• BIST 89.695
  • Altın 145,882
  • Dolar 3,6126
  • Euro 3,9283
  • Kocaeli : 7 °C
  • İstanbul : 8 °C
  • Sakarya : 7 °C

KOTO’ da neler oluyor?

Haluk Ulusoy

KOTO’’da yaşananları okuyunca gözümün önüne şöyle bir manzara geldi. Ambulans yol açıyor ve yol boş diye hemen arkasına takılan araçlar, ambulansın açtığı boş yolda gitmeye çalışıyor. Manzarayı hatırladınız değil mi?

 

KOTO’da, Murat Özdağ’dan boşalan koltuğa aday olan meclis üyelerinin çoğu arkadaşım, tanıdığım ve de sevdiğim insanlar. Ama bu görüntü KOTO ya da onlara da yakışmıyor.

 

Yönetim kurulu seçimi mecliste yapılmalı ve seçilen arkadaşlarımız aslanlar gibi odayı yönetmeli. KOTO’ ya yakışan budur. Umarım doğru yolu bulurlar.

 

YERİ GELMİŞKEN ODALAR…

Seçim zamanı kulisler yapılırken adaylar ortaya çıkarken çoğu zaman adayların CV’ leri ortaya çıkmaz.

 

Binlerce üyesi olan bir kuruma başkanlık yapacak, yönetim kurulu üyesi olacak kişilerin belli vasıflara ve vizyona sahip olması gerekmiyor mu? Okudukları okullardan tutun, başardıkları işlere kadar üyelerle paylaşmaları gerekmiyor mu? Neden seçilmek istediğinden tutunda projelerine veya bugüne kadar yapılmayan neyi yapacaklarını anlatmaları gerekmiyor mu ?

 

Evet tabi ki diyorsunuz değil mi? Elbette yakışanı budur, adaylar kendilerini ve projelerini detaylı bir şekilde anlatmalılar. Üyeleri de buna göre en uygun başkanı yönetimi seçmelidir. Genellikle böyle olmuyor, bizler gene takım tutar gibi o benim arkadaşım, bu senin arkadaşın diyerek seçim yapıyoruz. Bu da bizim zaafımız.

 

Peki seçilince ne oluyor?

Nedir bu işi gücü bırakıp da oda organlarına seçilmek istenmesinin sebebi? 

Maaş mı veriyorlar! Hayır vermiyorlar.

Hakkı huzur var değil mi? Evet ama çoğunlukla ya bağışlanıyor veya hiç alınmıyor.

Peki neden insanlar seçilmek için bu kadar hevesliler ?

Bir dönem ben de oda organlarında çalıştım ve seçim sürecinde, Odalar aidat almaktan başka ne işe yararlar diye bana çok soran oldu. Açıkçası o dönem bende bilmediğim için çok net cevap verememiştim. Ama şimdi bir fikrim var.

 

Gelin odalar birliğinin sitesindeki tarif ile başlayalım ,

  • TOBB’un amacı ve yapısı 

    Odalar ve borsalar arasında birlik ve dayanışmayı sağlamak, ticaret ve sanayinin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, üyelerinin mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, üyelerin birbirleriyle ve halkla olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlakı korumaktır.

Nasıl tarif ama ? Şahane değil mi ?  Birde görevlerine bakalım ;

 

Özet olarak görevleri

  • Türk girişimcisinin çalışmalarına öncülük ve liderlik eder, 
  • Özel sektörün ihtiyaçları doğrultusunda siyasi güce görüş ve çözümlerini iletir,
  • Kanunlar ve düzenlemeler ile ilgili görüşlerini ilgili bakanlıklara, meclis komisyonlarına sunar,
  • Tabanını oluşturan KOBİ’lerin ekonomiden hak ettiği payı alması için oda ve borsalarımız kanalıyla bilgi ve danışmanlık hizmeti sunar,
  • TIR Karnesinin dağıtımını gerçekleştirir
  • ATA Karnesi düzenler,
  • Bilgi Standardı tanımlama ve uygulama sistemi olan EAN-UCC barkod sistemini ülkemizde tek elden yürütür,
  • Menşe Şehadetnamesi ile Dolaşım Belgesini basar ve Odalara gönderir,
  • Kapasite Raporu inceler ve onaylar.
  • Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’ni yayınlar,

 

“Dahası da var ama ben kısa kestim”. !

Harika gerçekten , çok güzel işler yapıyor TOBB süper... Peki KOTO ?  Koto da TOBB a bağlı olduğu için aynı işleri Kocaeli’nde yapıyordur herhalde çünkü web sitesinde bir görev tanımı bulamadım.

Tüm bu görevleri kaça yapıyorlar biliyor musunuz ?

Hani bizden aldıkları ve TOBB ile paylaştıkları o aidatlar var ya işte o aidatlarla KOTO’ nun 2016 bütçesi toplam 9.125.000.TL (Dokuz milyon yüz yirmi beş bin Türk Lirası) ve TOBB’ un bütçesi ise 330.531.650.TL ( Üç yüz otuz milyon beş yüz otuz bir bin altı yüz elli Türk Lirası)

Nasıl iyi para değil mi?

Evet kesinlikle iyi para. Sakın yanlış anlamayın benim işim kişilerle değil.  Kim başkan olursa olsun bu şartlarla yönetecek, odanın arabasına binecek, gerekirse özel helikopter veya uçak kiralayacak ve hatta en lüx otellerde kalarak seyahatler yapacak. Bu şartlar bende başkan olsam değişmez, bir başkası da olsa değişmez. Elbette adaylar da bu sebeple seçilmek istiyorlar yani proje falan çok önemli değil soran edende yok zaten. Çoğunun amacın da  prestij ve iyi bir yaşam var.

Elbette istisnalar kaideyi bozmaz, KSO Başkanı Ayhan Zeytinoğlu’nu hariç tutuyorum. Ne prestije nede odanın parası ile lüx yaşama ihtiyacı olan biri değil. Odaya kendi aracı ile gider, gelir ve oldum olası faturasını kendi ödediği telefonunu kullanır. Bu ayrıma çok dikkat eder. Sadece resmi oda işlerinde oda aracını ve şoförünü kullanır. Teşekkürler başkanım. 

Söylemeye çalıştığım şu; odalara yapılan zorunlu ödemeler ve zorunlu üyelik kaldırılmalı, elektrik parası, su parası öder gibi aidat ödenmemeli. Odaya kayıt aynen dernekler gibi seçmeli olmalı, bana ne faydan var ki, ben sana aidat ödemeliyim diye sorgulanmalı. Devlet zoruyla kayıt olduğu zaman maalesef aidat ödeyenler sadece yöneticilerin yüksek yaşam standartlarına hizmet etmekten öteye gidemiyorlar. Tekrar edeyim bu iş kişilerle değil, yasalarla alakalı bir konudur.

Oda kaydı demokratik bir tercih olmalı, zorunlu üyelik ile ilgili kanun kesinlikle değişmelidir. Görün, o zaman başkanlığa aday bulabilecek miyiz?

Bakın tarif edilen şu görevlere hepsi eften püften şeyler; Menşe şahadetnamesi, ticaret sicili, ATA belgesi ıvır zıvır. Bugünün teknolojisi ile bunları almak için size sadece bir bilgisayar yeterli olmalı. KOTO’nun web sitesine girin bu hizmetleri nerede ise online zaten veriyorlar. Ama komik olan web sitesindeki ilk ikon, aidat ödeme ikonu.

Odalar ; eski günlerde İstanbul’da kaldırımları tutan değnekçilere benziyor. “Abi, hoş geldin ver 10 lira!, Ne parası kardeşim ? , sen bilirsin abiii. Dönüşte arabanı nasıl bulacağına ben garanti veremem” gibi kanun gücü ile aidat alıyor ve basit işleri çok önemliymiş gibi gösterip prestij sağlamaya çalışıyorlar. İnanıyorum ki, hükümet sırası gelince mutlaka odalara da el atacaktır. Bu devirde böyle sultanlık ne odalarda ne de sendikalarda artık olmamalı. Bu arada sendikaların hali odalardan bin beter bunu da söylemem lazım. Müthiş büyük paralara hükmeden sendikalar artık asıl iştigal konularını  bıraktılar, patronluğa soyundular. Yatırım ve işletmecilik yapıyorlar. İşverenlerde herhalde yakında sendikacı olurlar. At izi meselesi…

Sivil toplumun her kesimi menfaatler birliğinde kesinlikle buluşmalı ama gönüllü olarak ! Kanun veya sopa zoruyla değil.

Gönüllü aidat ödemeli, gönüllü üye olmalı.  Zorunlu üyelik tarih öncesinde kaldı.       

 

Bu yazı toplam 1429 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim