıntısı kalmamıştır…”

Allah Allah!

Bakan Bey’in “Dün akşam” dediği, cuma akşamı…

Oysa AFAD, daha cumartesi günü sabahı “105 yerde elektrik sıkıntısı var” diye açıklama yapmıştı.

Bakan Albayrak, “Şu an itibariyle” dese, diyeceğim ki, “Ekipler sabahtan akşama kadar sıkı bir şekilde çalıştılar, arızaları giderdiler…”

Gerçek ile yapılan açıklama birbirini tutmuyor…  

İşin ilginci, bakan bey tam televizyonda konuşurken Döngel’den bir arkadaşım aradı, “Vallahi yok, ev halen zifiri karanlık, mumla oturuyoruz, bakana yanlış bilgi vermişler” dedi.

Yılbaşı akşamı da böyle “bilgi kirliliği” içinde geçti.

Yılın ilk günü, ortalık nispeten sessizdi.

Yaşayan yaşadığıyla kaldı, belki de sıkıntı geç saatlerde giderilmişti.

Millet gözünü açar açmaz, Ortaköy’deki terör katliamıyla karşılaşmıştı, kim bilir bu felaket karşısında kendi derdini unutmuştu.

 

Pazartesi sabah yaşadığımız şok!

Pazartesi sabah…

Yılın ilk iş günü…

Beynimizin yarısı terör olayında, yarısı da enerji sıkıntısını sorguluyor.

Arkadaşlarıma, “Enerjide durum ne?” diye sorduğumda, AFAD’dan sabah saat 08.58’de gelen açıklamayı gösterdiler.

“39 yerde elektrik sorunu devam ediyor…”

Dahası var, faal durumda olan 12 organize sanayi bölgesinin 10’unda da enerji hâlâ yok!

Fabrikalar kapatıldı, işçiler eve gönderildi…

Sadece Aslanbey ve Alikahya’daki Asım Kibar Organize Sanayi Bölgeleri’ne elektrik verilebiliyor.

İnanılmaz bir durumdu.

AFAD’ın verdiği bilgilerle Enerji Bakanı Albayrak’ın açıklaması birbirini tutmuyordu.

Belli ki, bakanlığın enerji üreten ve dağıtımını yapan birimin sorumluları, bakan beye sağlıklı bilgi vermemişlerdi.

Bilgi kirliliği bundan kaynaklanıyordu…

 

Dünkü durum

Dün bu satırlar yazılırken, enerji sıkıntısının tamamen giderilip giderilmediği henüz belli değildi.

Sadece Gebze organize sanayi bölgelerindeki fabrikaların beş günlük üretim kaybıyla ilgili tahmini rakam verilmişti.

300 milyon Euro…

OSB dışındaki fabrikaların üretim kayıpları henüz bilinmiyor, bunlar da eklenirse, sanırım rakam ürkütücü boyutlara ulaşır.

Son olarak söyleyeceğim şu…

Biz kentlerimizin enerji, ulaşım ve yerleşim altyapılarını; sanki aşırı kar ve yağmur yağmayacakmış gibi yapıyoruz.

Aşırı kar ve yağmur yağınca da, bütün altyapı iflas ediyor, toplum olarak, kurumlar olarak sıkıntı yaşıyoruz.

İnşallah, yaşadıklarımızdan ders çıkarırız ve bu sıkıntılar son olur!

 

Yılbaşında sıkıntı çeken bir okurumun yazdıkları

İsmini vermiyorum, bir okurum, genelde ve yılın son günlerinde yaşadığı sıkıntıları dile getiren bir yazı göndermiş.

Nefis bir yazı!

Sizlerle aynen paylaşıyorum.

“Sayın Tanzer Bey,

Sizi bu şehre geldiğim ilk günden beri tanır ve severim. Yazılarınızı okur, fikirlerinize değer veririm. 

Ben hayatımın hiçbir döneminde siyasetin içinde olmadım ve tercihimi ticaretten yana kullandım. Yıllar sonra geriye dönüp baktığımda, doğru tercih yaptığımı düşünüyorum.

Son dönemde yerel medyanın günlük yaşama gerekli tepki göstermeyişine ciddi eleştirilerim var. Bunlara çok kısa değinmek isterim. Bunları yazarken, asla siyasetçileri parti ayırarak yazmak istemem, onlara haksızlık etmeyi ise hiç düşünmem.

İlimizde 17 Ağustos 1999’da büyük bir felaket yaşandı. O yıllarda yerel medya çok güzel bir tavır sergiledi. Vatandaş aldığı gazetede çektiği sıkıntıları gördü ve bunların dile getirilmesinden büyük mutluluk duydu. 

İlk olarak bizi yönetenleri eleştirmeden önce durum tespiti yapmalıyım. Halk, yani sen, ben, siz, biz, tüm sorumluluklarımızı harfiyen yerine getirmekteyiz. Örneğin elektrik faturası öderken, kayıp kaçak bedelini bile ödüyoruz. Emlak vergimizi ve aklınıza gelen her yükümlülüğümüzü harfiyen yerine getiriyoruz. Dünyanın en pahalı benzinini yine bizler alıyoruz. Böyle vatandaş, iyi bir yönetimi hak etmiyor mu? Bizi yönetenler, iyi yönetmek için bu görevlere talip olmaktadırlar. Biz onları sürekli översek, onlar bize karşı sorumluluklarını unutacaklar, bize lütufta bulunduklarını düşünecekler. Oysa bizim, vatandaşlar olarak, bizi yönetenlerin lütfuna ihtiyacımız yoktur.

Gelelim biz nasıl yönetiliyoruz. Şehrimizde 28 Aralık’ta kar düşmeye başladı. Kar yağmaya başladığı gün sabah 04.00’te elektrikler kesildi ve 60 saattir elektrik yok. Ne zaman geleceği konusunda bilgi edinemiyoruz. Dolayısıyla 2017’ye girmek üzere olduğumuz günlerde kar sebebiyle insanlar ısınamıyor ve yaşamlarını devam ettirirken mahrumiyet çekiyorlar. Hangi yönetim ve ne gerekçeyle insanlar 60 saat elektriksiz bırakılabilir. Acaba dünyada, bu kadar övgü alırken bu başarısızlığı gösteren başka kaç örnek bulabiliriz. Bu başımıza gelenleri hak ettiğimizi mi düşünüyorsunuz? Kandıra sapağından, sağa dönüp, Yahya Kaptan’a kadar gidecek olursanız, aracınız motor bölümüne kadar su içinde kalıyor. Tramvay yolundan söz etmek istemem. Dünyada bize düşman olan bir kuruluşu getirip, bunlara öyle şeyler yap ki, bunları canından bezdir deseydik, ancak bunları yapabilirdi. Bu yönetim başarısızlığından öte, insana olan saygısızlığın ta kendisidir. Anlattıklarıma şahit olmanız için sadece Yahya Kaptan’dan çıkıp ve Mehmet Ali Paşa’ya gitmeniz yeterlidir. Böyle bir proje bittikten sonrada iyi olmayacağı kanaatini taşımaktayım. 

Yapılan yol ve kavşakların hiçbiri bedava yapılmıyor. Oysa bunlar çok daha güzel, daha kullanışlı ve daha estetik bir şekilde yapılabilirdi. Gerekirse, seçime yetişmemiş olurdu. Başka bir misal vereyim. Valilik gayet güzel görünüyor. Bu kent çok kısa süre içinde çok büyüyecek ve o valilik yetmeyecek, belki de o alan yıkılıp, yeniden yapılacak. Oysa elli yıl sonrası valiliği bugünden öngöremez miydik?  Vilayete gittim, diğer birimler başka başka yerlerde, iki evrak için günde yüzlerce araç gelip, gidiyor. Harcanan emeğe, zamana ve masrafa yazık değil mi?

Kısacası, benim şehrim böyle idare edilmeyi hak etmiyor. Daha vizyonlu, daha hoşgörülü ve daha samimi idare edilmeyi hak ettiğimizi düşünüyorum. Yukarıda çok ufak bölümünü yazdığım sıkıntıları, hak etmediğimizi düşünüyorum. 

Şunu diyebiliriz ki, bunca şeylerde yapıldı ve yapılmaktadır. Doğrudur! Beni idare edenlere, tüm imkânlar, bunları doğru yapsınlar diye veriliyor. Kısacası görevlerini yapmak bir erdem veya lütuf değil, aksine yerine getirilmesi gereken sorumluluklardır. 

Kısacası, trafik sorununu halledememiş, altyapı sorunları olan ve geleceğini iyi planlayamayan bir kentin vatandaşıyız. Kocaeli’nin trafik diye bir sorunu yok, çünkü trafik düzeni yok. Metro lafını telaffuz bile edemiyoruz. O bize yakışmaz! İstanbul, Ankara ve İzmir’den başka bir ilde olamaz. Çünkü Rusya 1930 yılında metrosunu yaptı. Her gün, şehirden Kocaeli Üniversitesi’ne binlerce araç gidip, gelmektedir. Hastalar dağ başında bile araç park edilecek yer bulamamaktadır. Bu mudur iyi yönetim?  Üniversiteye giden yol iyi oldu diyebilirsiniz, doğrudur, öyle de oldu. Ama daha da iyisi olmaz mıydı? Örneğin araç yollarının yanında bisiklet yolları olsaydı, bu yollarda öğrenciler, hocalar ve halk kendilerine ayrılan yoldan,  cıvıl cıvıl ve medenice gidip gelseler kötü mü olurdu?

Sonuç olarak, bu şehir kimseden bir lütuf istememektedir. Olması gerekenlerin yapılması yeterlidir. Maalesef hak edilen hizmetleri alamamanın ve iyi yönetilmemenin acısını yüreğimde hissediyorum. Daha büyük acısıysa, bu kadar kötü yönetilmeme rağmen, bu şehirden başka şehir anlatılıyormuş gibi yazan yazılar (sizi kastetmediğimi belirtmek isterim) okuduğumda yaşıyorum.  İyi vatandaş ve iyi gazeteci, güzele güzel ve kötüye kötü diyebilendir. Aranması gereken şey, iyinin daha iyisi, güzelin daha güzel olmalıydı. İyi ile kötü arasındaki fark bazen çok ince olabildiği, burada maalesef geceyle gündüz kadar nettir. Beni anlamanızı, benim gibi siyasetin dışında ve vicdanı ile yaşayan binlerce insanın duygularına tercüman olacağınıza inanıyorum. Sevgi ve saygılarımı sunuyorum.31 Aralık 2016”

 

Okurum çok güzel anlatmış.

Noktasına virgülüne kadar katılıyorum.

Bu yazı toplam 2210 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Mustafa
04 Ocak 2017 Çarşamba 13:24
13:24
Körfez Belediyesinin bulunduğu Caddedeki lambalar 01.01.2017 tarihinde gündüz gündüz saat 12:30 civarı yanıyordu. Kamera kayıtlarından inceleyebilirsiniz..
NEYZEN
04 Ocak 2017 Çarşamba 10:13
10:13
Her şey kötüüü,berbat,bozukkk
eeeee
Biz nasılız,sen nasılsın,o nasıl.
Kim düzeltecek bu yanlış bozuk işleri.
Önce kendimizi düzeltmekten başlayalım.
Adamlar Japonyadan,Koreden gelmiş bize ekmek veriyor.
Hak edilmeyen hayatı,lüksü yaşa sonrada SUÇLU ara.
Aynaya bak.ben baktım.o da baksın.
Ayten gudeberk
03 Ocak 2017 Salı 17:22
17:22
Cok guzel bir yazı sorunları insan bukadar kibarca anlatabilirdi
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim