• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli : 20 °C
  • İstanbul : 21 °C
  • Sakarya : 20 °C

Konca: HDP’nin üzerinde İmralı baskısı olmaz

Konca: HDP’nin üzerinde İmralı baskısı olmaz
Yurtdışı oylarının etkisi ile HDP’den milletvekili seçilen Av. Ali Haydar Konca, ilk röportajını gazetemize yaptı.

Barajı geçen HDP’nin İmralı ile mesafesi ile ilgili olarak yöneltilen soruya Konca, “Öcalan barış istiyor. HDP de sadece Kürt partisi değildir. Bir baskı olmayacaktır” dedi.

 

Sonucu merakla beklenen milletvekili genel seçimlerini tamamladık. Seçim günü Türkiye’de yapılan tüm sandıkları açılandığında sonuçları görüp sevinen de oldu, üzülen de… İlimizdeki ilk sonuçlara göre AKP’nin 6, CHP’nin 3 ve MHP’nin de 2 milletvekilini meclise gönderdiği dile getirildi. HDP ise barajı geçmesine rağmen Ankara’ya temsilci gönderemiyordu.

 

Ancak yurtdışı oylarının gece geç saatlerde sayılmasının ardından sonuçlarda büyük değişiklik oldu ve ilimizdeki dengeler birden değişti. MHP’li Lütfü Türkkan vekilliği kaybetti, yerine ise HDP’den Ali Haydar Konca, sadece 469 oy farkla milletvekili seçilerek Ankara’nın yolunu tuttu.

 

Türkiye’de ve ilimizde barajları yıkarak meclise milletvekili göndermeyi başaran HDP’nin ilimizdeki temsilcisi olan Av. Ali Haydar Konca da ilk röportajını gazetemize verdi. Mütevazı evinde sorularımızı yanıtlayan Konca, HDP’nin ideolojisi ve seçim sonrasında yaşanacak süreçle ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

 

“IŞIK VE TÜRKKAN’IN YERSİZ SÖYLEMLERİ OLDU”

Barajı aşmanın sevincini yaşıyorsunuz. Ancak milletvekili olacağınızı düşünüyor muydunuz? Çünkü dengeler yurtdışından gelen oylarla değişti…

Bu seçimler bizim için çok sıkıntılı geçti. Bunun nedeni de iktidar partisinin ve Cumhurbaşkanı’nın bizimle uğraşması oldu. Bir yığın provokasyonla uğraştık. Yaklaşık 130’a parti merkezimiz bombalandı. Bütün bunlar tabi gerginlik yarattı. Bizim buradaki seçim çalışmalarımızı belli bir çıtanın üzerinde tutmaya çalıştık. Yani seçim süreci belli bir çıtanın altına düşmeden, demokratik şekilde açıklamalarımız oldu. Ama bu çıta son 1-2 haftada aşağılara düşürüldü. Özellikle Fikri Işık tarafından. Yersiz söylemleri oldu. Siyasette yeri olmayan bir dille konuştu. Lütfi Türkkan tarafından da farklı bir dil kullanıldı.

 

“100 BİN OY BEKLİYORDUK”

Siyasette olmaması gereken bu dil ve söylem Türkiye’de gerginlik yaratıyor. Ayrıca AKP, son dönemde insanlar üzerindeki baskısını artırdı. İnsanları HDP’ye oy vermemeleri konusunda sıkıştırdı. Bunun geri tepkimesi de oldu. Bu nedenle Kocaeli’den 85 ile 100 bin arasında oy bekliyorduk. Hakikaten o potansiyel mevcuttu. İlk neticelere göre biz çıkamıyorduk. Ancak yurtdışı oylarını İl Seçim Kurulu değil, Yüksek Seçim Kurulu açıklıyor. Gece geç saatlerde bu sonuçlar da açıklanınca biz kentteki oyumuzu 82 bin 400’e çıkardık ve milletvekilliği bize nasip oldu.

 

Yurtdışı oylarının dağılımında dengelerin değişeceğini tahmin ediyor muydunuz?

Elbette. Yurtdışındaki oy oranımızı az çok biliyoruz. Ama resmi dökümü yoktu. Sonuçlar açıklandığında bizim oyumuzun 82 bine, MHP’nin oyunun da 163 bine yükseldiği görüldü. Bu nedenle MHP ikinci milletvekilini çıkaramadı ve bu bize nasip oldu. Tabloyu okumak bu kadar basit aslında. İtiraz hakları tabi ki var, saygı duyarız. Ancak biz de itiraz edeceğiz, çünkü birçok sandıkta sonuçlarla alakalı tereddütlerimiz var, usulsüzlükler var. Dolayısıyla o itirazın onlar lehine olumlu sonuç doğuracağını ben sanmıyorum.

 

HDP’nin Kocaeli’deki yol haritası nedir? İlk kez bu şehirden bir milletvekili çıkardınız…

Halkların Demokrasi Kongresi sürecinde aşağı yukarı 50-60 tane sol siyasal grup bir araya geldi. Bu kongrede çevreciler, feministler, aşırı solcular, LGBTİ’ler yani toplumun muhalif olan, aykırı olan toplumun düzenine sığmayan, horlanan tüm ırkları, dinleri, dilleri temsil eden kişiler yer aldı. Çok uzun toplantılar, müzakereler, tartışmalar, seminerler sonucunda bir parti üretme karı çıktı ve Halkların Demokratik Partisi buradan doğdu.

 

Bu partide şu anda aşağı yukarı 34 tane siyasal grup var. Bu gruplar arasında Kürt siyasal grupları, inanç olarak Alevi grupları, antikapitalist Müslümanlar, kadın hareketleri, çevre hareketleri, LGBTİ gibi gruplar mevcut. Bu da şu demek; Türkiye’deki maddi olguyu gerçek hayatı kavrayan bir siyasi mantığa sahip bir parti HDP. Yani madem biz varız, o halde biz bir arada yaşamak zorundayız.

 

YAŞAMAK İÇİN İKİ MADDE

Peki biz bir arada yaşamak için ne yapmalıyız? Bir; yan yana durmalıyız. İki; birimiz diğerine kendimiz gibi olmak için bir şeyleri dayatmamalıyız. Olduğumuz gibi var olmalıyız, ama beraber karar alıp birlikte yürütmeliyiz, birlikte yönetmeliyiz. Siyasal mantığa siz bunu oturttuğunuz zaman, bu hayatın gerçeği oluyor. Bunlar burada var zaten. Türkiye Cumhuriyeti’nin yıllardır yaptığı hata budur. Siz var olanı inkar ettiğiniz zaman, o ülkeyi yürütemez ihale gelirsiniz. Varlıklarını inkar ediyorsunuz, yok sayıyorsunuz, tek tipleştirmeye çalışıyorsunuz. bu da gerçeği yansıtmıyor. İnsanlar artık düzene sığamıyor. Böyle olunca kavgalar, tartışmalar çıkıyor ve o kardeşlik hukuku bozuluyor. Bozulunca da devlet baskıyı artırıyor. Bu baskının üzerine AKP’nin kendine özgü siyasal yapılaşmasını ve Cumhurbaşkanı’nın sivri dilini de eklediğiniz zaman durum çekilmez hale geliyor. Düne kadar bir yönetim krizi yaşıyorduk. Bugünden itibaren artık onun yollarını aşmak üzere Türkiye düşünmeye başlayacaktır.

 

AKP’lilerin birçoğu kendi oylarından HDP’ye oy verenlere tepki gösteriyor. Bu tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Oyları düştüğü için saldırgan tavır sergilemelerinin sonuca bir faydası yok. Bu zaten samimiyetsizliktir. Daha önce milli iradenin tecelli ettiğini ve herkesin bu tecelliye uyması gerektiğini söyleyen yine AKP’dir. Yani milli irade varsa ve bu şekilde oluşmuşsa kendisinin de buna saygı duyması gerekir. Onun dışındaki bir tutum hem antidemokratiktir hem de kendisiyle çelişmesidir. Bu koalisyon hikayesini bence parlamento oluştuktan sonra yeniden ele almak ve değerlendirmek gerekir. HDP’nin bir kere bu konuda ilkesel bir yaklaşımı var ve buna bağlı kalacaktır.

 

Sizi meclise taşıyan Kocaeli halkına mesajınız nedir?

Kocaeli ile ilişkimizi hiç kesmeyeceğiz. Burası bizim velinimetimizdir. Kocaeli’de 30-32 yılımız Çenesuyu içerek geçti. Çok güzel dostluklarımız, ilişkilerimiz ve arkadaşlıklarımız var, vefa borcumuz var. Halkımız bizi bağrına bastı. Kocaeli halkına minnettarım. Emek mensubu insanlara olan saygımızı ve onların sorunlarını her zaman gündemde tutmaya görev bileceğiz. Ben Kocaeli’nin milletvekiliyim. Kocaeli’nin sorunlarını çözme noktasında herkese kapım açıktır. Seçim sürecinde maddi imkansızlıklarla reklam vermememize rağmen özellikle yerel basın kendimize yer bulduk ve bunun için ‘istisnalar hariç’ tüm yerel basın mensuplarına ve yerel gazetelere teşekkürlerimi iletmek istiyorum.

 

“ÖCALAN BASKI KURMAZ”

Peki, barajı aşmış bir parti olarak HDP’nin üzerinde İmralı’nın etkisi olacak mı?

Öyle bir etki söz konusu olamaz. HDP’nin genel yapısı itibariyle; yani o içerisindeki sol ve siyasal gruplar değişik 30-35’e yakın grubun tümü kendi iradeleri ve siyasal örgütlerinin sorumluluğu içerisinde hareket eden insanlardır. O yüzden öyle bir emir-komuta zinciri gibi bir şey asla olmaz. Abdullah Öcalan’ın hazırladığı metne hiç kimsenin itirazı yok. Doğru şeylerin tartışılması isteniyorsa onu zaten kimin söylediğinin pek bir önemi yoktur. Onun içeriğini de kim dolduracak? Sonuçta bu konular mecliste görüşülecek.

 

“‘KÜRTLER BÖLÜNELİM DEMİYOR”

Öcalan’ın bakış açısı da doğru bir bakış açısıdır. Türkiye’de kendisine bu sorunları ben çözeyim diyen herkes paylaşmalıdır. Kürtler ‘Biz bölünelim’ falan demiyor. Eğer öyle olsaydı zaten parti kurmaya da gerek kalmazdı. Her yıl bağımsız giriyorlardı. O 10 maddelik bildirgenin temelinde olduğu gibi, ben Türkiye’nin demokratikleşmesini istiyorum.

 

"ÖCALAN’LA DEVLET GÖRÜŞÜYOR"

Ancak Abdullah Öcalan’ın Kürt özgürlük mücadelesinde bir yeri vardır. Yani şu kadar kişi öldü diye tartışmanın anlamı yok. Zaten Hakikatler Komisyonu da kurulsun diyoruz biz. Araştırılsın, kim nerede ne yapmış? Gerçeklerle yüz yüze gelmek gerekiyor. Bu gerçekler konusunda bazı şeyleri kabul etmek gerekiyor. Ama Öcalan’la devlet görüşüyor zaten. Görüşmek de durumunda. Çünkü dağda insanlar var yani onlar durup dururken çıkmadılar oraya ve kendiliğinden de inmezler. Görüşme HDP’nin dışında olan bir şeydir esas itibariyle. HDP yalnızca o talepleri ileten bir aracıdır. Ama demokratikleşme süreci bir bütün olarak kim tarafından önerilirse önerilsin, parlamentoda görüşülüp bir şekle bağlandığı zaman o şekil içerisinde elbette bir Kürt sorunu, Alevi sorunu, Diyanet İşleri Başkanlığı sorunu tartışılacak ve çözülecek. Yani yeni bir sözleşmeye ihtiyaç var. O yeni sözleşme de yeni anayasa demektir. Yeni anayasada, Siyasi Partiler Kanunu’nu, Seçim Kanunu’nu, Sendika Kanunu’nu değiştireceğiz. Bizim seçim bildirgemiz sorunların üzerine pansuman gibidir.

 

“KOALİSYON OLMAZSA SEÇİM KAÇINILMAZ”

Sonuçlara göre AKP hükümeti tek başına kuramayacak, ancak şimdiye kadar HDP, MHP ve CHP de AKP ile koalisyon kurmayacaklarını açıkladı. Bundan sonraki tablo sizce nasıl olur?

Hayat boşluk tanımaz. Yani sonuç itibariyle bu yüzde 10 barajının asıl mantığı yönetimde istikrar adı altında konulmuştur. Ama Türkiye’de yıllardır AKP iktidarının da istikrar sağlamadığı bir gerçek. Son 1-2 yıldır ülke itibarının hem dış ilişkiler hem içteki dengeler itibariyle alabildiğine sarsıldığı da bir gerçek. Bu uygulama antidemokratiktir. Bu ülkenin ne olursa olsun koalisyonlara alışması gerekli. Bizim o az önce dediğimiz birlikte yaşamaya dair fikri aynı zamanda birlikte yönetme fikridir.

 

Aynı fikirde olsun olmasın koalisyon olmalıdır. Bunun başka bir yolu olamaz. Koalisyon kurmayacakları yönünde açıklamalar var ama CHP’nin AKP ile koalisyon kurma söylentileri de var. Yani onu biraz yeni parlamento oluştuktan sonraki sürece bakıp değerlendirmek lazım. Ama her halükarda o da olmadı diyelim erken seçime gidilir. Başka yolu yok.

 

Erken seçim olasılığı durumunda daha karamsar bir tablo çıkacağı fikri de savunuluyor. Sizce bir olumsuzluk yaşanır mı?

Sonuçlar ne getirir bilemiyorum, bir yorum yapmak da çok doğru olmaz. Çok eski bir siyasetçimizin de dediği gibi ‘Siyasette 24 saat çok uzun bir süredir.’ Parlamento oluştuktan sonra zaman neyin ne olacağını gösterir. AKP’nin şu anki yapıyla tek başına hükümet kuramayacağı açık. Dolayısıyla bir uzlaşma zemini araması gerekiyor.

 

“HDP BARIŞ SÖZÜNÜ SÜRDÜRMELİ”

HDP’nin bu oy oranına ulaşmasının bir nedeni de verildiği söylenen emanet oylar. Ancak daha önce yaratılan algı HDP’nin amacının doğu bölgesinde bir özerklik kurma olduğu yönündeydi. Ancak bu seçim sürecinde bölünmekten çok birleşmekten söz edildi. HDP seçim süresinde yürüttüğü bu çizgisini sürdürebilecek mi?

Kesinlikle sürdürmek zorundadır. Şu nedenle; HDP’nin bu konudaki kararlılığı olmasaydı, Diyarbakır’da miting öncesinde meydana gelen son olayda felaket bir senaryo ile sonuçlanırdı. Bu olayın kendisi aslında Türkiye’de demokrasiyi, seçimleri rafa kaldırma senaryosuydu. Ama oradaki insanların soğukkanlılığı, ölümlerin olmasına rağmen olayın üzerine gitmemeleri, belli bir disiplini korumalarıyla o sorun aşıldı.

 

“HDP UMUT OLARAK GÖRÜLÜYOR”

HDP’ye verilen emanet oylar, bu partiyi umut olarak görme oylarıdır. Yani insanlar şunu tespit ettiler; bu parti, bir Kürt partisi değildir. Zaten bizim parti amblemimiz de biliyorsunuz ki iki elin arasında filizlenen çeşit çeşit çiçekten, ağaçtan oluşuyor. Bu logo, tüm insanları çiçek yerine koyarak birleştirmek, bir arada tutmaktır. ‘Büyük İnsanlık Projesi’ dediğimiz proje o projedir. O nedenle de burada Kürtlerin tek başına bir Kürt politikası sürdürmeleri söz konusu olamaz. Çünkü burada 25-30 tane farklı grup var. Gövde nicelik olarak Kürtlerden oluşuyor olsa bile işin yürütücüleri, teorisyenleri ve organizatörleri sol perspektifle bu sorunlara bakan insanlardır.

 

Bizim bakış açımız, tüm bu sorunlara sol pencereden ve sınıf ekseninden bakmaktır. Öyle olunca da zaten Abdullah Öcalan’ın hazırladığı o 10 maddelik seçim bildirgemizde de Kürt lafı hiç geçmiyor. Biz Kürt sorununu demokratik temelde, Türkiye’nin sınırları içinde çözeceğiz. ‘Sen yoksun, sen bensin’ demiyoruz, ‘Sen bensin, hakların da var’ diyoruz. Dolayısıyla bir gönüllü birleştiriciyiz, bölenler, onlara bu hakları vermeyenlerdir. Ermenilerin katliamından tutun da Rumlar, Süryaniler, Aleviler eziyet çekmiş ve sürgün edilmiş, kırıma uğramıştır bunların temelinde tek ırkı, tek dini ve tek dili dayatmak vardır.

 

“MAHALLE MECLİSLERİ KURACAĞIZ”

Asıl önemli olanı; biz yönetmeyeceğiz. Emanet oyları biz de kalıcı hale getirecek olan asıl proje de budur. Biz, bir defa bu merkezi, vesayetçi, denetimci devlet yapısını değiştireceğiz. Yerel demokrasiyi ve yerel yönetimleri güçlendireceğiz. Bunu yaparken de tabi bugünkü belediyeleri falan güçlendirmeyeceğiz. Mahalle meclisler, il meclislerinden oluşacak bir sivil yönetimlerle yerel yönetim kurmayı düşünüyoruz. Dolayısıyla, halk o yerel birimin yönetimine bilfiil katılacak. Yanlışı varsa da faturasını kendi ödeyecek. Yönetime getirdiği bir kişi varsa, onu kendisi geri alabilecek. Böylece biz zaten halkın yönetimini getirmiş olacağız.

 

Biz şu an iktidar olma durumunda değiliz. Muhalefet aslında üretken olmalıdır. Muhalefet ne yapmalı mecliste? Şu an seçime gidiyorum falan demektense bu meclis şunu tartışabilmeli, ‘Kardeşim hala Kenan Evren’in yasasıyla yaşıyoruz’ diyebilmeli. Bu yasaları değiştirmemiz lazım. Bu anayasadaki tüm kurumları çöpe atmak lazım. Hükümetin en büyük yanlışlarından biri de şudur; anayasadaki tüm kurumlara cephe aldı. İlk geldiğinde, sonrasında ise kendisine benzetip elde ettiği zaman o kurum dokunulmaz oldu. Buna örnek; YÖK, RTÜK, HSYK, BDDK. Meslek örgütlerin bütününü elde edemediyse, mutlaka yetkilerini kaldırdı ve işlemez hale soktu. Oysa biz, bu anayasa değişikliğinde şunu yapmak zorundayız; halkta toplumun değişik katmanlarının örgütlenmesini sağlamalıyız.

 

Örgütlü toplumu oluşturmadığımız sürece birileri çıkacak, bizim elimize yönetecek. Ben hukukçuyum ama yargı bağımsızlığı, yargıç güvencesi kuvvetler ayrılığı ilkesi bizim anayasamızın temel prensipleridir. Siz bu prensipleri bir kenara ittiğiniz zaman; orada hukukun üstünlüğünü bırakmıyorsunuz. Serbest kalmaları gereken sıkıntılı hükümlüleri bırakmıyorlar. Yaklaşık bine yakın ağır hasta ve tutuklu olan insan var. Röportaj: Hilal GÜDÜCÜ

 

 

Ali Haydar Konca kimdir?

Muş’un Varto ilçesinde 1950 yılında doğan Ali Haydar Konca, ilkokul eğitimini köy okulunda alan Konca, Varto Ortaokulu ve Bingöl Lisesi’nden mezun oldu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni tamamladıktan sonra 12 yıl çeşitli bölgelerde kaymakamlık yapan Konca, en son Kocaeli’ye tayininin çıkması üzerine gelmiş. 12 Eylül dönemindeki sorunlar nedeniyle bir süre görevden alınmış ancak daha sonra geri iade edilen Konca ve Hukuk İşleri Müdürlüğü’nde göreve getirilmiş. Burada da 5-6 ay çalışıp istifa ederek kendi mesleğini yapmaya başlamış. Siyasetle yollarını ilk olarak SHP döneminde kesişen Konca, bu partiden belediye meclis üyeliği de yaptı. Genel seçimler öncesinde HDP’ye geçen Konca, emekli öğretmen Naciye Hanım ile evli ve üç çocuğu bulunuyor. İngiliz Edebiyatı mezunu olan kızı Tülay Güner Brian (42) bir İngiliz’le evli. Ortanca çocukları Ali Özgün Konca (39) Apple şirketinin İstanbul Bölge Müdürü olarak çalışıyor. Ailenin en küçüğü olan Ali Özgün Konca (38) ise Koç Üniversitesi Fizik Bölümü mezunu ve Boğaziçi Üniversitesi’nde Jeofizik bölümünde yardımcı doçent olarak öğretim üyeliği yapıyor. Konca’nın 5 de torunu var.

hay1.jpg

hay2.jpg

hay4.jpg

hay3.jpg

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
müştak müstecaplıoğlu
11 Haziran 2015 Perşembe 16:25
16:25
hocam; Tebrik ederiz.che guevaranın dediği gibi imkansızlığı başardınız.söyleşizde bizi tatmin etti.yolunuz açik olsun,sevgiler.....
İZMİTLİ
09 Haziran 2015 Salı 22:33
22:33
HAYDAR AĞA İYİ ÜFLEMİŞSİN İMRALI ZATEN GÖRÜNTÜ BASKISI HER DAİM ÜZERİNİZDE KANDİLİNDE İMRALININDA SİZ ASLA BAĞIMSIZ SİYASİ OLAMAZSINIZ KÖKENİNİZ VE DESTEKÇİLERİNİZ DIŞARIDA EFENDİM HALK DESTEKLEDİ HALKI BİLEDİLER ONDAN BİRDE DERSİMDE NE KADAR CHP DESTEKÇİSİ VARSA SİZE VERDİ SİVAS TUNCELİ AÇIK ÖRNEĞİ
Bilal
09 Haziran 2015 Salı 18:26
18:26
Hilal eline sağlık
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim