• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • Kocaeli : 5 °C
  • İstanbul : 7 °C
  • Sakarya : 5 °C

Köfteci Yusuf’ta köfte yenir mi?

M.Tanzer Ünal

Yıllar önceydi…

“Köfteci Yusuf” ismini ilk Nadir Abi’den (Sarışeker) duymuştum.

İtalyan arkadaşı Roberto ile İznik’e gitmişler, Köfteci Yusuf’ta “köfte keyfi” yaparken beni aramışlardı.

“Tanzer, tam sana göre bir yer, köfteleri nefis” demişti.

Sonra, bizim Mesut Akbulut’tan dinlemiştim Köfteci Yusuf’u…

Anlata anlata bitiremiyordu.

Geçen yıl “Anneler Günü”nde, Müzeyyen ve Seda Hanım için İznik’e gittiğimizde, Anneler Günü yemeğini Köfteci Yusuf’ta yemiştik.

Torunlarım Fatih ve Nida da beğenmişlerdi köftelerini.

Ve dün…

Sabah toplantısında, nereden açıldıysa söz yine Köfteci Yusuf’tan açıldı.

Günde 4-5 bin kişinin köfte yemesinden…

300 kişinin çalışmasından…

Bir dakika dolmadan siparişlerin hazır edilmesinden…

“Haydi, öğleyin Köfteci Yusuf’a gidelim” dedim.

Her akşam önünden geçiyordum, park yerinin kargaşası beni ürkütüyordu ve girip köfte yememiştim.

Benim için de fırsattı.

***

Öğle saati…

Mesut Akbulut, Bülent Ekinci ve Mehmet Özmen’le birlikte Köfteci Yusuf’un yolunu tuttuk.

Yaklaşırken baktık, iyi, park yerlerinde curcuna yok!

Hahh, tam binanın önünde bir araba çıkış yapıyor…

Strese girmeden arabayı park ettik ve içeri girdik.

İlk dikkatimi çeken, biri sağda diğeri solda iki genç kızın, gelenleri güleryüzle “Hoş geldiniz” diye karşılaması oldu.

Salona girdiğinizde bir “görsel şov”la karşı karşıya kalıyorsunuz.

Salonun tam ortasında; sağda peynir, zeytin, zeytinyağı reyonu…

Solda; et, sucuk, pastırma, kavurma satan birim.

Geride, tam karşıda “ızgara şov”!

Saymadım, ama herhalde 30 kadar kişi ızgaranın başında.

Renkli giysileri içinde yeşilbiber közlüyorlar, ekmek kızartıyorlar, köfte pişiriyorlar.

Tam ortada bir masaya oturduk.

Anında garson başımızda…

“Köfte” dedik, “bir kilo olsun.”

Litrelik bir ayran…

Bir salata…

Bülent saatine baktı, dakika tutmaya başladı.

Daha nefeslenmemiştik ki, 40’ıncı saniyede servis ve köfteler hazırdı.

Kızarmış ekmek…

Acı sos…

Salata ve iki ayrı tabakta köfte…

Normalde bir porsiyon köfte 200 grammış.

Demek biz 250’şer gram yiyeceğiz, kesmezse devamını söyleyeceğiz…

Benim bir köftecide ilk baktığım, köfte önüme konulduğunda, suyunun kaçıp kaçmadığı…

Yani yağının donup donmadığı…

Eğer suyu kaçmışsa, yağı donmuşsa, görüntüsü parlak değil de matsa, o köfte yenmez.

Bu nedenle köfteler ızgaradan çıkar çıkmaz üç beş saniyede masaya ulaştırılmalı.

Getirilen köftelere baktım, tam gerekli kıvamda.

Parlıyor, dumanı tütüyor…

Ağzıma aldım, yağ-et oranı iyi.

Lezzetli…

Sos belki acı, ama ben çok acı sevdiğimden, biraz hafif geldi.

Ekmek zaten yemiyorum…

Üzerine sos sürerek yediğim köfte ve içtiğim ayran, iyi bir öğle yemeği oldu.

Sıra geldi tatlıya…

Mehmet ile Bülent, “kaymaklı ekmek kadayıfı” söylediler.

Mesut, “Ben tıkandım, ağzımın köfte tadını bozmam” dedi.

Ben…

Tatlı, benim için artık mazi!

Yok, Allaha şükür şeker hastası filan değilim, ama yemiyorum.

Tatlılar geldi, Bülent’le Mehmet, “Bak neler kaybettin” diyerek Mesut’u biraz gıdıkladılar.

“İstersen bir tadına bak” dediler, ama Mesut oralı olmadı.

Onlar tatlı yedi, biz çay içtik.

Tatlıları nasıl mı buldum?

Yemediğim için yorum yapmak etik olmaz.

Ancak şu kadarını söyleyeyim, porsiyonlar çok büyüktü, üzerindeki kaymak da…

Ekmek kadayıfını görsel olarak inceledim, ekmek tadı iyi emmiş.

Pütürlü görünen tarafı yok.

Bizim arkadaşlar, genç olmalarına ve tatlıyı çok sevmelerine rağmen, bitiremediler…

Çaylarımızı içip kalktık, bir kilo köfte, iki kaymaklı ekmek kadayıfı, bir litre ayran, salata ve su için toplam 74 lira hesap ödedim.

Fazla mı?

Böyle bir hizmete, böyle bir tada, çok değil!

Çıkarken yine güleryüzle uğurlandık.

***

Geldik yazının sonuna…

Köfteci Yusuf’ta köfte yenir mi?

İlk bakışta insan, “300 kişinin çalıştığı bir köfteci, köfteci değildir” hissine kapılıyor.

Ancak Köfteci Yusuf, bu algıyı yok etmiş.  

Benim söyleyeceğim şu:

Köfteci Yusuf’ta köfte yiyelim, ama kendi köftecilerimizi Köfteci Selman’ı, Köfteci Behçet’i, Köfteci Ramis’i, Köfteci Fettah’ı ve diğerlerini de ihmal etmeyelim.

Çünkü onlar bizim öz değerlerimiz!

 

Bakalım Dışişleri Bakanlığı bu sorulara ne cevap verecek?

Aslında AKP iktidarı döneminde yaşanan en büyük skandallardan biriydi.

Yunanistan, 2004 yılından itibaren Ege’deki 16 Türk adasını işgal etmişti, ancak kimseden ses çıkmıyordu.

Bu skandalı 2015 yılı içinde defalarca yazmıştım.

Ulusal basında da sadece bir iki yazarın gündemindeydi bu skandal.

Yıl bitti, kimseden ses çıkmamıştı.

Bir hükümet yetkilisi ortaya çıkıp, “Yalan yazıyorsunuz, 16 adamız Yunanlılar tarafından işgal edilmedi” demedi.

Kös kös kulaklarının üzerine yattılar.

Ya muhalefet partileri?

CHP ve MHP, bu skandalın hesabını sordular mı?

Sormadılar…

2015 yılı böylesine bir aymazlık içinde sona erdi.

***

Tam, “Artık bu skandal da küllendirilir” diye düşünmeye başlamışken, baktım, Ankara’dan onurlu bir ses yükseliverdi.

CHP Antalya Milletvekili Dr. Niyazi Nefi Kara, Dışişleri Bakanı’nın cevaplandırması istemiyle Meclis Başkanlığı’na bir soru önergesi verdi.

Skandal ilk kez resmiyete dökülüyordu.

Önergede özetle şunlar soruluyor:

*Türk karasularında bulunan 16 adanın 2004 yılından beri Yunanistan tarafından işgal edildiğine dair haberler doğru mudur?
* 6 millik Türk karasuları içerisinde yer almasına rağmen; Koyun Adası, Venedik Kayalıkları ile Keçi Adası, Eşek Adası, Hurşit, Fornoz, Nergizçik, Bulamaç adaları ile Kalimnoz, Sakarcılar, Koçbaba, Ardacık Adaları ve Girit Adası etrafındaki diğer 5 adanın Yunanistan tarafından işgal edildiği doğru mudur?
* Eğer bu iddialar doğru ise, bakanlığınız/hükümetinizce bu işgalin sona erdirilmesi açısından ne gibi girişimlerde bulunulmuştur?
* Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti 1936 yılında devlet envanterine kaydedilen bu adaların (vatan topraklarının) egemenliğinden vazgeçmiş midir?”

Bakalım Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu bu sorulara ne cevap verecek?

Merakla bekliyorum.

 

Hayri Bostan’ın yeni okulu

Sevgili okurlarım, dün gazetemizin manşetinde ve benim köşemde Hayri Bostan’ın “müezzin olayı” konusundaki mesajını yayınlamıştık.

“Hayri Bostan” isminin altında, görev yeri ve unvanı olarak “İzmit Anadolu İmam Hatip Lisesi Meslek Dersleri Uzman Öğretmeni” ibaresi vardı.

Ancak Hayri Bostan bir süre önce yine İzmit merkezde bulunan Yunus Emre Anadolu Kız İmam Hatip Lisesi’ne atanmış ve burada görev yapıyormuş.

Hayri Bostan’ın görev yeri ile ilgili bilgiyi düzeltmek istedim.

Bu yazı toplam 4943 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Murat Kaynak
12 Şubat 2016 Cuma 20:54
20:54
Bir muezzine laf edildi diye bir suru insan cami avlusunda toplanip sov yaptilar. Burada memleketin topraklari elden cikiyor kimsede cit yok. Boyle bir guruh oldu bu memleketin insanlari. Bunun sonu hayra alamet degil.
Tanzel bey yaziniz icin tekrar tesekkurler.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim