• BIST 90.182
  • Altın 147,216
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • Kocaeli : -1 °C
  • İstanbul : 10 °C
  • Sakarya : -1 °C

KOTO Başkanı Murat Özdağ’a kelepçe

M.Tanzer Ünal

İki gündür şehir dışındayım.

Dün öğleye doğru internetten KOCAELİ’ne girince öğrendim haberi.

“Murat Özdağ’a kelepçe taktılar. Hastaneden kelepçeli çıkartıldı…”

İnanamadım, arkadaşlara sordum, “Önüne otomobil geldiği için kelepçe görünmüyor, bir yanlışlık olmasın, fotoğrafı çeken kelepçeyi görmüş mü?”

Hem fotoğrafı çeken arkadaş görmüş, hem de avukatı Ersayın Işık, Murat Özdağ’a kelepçe takıldığını doğrulamış.

Acaba aynı gün teslim olan Özdağ’ın muhasebecisi Sadi Feyzioğlu ve FEM Dershanesi eski Müdürü Cüneyt Öç’e de kelepçe takmışlar mıydı?

Yoksa kelepçe uygulaması sadece Murat Özdağ için miydi?

Cüneyt Öç’e ve Sadi Feyzioğlu’na da takmışlar…

                                               **********

Peşinen söyleyeyim, bence Murat Özdağ’a kelepçe takılması “şık” olmamış.

Neden olmamış, bakın anlatayım.

Bir defa kelepçe “kaçma ihtimali olan” zanlılara uygulanır.

Halbuki Murat Özdağ, hakkında yakalanma kararı çıkarıldığı zaman yurt dışındaydı, gözaltına alınacağını bile bile Türkiye’ye döndü, kendi ayağıyla tıpış tıpış gidip teslim oldu.

Yine kelepçe, ”taşkınlık yapıp kendine ve çevresine zarar verme ihtimali olan zanlılara” uygulanır.

Murat Özdağ’ın böyle bir yapısı olabilir mi?

Kendisi İzmit’in tanınmış işadamlarından biri.

Otomotiv, iletişim ve inşaat konularında firmaları var.

Bunun da ötesinde, Kocaeli Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı olarak önemli bir tüzelkişiliğin de temsilcisi.

Yeri belli, yurdu belli!

Yanlış anlaşılmasın.

Bir suç isnadı varsa, elbette gözaltına alınacak…

Elbette yargılanacak, suçu varsa suçunu çekecek.

Benim söylemek istediğim bunlar değil.

Ben “kelepçe takılması”nın yanlış olduğunu söylemek istiyorum.

Bu konuda bildiğim kadar bir yönetmelik yok.

“Polis, gerekli önlemleri alır” diyor.

Yani kelepçe takıp takmamayı, polisin inisiyatifine bırakmış.

Burada da polis, uygun görmüş, kelepçe takmış.

 

 

Diğerlerine kelepçe takılmış mıydı?

 

Olayı biliyorsunuz…

Murat Özdağ da “paralel yapı” iddiasıyla arananlar arasındaydı.

Bu operasyonda 7 kentten 88 kişi hakkında yakalama emri çıkartılmış, bunlardan 64’ü geçen hafta yakalanmış, tamamı, ya savcılık soruşturmasından sonra ya da çıkarıldıkları mahkeme tarafından serbest bırakılmıştı.

Bu süreç içinde hiçbir zanlıya kelepçe takılmamıştı.

Murat Özdağ, Cüneyt Öç ve Sadi Feyzioğlu, bu operasyonda kelepçe takılan ilk kişiler oldu.

Benim “kelepçe” ile ilgili yorumum şu:

Herhalde operasyonda gözaltına alınan 64 kişiye kelepçe takılmaması ve operasyon sonunda 64 kişinin de serbest kalması, bazı muktedirlerin hoşuna gitmedi, bu da Murat Özdağ’a kelepçe takılması sonucunu doğurdu.

Adaletli bir uygulama değil!

Hakkaniyetli bir uygulama değil!

Şık bir uygulama değil!

Bir siyasi grubun intikamını almak için insanları itibarsızlaştırmaya çalışmak, doğru değil.

Keşke Murat Özdağ’a kelepçe takılmasaydı.

 

 

Yarım olanlar ve yarım olmayanlar

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçenlerde kadınlara bir “ayar” daha çekti.

Daha önce…

*Kaç çocuk doğuracağına…

*Doğum yöntemine…

*Ne giyeceğine…

*Çalışıp çalışmayacağına…

*Evlilik yaşına…

Ayar çekmişti, son olarak buna “doğurup doğurmayacağı” ayarını da ekledi.

Dedi ki, “Doğurmayan kadın yarım insandır…”

Haydi, buyurun bakalım!

Kadını “annelik”le sınırlayıverdi.

Anne isen “tam kadınsın”, anne değilsen “yarım”!

Böyle şey olur mu?

Erdoğan’ın bu sözleri, “kadına şiddet uygulamak” değil mi?

Şiddet dediğin, sadece tokat atmakla olmaz.

“Doğurmayan kadın yarım insandır” sözü, 100 tokattan daha fazla yaralar açan bir şiddettir.

Sonra sana ne?

Aileler, çocuk yapar yapmaz.

Bir çocuk yapar, iki çocuk yapar…

“İlla ki, en az üç çocuk” diye diretmek, insanların özeline girmek, girmeye gayret etmek, nasıl bir duygu?

Türkiye’yi yönetenlerin böyle bir hakkı mı var?

Kadınların doğurup doğurmamasına karar vermek, kaç çocuk doğuracağını belirlemek, ne zamandan beri cumhurbaşkanlarının görevleri arasına girdi?

Kadının kişiliği yok mu?

Kadının aklı yok mu?

Kadının özgürlüğü yok mu?

İster doğurur, ister doğurmaz.

Bu, karı-koca arasında kalması gereken mahrem bir konudur.

Erdoğan, işini gücünü bırakıp kadınların doğurup doğurmayacağına karışmaya başlamışsa, vay bu memleketin haline!

Bir şey daha…

Kadınların “yarım”ı oluyor da, erkeklerin “yarım”ı neden olmuyor?

Kim bilir, belki kadınlar “anne” değil, erkekler “baba” olmak istemiyordur.

O zaman “Baba olmak istemeyen erkek, yarım insandır” mı diyeceğiz.

Ne yani, kadınlar çocuk doğurmaya tek başlarına mı karar veriyorlar?

Kadınlara hakaret etmenin, kadınları aşağılamanın anlamı yok!

Ülkemizin bütün sorunları bitti de şimdi bu sorunumuz mu kaldı?

 

 

Davutoğlu, makamlar ve vicdanlar…

 

Ya işte böyle!

Dün başbakandı, bugün “vatandaş Ahmet”.

Seçim kazandı, milletin verdiği başbakanlık görevini devam ettirmek istiyordu, ama kırmızı düdük çalınca kapı dışarı ediliverdi.

Memlekette darbe oldu, başbakanlığı bırakmak zorunda kaldı.

Her neyse…

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, geçenlerde kurucusu olduğu İstanbul Şehir Üniversitesi’nin mezuniyet törenine katıldı.

Konuşmasının bir noktasında dedi ki, “Hiçbir mevki ve makam, insanın vicdanından daha güçlü, daha kuvvetli değildir…”

Konuşmasını internetten dinledim, dikkatimi bu cümle çekti.

Başbakanlığı bırakırken yaşadıklarına sitem eden bir ifade!

Demek istiyor ki:

*Bana haksızlık edildi.

*Bana haksızlık eden mevki ve makam sahipleri kendilerini güçlü sanıyorlar, ama asıl güç insanın vicdanının gücüdür.                    

*Siz, insan vicdanının gücüne inanın, mevki ve makamların gücüne inanmayın!

Ben, Davutoğlu’nun o cümlesinden bu anlamları çıkardım.

Bu yazı toplam 3677 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim