• BIST 82.363
  • Altın 147,033
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • Kocaeli : 6 °C
  • İstanbul : 8 °C
  • Sakarya : 6 °C

KOTO, bu anlayışla yönetilemez

M.Tanzer Ünal

Sevgili okuyucularım, konumuz yine KOTO.

Kocaeli Ticaret Odası…

12 bin civarında üyesiyle kentimizin en büyük meslek kuruluşu…

“Yine KOTO” diyorum, çünkü biz sorunları ve aksaklıkları yazmaktan bıktık, yetkililer sorunları çözmemek için direnmekten bıkmadılar.

Nedir durum?

Durumu biliyorsunuz…

*Üç yıldır yönetim kurulu başkanı olan Murat Özdağ, FETÖ soruşturması kapsamında tutuklu.

*Meclis başkanı Bülent Karagöz, adı yine FETÖ soruşturmasına karıştığı için görevinden istifa etti.

*Dört üye, istifa ederek yönetimden ayrıldı.

*Murat Özdağ, 5 Ağustos’ta yönetim kurulu başkanlığından düşürüldü.

*Anlayacağınız, KOTO’da ne meclis başkanı, ne de yönetim kurulu başkanı var.

*KOTO Yönetim Kurulu Başkanlığı’na, Başkan Yardımcısı Zihni Yılmaz vekâlet ediyor.

*TOBB Yasası gereğince, KOTO’da, boşalan başkanlıklar ve üyelikler için bir ay içinde seçim yapılması gerekiyor.

*Özetle, Kocaeli Ticaret Odası, yaşanan olaylardan dolayı “yönetim güçlüğü” içinde… Yönetim organlarında görev alanlar moralsiz, üyeler ise mutsuz ve umutsuz.

 

 

Oda,  bu sıkıntıyı kısa zamanda atlatamaz mı?

                                      *******

Atlatabilir…

Ama her nedense “sıkıntı bir süre daha devam etsin” gibi bir hava var.

En azından, ben böyle sezinliyorum.

Oysaki yapılacak iş belli.

Olaylar bu noktaya geldikten sonra, işi yokuşa sürmenin anlamı yok.

Yasa, “Bir ay içinde seçim yapılır” diyor mu?

Diyor…

Bir aylık süre ne zaman doluyor?

5 Eylül’de…

Murat Özdağ’ın başkanlığı 5 Ağustos’ta düşürüldüğüne göre, KOTO, yeni başkanını 5 Eylül’e kadar seçmesi gerekiyor.

Seçilmezse ne olur?

İş, mahkemeye düşer.

31 Ağustos Çarşamba günü KOTO’nun olağan aylık meclis toplantısı var.

Mevcut “güdük” yönetim, “Ben yapılacak meclis toplantısında eksik üyeliğimi ve yedeklerimi tamamlayayım, sonra da yeni başkanımı kendi aramda seçeyim” havasında…

Ancak gördüğüm kadarıyla, meclisin çoğu “bu yönteme” karşı.

Meclis ne istiyor?

Dün şöyle bir yokladım, ortaya çıkan ortak görüş şu:

*Mevcut yönetim kurulu üyeleri de istifa etsinler… Böylelikle yönetim de düşsün.

*Meclis, 31 Ağustos’taki toplantısında bütün organlarını tekrar seçsin. Meclis başkanını, yönetim kurulunu, üst kurul delegelerini… Ne seçilecekse…

*Kimler meclis başkanı, kimler yönetim kurulu başkanı olmak istiyorsa çıksınlar, medenice yarışsınlar, seçilenler odamızı bir sonraki seçimlere kadar götürsün.

*Zihni Yılmaz da başkanlık düşünüyorsa, çıksın yarışsın. Gücünü yönetim kurulundan değil, meclisten alsın. Meclisin güç vermediği yönetici, başarılı olamaz.

*Şöyle bir yokladım, yönetim kurulu başkanlığı için Mehmet Kaya’nın, Zihni Yılmaz’ın, Okan Oktay’ın ve Hakkı Özkan’ın isimleri ön plana çıkıyor.

 

 

Yönetim hızlı hareket etmeli

                                      *******

Şimdi bu söylediklerimin, daha doğrusu meclisin çoğunluğunun isteğinin olabilmesi için, yönetim kurulunun toplanıp karar alması gerekiyor.

“Tamam, yönetim olarak çekiliyoruz, mecliste yönetimi yeniden seçelim…”

Ancak yönetim bir türlü toplanamıyor.

Tek başkan yardımcısı olan Zihni Yılmaz, haftalık toplantılara katılmıyor.

İyi de bu işin sonu ne olacak?

Koskoca Ticaret Odası, böyle “ıvır zıvır işlerle uğraşan oda” olarak mı anılacak?

Bence KOTO’ya yazık ediliyor.

Şu anki algısı çok kötü!

Bu algı hızla değiştirilmeli.

KOTO’da; çalışkan, vizyon sahibi, sadece üyelerinin dertlerine odaklanacak, siyasetle ve cemaatle ilişkisi olmayan eni bir ekip işbaşına gelmeli.

 

Xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

 

Türkiye’nin delilik sorunu

                                      ********

Bu kadar sorunumuz arasında bir de “delilik” sorunumuz mu var, diyeceksiniz…

Evet, var.

“Delilik”, hastalığın halk arasındaki adı.

Doğrusu, “akıl sağlığı”…

Bizde bu hastalık biraz garipsenir.

Kişiler ve aileler, bu hastalığı hep gizler.

Konuşmaz, yardım istemez, doktora gitmez…

Özetle utanılacak bir hastalıktır delilik.

Halbuki gelişmiş ülkelerde “akıl hastalığı” da diğer hastalıklarla eşit tutulur.

Kimse bu hastalığa “farklı gözle” bakmaz.

Gider tedavisini olur.

Devlet de, diğer hastalıklara ne kadar önem veriyorsa, bu hastalığa da o derece önem verir.

 

 

Bizde kaç milyon akıl hastası var?

                                      ********

“Milyon” yazmama şaşırdınız mı, şaşırmadınız mı?

Şaşırmışsınızdır… Şaşırmışsınızdır…

Durun o zaman, şimdi vereceğim rakama daha çok şaşıracaksınız.

Türkiye’de 10 milyondan fazla kişi “akıl sağlığı sorunu” yaşıyor.

Yani her 7- 8 kişiden biri…

İşin daha vahimi, bu 10 milyon kişiden 7 milyonu “tıbbi desteğe ihtiyaç duyacak” durumda.

Bu rakamlar, öyle “atmasyon” rakamlar değil.

Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü verileri…

Yine aynı verilere göre, ülkemizde “şiddetli akıl sağlığı bozukluğu” görülen hasta sayısı, 500 bin!

 

 

Hasta var da, tedavisi gereği gibi yapılabiliyor mu?

                                               *******

Yapılamıyor…

Psikiyatrist, psikolog ve hemşire sayımız yetersiz.

Örneğin, 2011 yılında her bir milyon kişiye 21 psikiyatrist düşerken, 2014 yılına gelindiğinde bu sayı 15’e gerilemiş.

Çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanı sayısı ise daha az.

Bir milyona 3 uzman!

Ülkemizde bir milyon kişiye düşen psikolog sayısı ise 14-16 arasında.

 

 

Dünyadaki durum ne?

                                     ********

Dünya Sağlık Örgütü’nün tespitlerine göre, Türkiye, psikiyatrist sayısının nüfusa oranı bakımından 123 ülke içinde 60’ıncı.

İlk 20 ülkede, 1 milyon kişiye en az 100 psikiyatrist düşüyor.

Ülkelerde her bir milyon kişiye düşen psikiyatrist sayısı şöyle:

Monoko’da 410, Norveç’te 296, Belçika’da 203, Hollanda’da 201, Finlandiya’da 184, İsveç’te 183, Uruguay’da 169, San Marino’da 158, İngiltere’de 146, Fransa’da 141, Küba’da 102, Slovenya’da 102, Danimarka’da 95, Avustralya’da 92, İspanya’da 80…

Ülkeleri atlaya atlaya yazdım, Grenada 1 milyona 17 psikiyatrist ile 58’inci, İran 17 psikiyatrist ile 59’uncu, Türkiye 15 psikiyatrist ile 60’ıncı.

 

 

Biz akıl sağlığımıza önem vermiyoruz

                                      *******

Rakamlar bunu gösteriyor…

Biz, akıl sağlığımıza önem vermiyoruz.

Kim bilir, uzun yıllardır toplumda gözlediğimiz gerginlik, sürekli çatışa hali, kutuplaşma, hoşgörüsüzlük, sürekli herkesin birbirine höt höt davranması belki de bundan!

7 milyon kişi “akıl sağlığı yönünden” tıbbi desteğe ihtiyaç duyduğuna göre, bunun açıklanabilir başka tarafı var mı?

Akıl sağlığı yönünden durumumuz bu da, devlet bu soruna ciddiyetle eğiliyor mu?

Eğilmiyor…

Durum şöyle.

Sağlık Bakanlığı, 2011 yılında “Ruh Sağlığı Eylem Planı” hazırlamış.

Buna göre, Türkiye’de her yıl ortalama 170 psikiyatri asistanı uzmanlık eğitimine alınıyormuş.

Sayının düşüklüğüne bakar mısınız?

Diyelim ki, bu sayısı ikiye katladık…

Uzmanlık eğitimine 170 değil de 340 asistan aldık…

Türkiye’de 2050 yılına gelindiğinde 1 milyon kişiye 102 psikiyatrist düşecekmiş.

Anlayacağınız, akıl sağlığı yönünden durumumuz vahim.

Bir rakam daha verip konuyu kapatayım…

Türkiye’de, genel sağlık bütçesinden akıl sağlığına ayrılan pay yüzde 1’in altında.

Avrupa Birliği ülkelerinde ise bu pay ortalama yüzde 5-10 arasında.

 

 

Bu sorunun önceliği var

                                      *********

Yazımın başında da belirttim…

Pek çok sorunumuz arasında bir de halk arasındaki adıyla “delilik” sorunumuz var.

Bana kalırsa, bu sorunumuz diğer sorunlarımızın da artmasına neden oluyor.

Yaşadığımız pek çok sorunun temelinde, akıl sağlığımızın yerinde olmaması yatıyor.

Akıl sağlığı yönünden tıbbi desteğe ihtiyaç duyan hasta sayımız çok fazla.

7 milyon kişi…

Yani aramızdaki her 10-11 kişiden biri akıl hastası!

Tedaviye muhtaç, ama tedavi edecek yeteri kadar uzmanımız yok.

Bu kadar güncel sorun arasında araya bir de bunu sokmak istemezdim, ama ne yazık ki, akıl sağlığı yönünden durumumuz vahim!

 

   

 

 

Bu yazı toplam 1971 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim