• BIST 108.392
  • Altın 143,183
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • Kocaeli : 19 °C
  • İstanbul : 22 °C
  • Sakarya : 19 °C

Körfez Devlet Hastanesi’nin hali

Bülent Ekinci

Körfez ilçesinin evlere şenlik bir hastanesi var.

Benim hastane dediğime bakmayın, belli bir saatten sonra sağlık ocağından farksız bir hale geliyor.

Hatta sağlık kabini bile diyebiliriz.

Ne zaman bu hastaneye yolum düşse mutlaka bir olumsuzlukla karşılaşıyorum.

Geçtiğimiz cumartesi akşamı annem ve babamı yüksek ateş nedeniyle Körfez Devlet Hastanesi’ne götürdüm.

Oturduğumuz yere en yakın hastane diye oraya tercih ettik.

Doktor muayyene etti tahlil verdi ve sonuçları gördükten sonra teşhis koyacağını söyleyerek bizi bekleme salonuna aldı.

Tahliller çıktı. Doktor tahlilleri gördü.

“Hımmm biraz ayrıntılı bir muayyene edeceğim siz biraz daha bekleyin” dedi.

Genç bir doktordu pratisyen, acil nöbetçisiydi.

Anladığım kadarıyla espri yapmayı da seviyordu…

Neyse tekrar muayyene etti. Bu kez kan tahlili istedi. Onlara da baktıktan sonra, “Ya iltihap görünüyor ama nerden kaynaklı olduğunu ben anlayamam. Ama şanslısınız, bugünkü uzman doktor enfeksiyoncu. Ben şimdi onu arayacağım” dedi.

Ama arayamadı. Doktor yerinde yoktu, acil doktoru sekreterine uzmanın telefonunun not ettirmiş, sekreter yazdığı kağıdı kaybetmiş.

Doktoru bulunamayınca pratisyen yine bekleme salonunu işaret etti. “Siz bekleyin ben bulup size haber veririm” dedi.

Belli bir süre sonra doktor geliyor dedi, bizim pratisyen.

Uzman doktor geldi, bir tahlil de o istedi. “Tahliller çıkınca yukarıya gelin bakayım” dedi. 45 dakika sonra tahliller çıktı. Filmlere bakmayı unutan doktor, çok önemli bir şey yok. Pazartesi yinede bana gelsinler. Siz şimdi acil doktoruna inin oradan beni aratın. İlaçları yazdırtayım” dedi. 

İndim, pratisyene, uzman sizden telefon bekliyor, ilaçları yazdıracakmış dedim.

Pratisyen, “Biz yazdık ki” dedi.

Dedim, tahlilleri yeni gösterdim uzman aramanızı söyledi dedim.

Neyse pratisyen de sekreterine uzmanı arattı. Uzun bir uğraş sonrası ilaçlar yazıldı. Elimize barkot numarası verildi ve evinize gidebilirsiniz dendi.

Tam 3,5 saatlik acil servis maceramız böylece bitti.

Daha doğrusu biz bitti sanmışız.

Babam elinde barkotlarla eczaneye girdi, daha sonra sinirli bir vaziyette geri çıktı.

Yazılan ilaçları ancak bir uzman tarafından yazılabilirmiş. Aksi halde eczane ilaçları veremezmiş. Bizim ilaçların reçetesi de pratisyen tarafından yazılmış.

Aldım barkot numaralarını tekrar hastaneye geçtim.

Durumu izah ettim. Dedim ki, “Bu ilaçların bir uzman tarafından yazılması gerekiyormuş. Eczane ilaçları vermedi”

Pratisyenin üstün zekalı sekreteri atladı, “Zaten uzman yazdı ama biz onun şifresini bilmediğimiz için acil doktorun şifresinden yazdık ilaçları. Vermemesi normal” dedi.

Benim anlatmak istediğimde sekreterin bahsettiği şeydi zaten.  İlaçları tabiî ki uzman önerdi ama sisteme pratisyenin şifresiyle girilmiş, haliyle eczanede bu ilaçları ödemedi.

Sonra utana sıkıla uzmanı aradılar. Şifresini aldılar, ama ilaçları bir türlü yazamadılar.

“Ne oldu” dedim.

“Ya bu doktor burada çalışmıyor aslında. O yüzden listede adı yok giriş yapamıyorum bir türlü” deyince, pratisyen 6 yıllık üniversite hayatının ona kazandırdığı pratik çözümlemeyle bize şunu aklı verdi, “Tanıdık bir eczane bulun, ilaçları alın, pazartesi geldiğinizde burada halledersiniz reçete işini” dedi.

3,5 saat dişimi sıkmışım son dakika patlamayayım dedim. Ne o doktor burada çalışmıyorsa uzman diye karşımıza niye çıkarttınız dedim nede bu kadar basit bir iş için 3.5 saattir hastanede beklememizin hesabını sordum.

Sonuç, “Bu işi profesyonelce yapan Seka Devlet Hastanesi’ne gittik, yeniden muayyene yapıldı teşhis kondu ilaçlar yazıldı ve biz o ilaçları eczaneden rahatça alabildik.

İşi ehline bırakmak lazım öyle değil mi?

Bizim 3,5-4 saatimize yazık değil mi? O hiçbir işe yaramayan 3 kez çekilen filme, kan tüpleri, şırıngalar, tahlillere yazık değil mi?

Özel bir hastanede bu kadar tahlil yaptırsam bir asgari ücret kadar para öderdik. Yazık yazık, sağlığımız, sağlık kuruluşlarımız kimlere emanet…


 

Muhammet Eren delikanlı oldu

Nejlet Kuruoğlu ve Refika Kuruoğlu çiftinin 3 çocuklarından biri olan Muhammet Eren (8) sünnet oldu. Sünneti Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Sağlık Daire eski Başkanı Osman Poyraz yaptı. Eren için pazar günüde mevlit okunacak. Topçular Mahallesi Narinli Sokak Uğuray Cedit Evleri’nin önünde düzenlenecek olan mevlit okumasına Kuruoğlu ailesi tüm dost ve akrabalarını davet ediyor.

sunnet.jpg


 

Değirmendere’de davul çalınmayacak

Ramazan boyunca sahurda davul çalmak isteyenler Gölcük Belediyesi Zabıta Müdürlüğüne başvurularını yaptı. Bu yıl da Gölcük’te 42 mahalle de davul çalınacak.

Davul ihalesini tamamlayan Gölcük'ün bir tek Değirmendere bölgesinde davul sesi olmayacak.  Değirmenderelilerin isteği üzerine alınan bu karar nedeniyle, bu bölge için ihale açılmadı.


 

Çevre Tiyatrosu Sezon sonunu Kassel çocuk Köyünde yaptılar

Rahmetli Sedat Şimşek’in kurduğu Çevre Tiyatrosu ve Sanat Evi sezon finalini yaptı. Genel Sanat yönetmeliliğini Eylem Şimşek’in yaptığı grup sezonun son oyununu Yahyakaptan’da bulunan Kassel Çocuk Köyü sakinleri için oynadı. Bucan Ekin Şimşek, Oğuzhan Asak ve Berke Kalkan’ın başrollerini oynadığı tabiat sevgisini anlatan “Ormana Gelen Yabancı” isimli oyun çocuklar tarafından oldukça beğenildi ve alkışlandı. YİN Yapı Organizasyon firmasının sahibi Yaşar Yinelek tarafından organize edilen programda sihirbaz gösterileri de yapıldı. Programın finalinde Kassel Çocuk Köyü’nün müdürü Mustafa Fidan Eylem Şimşek’e bir teşekkür çiçeği sundu.  

1-023.jpg

2-022.jpg

Bu yazı toplam 2498 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Gülcan
16 Haziran 2015 Salı 15:27
15:27
Çok haklısınız Bülent Bey, çok önemli bir konuya parmak basmışsınız. Bunun üzerinde önemle durulmalı. Ya çok acil, ağır bir durum için gitmek zorunda kalsaydınız, bu gibi insanlara hastanızı emanet etmek zorunda kalsaydınız, Allah korusun bu çok kötü bir durum. İnsanın eli kolu bağlı kalıyor. Ama maalesef çoğu hastanedeki genel durum böyle.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim