• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kocaeli : 9 °C
  • İstanbul : 9 °C
  • Sakarya : 9 °C

KOTO, artık bundan böyle dikiş tutmaz

M.Tanzer Ünal

KOTO…

Kocaeli Ticaret Odası…

Kentimizin en eski kurumlarından biri…

Kuruluşu kayıtlarda 1897 olarak geçer.

Yani 119 yıldır faaliyette.

1989 yılına kadar “Sanayi ve Ticaret Odası” olarak hizmet verdi, bu tarihte sanayiciler ayrı Oda kurunca, “Ticaret Odası”, sadece ticaretle uğraşanların odası haline geldi.

***

Odaların çalışmalarını 40 yıldır yakından izlemeye çalışırım.

Kimler tarafından yönetiliyor?

İşlevi ne?

Meclisine girmek için kimler, neden aday oluyor?

Neden her seçimde millet birbirini yiyor?

Partiler, Oda yönetimlerini neden ele geçirmek istiyor?

Oda meclislerini, Oda yönetimlerini ve Oda başkanlarını inceleyerek yukarıdaki soruların cevaplarını bulmaya çalışırım.

Odalar, güya “Sivil Toplum Kuruluşları” olarak anılırlar, ama kesinlikle sivillikle alakaları yoktur.

Her dönemde değişen “ilgili bakanlığa” bağlıdırlar.

“Tam” değil, “yarı” resmidirler.

Başkanlar, “siyah plakalı” makam aracı kullanırlar.

İşte bu nedenle…

Bağımsız olmadıkları için…

Hükümeti, eleştiremezler.

Hükümetin çizgisine aykırı fikirleri, savunamazlar.

Ekonominin gidişatını, sorgulayamazlar.

Mağdur olan üyelerinin haklarını, koruyamazlar.

Kötü gidişe, dur diyemezler.

Ülkemizin temel sorunlarına, sahip çıkamazlar.

Anlayacağınız, Odalar, gerçek işlevlerinde değildir.

Devlet adına bazı bürokratik işlemleri yerine getirirler.

Odaların meclis ve yönetimlerinde bulunmak da, bulunanlar için birer “statü”dür.

Toplumda bir yer edinmedir…

 

Gelelim tekrar KOTO’nun durumuna

Odaların genel yapısına değindikten sonra, tekrar KOTO’ya dönelim.

KOTO, bildim bileli böyle!

Hatırlayın geçmiş yönetimlerde olup bitenleri, bugün yaşadıklarımızla aynı idi.

İkili, üçlü, beşli gruplar…

Bazıları partili, bazıları tarikatçı…

Belirli amaçlar için bir araya gelip yönetimi oluşturuyorlardı.

Sonra?

Sonra aralarında “çıkar kavgası” başlayınca, Oda da yönetilmez hale geliyordu.

Ayda bir defa yapılan meclis toplantıları, “mahalle kavgası”na dönüyordu.

Sen onu dedin de…

Ben bunu dedim de…

Açın bakın meclis tutanaklarını, bir tek ticari sorunun dile getirildiğini göremezsiniz.

Halbuki meclis toplantıları, her meslek grubunun sorunlarının ve çözüm yollarının çatır çatır konuşulduğu yerler olmalı.

Bu sorunlar ve çözüm yolları, her toplantıdan sonra rapor haline getirilerek, ilgili bakanlıklara gönderilmeli.

Sonra da takip edilmeli.

Geçmişte hiçbir şey yapılmadı, günümüzde de hiçbir şey yapılmıyor, demek istemiyorum.

Mutlaka her yönetim bir şeyler yapmıştır, yapıyordur…

Ben, gereği gibi yapılmadığını söylüyorum.

“Daha iyi şeyler yapılabilir” diyorum.

 

KOTO’nun dünkü toplantısı…

KOTO Meclisi’nin dünkü toplantısını arkadaşımız Serkan Borlak izledi.

Toplantıda olup biteni, yazdığı haberden okudum.

Aman Allah’ım!

Başkan Murat Özdağ ve bazı meclis üyeleri yine birbirlerine girmişler.

Karşılıklı suçlamalar…

Karşılıklı ağır sözler…

Sonuç?

Meclis toplantısı başından sonuna kadar gergin bir ortamda yapılıyor ve yine “hizmete dönük” hiçbir şey konuşulmadan sona eriyor.

Şimdi gelecek toplantıya kadar herkes rahat!

Gelecek toplantıda, yine büyük olasılıkla yönetimle muhalefet arasında sert rüzgârlar esecek.

Özetle şunu söylemek istiyorum…

KOTO’nun mevcut yönetimi, “Biz bundan öncekiler gibi olmayacağız” diyerek göreve gelmişlerdi, ama şimdi görüyoruz ki, bunların da bundan öncekilerden farkları yok!

Birbirleriyle didişmekten, üyelerine gerçek anlamda hizmet etme fırsatı bulamıyorlar.

Görüşüme göre, KOTO artık bundan böyle dikiş tutmaz.

Neyse ki, seçimlere şunun şurasında en fazla bir yıl kaldı.

İlk seçimlerde inşallah daha uyumlu bir meclis ve daha uyumlu bir yönetim seçilir.

Ve başkanlık koltuğuna, siyasi kaygılarla hareket etmeyen, toplayıcı, birleştirici, kent ve ülke sorunlarına hâkim bir isim oturur.

 

Odalarda seçim ne zaman?

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne bağlı oda ve borsalarda seçimler ne zaman yapılacak?

Bu sorunun cevabını bilen varsa, beri gelsin!

Her seçim öncesi bu böyledir.

Seçim yaklaşır, ama oda ve borsa üyeleri, “Seçim ne zaman yapılacak?” sorusuna cevap veremezler.

Her kafadan farklı sesler çıkar.

Şimdi yine böyle bir süreç yaşıyoruz.

Bazı üyelere göre, seçimler bu yılın kasım ayında…

Bazı üyelere göre ise 2017 yılının mayıs ayında.

Neden bu böyle?

Neden ortada iki farklı tarih dolaşıyor?

Şundan…

Oda ve borsalarda seçimler dört yılda bir kasım ayında yapılıyordu.

Ancak 2012’de seçimler, Bakanlar Kurulu kararı ile 2013 yılının mayıs ayına ertelendi. 

Bu nedenle işler karıştı.

Başlangıç tarihi 2012 mi sayılacak, yoksa 2013 mü, şimdi herkes bu sorunun cevabını arıyor.

2012 esas alınırsa, seçimler bu yılın kasım ayında…

2013 esas alınırsa, seçimler gelecek yılın mayıs ayında.

İlgili bakan da bu konuda ağzını açıp bir şey söylemiyor.

Ne bileyim, herhalde herkesin bir hesabı vardır.

Bana sorarsanız, “en tepedeki” hangi tarihi işaret ederse, seçimler o tarihte yapılır.

 

Türkiye’nin çocuk karnesi

*Ülkemizde her üç çocuktan biri yoksul.

*Geçen yıl, 31 bin 337 kız çocuğu, “çocuk yaşta” evlendirildi.

*2015 rakamları açıklanmadı, ama 2014’te Türkiye’de 40 bin “çocuğa taciz davası” açıldı.

*Ülkemizde 950 bin çocuk işçi var.

    

Meclis Başkanı Kahraman, neden “laiklik” çıkışı yaptı?

Göreve başlarken, “…laik cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı kalacağıma, anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma; büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içerim” diye yemin eden Meclis Başkanı İsmail Kahraman, bir de baktık, namus ve şerefini ayaklar altına alarak, “Yeni anayasada laiklik kalksın” diyor.

Hem de “laik olmayan ülkeler”, dünyanın başına böylesine bela olduğu bir dönemde!

Dini esaslara göre yönetilen devletlerin halini görmüyor mu acaba?

***

İlk duyduğumda da aynı şeyi düşünüyordum, şimdi de aynı şeyi düşünüyorum…

Bu görüş, sadece Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ın “şahsi görüşü” olamaz.

Yine bir “algı yönetimi” yaşıyoruz.

Aklımdan geçenler şunlar:

*Türkiye’nin gündemini değiştirmek için bilerek yapılmış bir öneri…

*Toplumdaki gerginliği ve çatışmayı artırmak için yapılan bir öneri…

*Toplumun “dini anayasa” ile ilgili tepkisini ölçmek için yapılan bir öneri…

*Karşı çıkıyorlar ya, ülkeyi yönetenlerin, “ne kadar laik olduklarını” topluma göstermeleri için yapılan bir öneri…

Kokusu yakında çıkar.

Ama üzücü olan, devletimizin ve milletimizin egemenliğinin sembolü olan Türkiye Büyük Millet Meclisi, ettiği yemini hiçe sayan, Atatürk ve Cumhuriyet devrimlerine karşı çıkan, bir kişi tarafından yönetiliyor.

Meclis Başkanı’nın bu davranışı, ülkemiz için “kara bir leke”!

Diğerlerinin “kara lekeleri” yetmezmiş gibi, yeni bir “kara leke”!

“Kara lekelerimiz” birikti.

Bakalım bunlardan ne zaman kurtulacağız?

Bu yazı toplam 2369 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim