• BIST 82.300
  • Altın 148,195
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • Kocaeli : 6 °C
  • İstanbul : 7 °C
  • Sakarya : 6 °C

KOTO plaket töreninin ortaya koyduğu acı gerçek

M.Tanzer Ünal

Dün gazetemizde okumuşsunuzdur…

“KOTO’dan 40 yıl hatırası!”

Kocaeli Ticaret Odası, üyelikte 40 yılını dolduran 69 üyesini plaketle onurlandırmış.

İlk bakışta güzel bir olay!

Hatırlanmak… Ödüllendirilmek…

Ben olaya başka bir yönüyle baktım.

Demek 40 yıl öncesinden sadece 69 firma kalmış.

Ürkütücü bir rakam!

Üzücü bir rakam!

Acıtıcı bir rakam!

Ne olmuş diğer firmalar?

Kapanmış, yok olup gitmiş…

Kaldı ki, plaket verilecekler listesinde görünen 69 üye ile ilgili de söylenecek şeyler var.

Bu 69 KOTO üyesinin 15’i banka şubesi, 13’ü kooperatif, 5’i sanayi kuruluşu.

Toplarsak, 33 eder.

Çık 69’dan, geriye 36 üye kalır.

Bundan “gayri faal” olup da henüz resmi kapanışları yapılmayanları da düşersek, geriye inanın 30 civarında firma kalır.

Ne kadar acı!

40 yıl öncesinden yaşamını devam ettirebilen sadece 30 firma var!

Dikkatinizi çekerim, bu rakam İzmit için değil tüm Kocaeli için geçerli.

Çünkü 1988 yılına kadar ilimizde tek bir Oda vardı.

1988 yılında Gebze Ticaret Odası, 1989’da Kocaeli Sanayi Odası, 1999 yılında ise Körfez Ticaret Odası kuruldu.

Her ne kadar yeni kurulan Oda’lar üyelerini alıp götürdülerse de, sonucun pek değişeceğini sanmıyorum.

Gebze’de de, Körfez’de de çok eski firma bulamazsınız.

Kocaeli gibi dinamik bir kentte durum böyle!

Varın siz Anadolu’daki diğer kentleri düşünün.

    

Türkiye, bu yapıyla bir yere gidemez

Birkaç “üzücü” rakam daha vereyim…

Ülkemizde kurulan şirketlerin yüzde 73’ü, kurulduktan sonraki ilk üç yıl içinde kapanıyor.

Geri kalan şirketlerin ortalama ömrü ise 12 yıl.

Bunlar, öyle uyduruk bilgiler değil, TÜİK’in açıkladığı rakamlar.

Elbette bunun sebepleri var.

İrsi sebepler…

Tarihe dayalı sebepler…

Ülkemizi yönetenlerin hoyratlıkları…

Uzun ve derin konular bunlar, bir iki cümleyle geçeyim.

Fütuhat kurallarına göre yönetilmiş bir imparatorluğun kalıntılarıyız.

Dedelerimizin dedeleri ülkeleri fethetmişler, ganimetleri toplamışlar, kendi aralarında paylaşmışlar, bir kısmını da “aşağıdakilere” harcamışlar.

Genlerimizde çalışarak, üreterek, alın teri akıtarak yaşamak yok da, başkasına ait “ganimetleri” paylaşarak yaşamak var.

Günümüz Türkiye’sinde de aynısını yaşamıyor muyuz?

Bu nedenle tarih boyunca çalışmayı hiç sevmedik.

Üretmeyi hiç sevmedik…

Bilimi, araştırmayı hiç sevmedik…

Başka ülke insanları; çalıştı, üretti, artı değer yarattı…

Biz yan gelip yattık, onlardan borç alıp ense yaptık.

Bugünkü halimiz bu!

Fütuhat dönemi sona erip Osmanlı yıkılınca, üretmeyi bilmeyen Anadolu insanı açığa düşmüş.

Göçebe toplum…

Köylü toplumu…

Sadece kendi ihtiyacını yarım yamalak karşılayacak kadar çalışan bir toplum.

Çoğu kez bunu da beceremeyip “fakirlik” ayağına yatan bir toplum…

Köylülükten çiftçiliğe dahi geçememiş bir toplum…

Çalışmayı ayıp sayan, bey-paşa geçinen, ürettiğinden çok tüketen, başkalarına el açmaktan yüksünmeyen bir toplum…

Çok değil, sadece 50 yıl önce başladık ticaretin ve sanayinin ne olduğunu öğrenmeye!

Bu konuda oluşan bir kültürümüz yok.

Ailelerde yok!

Devlette yok!

Sayar mısınız bana, ülkemizde kaç “sanayici aile”, kaç “tüccar aile” var?

Türkiye’de 100 yıllık geçmişi olan kaç şirket var?

Olanların yarıdan çoğu da yabancı şirket…

 

Bugün iş yapana, üretim yapana destek var mı?

Halimizi görüyorsunuz…

Üretimi bıraktık, sanayiciliği bıraktık, konut ve AVM yapımını teşvik ederek Türkiye’yi kalkındırmaya çalışıyoruz.

Dışarıdan aldığımız borç paraları içeride dağıtarak, insanlarımızı “rüya alemi” nde yaşatıyoruz.

Çalışmak yok, üretmek yok, artı değer yaratmak yok!

Herkes keyfinde…

Devlet politikası bu!

“Üretim ekonomisi” yerine “borç ekonomisi” uygulanıyor.

Türkiye, emperyalist ülkelere her konuda daha fazla “mecbur” olsun diye…

Dikkat ederseniz…

Çalışan cezalandırılıyor…

Üreten cezalandırılıyor…

Sanayicilik yapmaya kalkanın, anasından emdiği süt burnundan getiriliyor…

Bakmayın siz, destek ve teşvik safsatalarına!

Hepsi kâğıt üzerinde!

Kullanmaya bakın bakalım başınıza neler geliyor.

 

Yapı bu olursa, sonuç da böyle olur

İşte bu nedenle, Kocaeli gibi dinamik bir kentte, 40 yıl önceden sadece 30 kadar firmanın ayakta kalması sürpriz değil!

Bugün Kocaeli Ticaret Odası’nın 13 bin 500 üyesi var.

Ama bildiğim kadarıyla “açma-kapanma” trafiği çok fazla.

Hâlâ çok fazla, çünkü ticaret yapma, sanayicilik yapma kültürünü geliştirmek için yeterli çalışma yapılmıyor.

Bizler “ego”ları yüksek insanlarız.

Her birimiz, her işten anlarız…

Anonim çalışmak yok, ortaklık anlayışımız sıfır!

Her şeyi biz herkesten çok bildiğimiz için, kurduğumuz firmalara “kurumsal kimlik” kazandırmayı hiç düşünmeyiz.

***

Sevgili okurlarım, Kocaeli Ticaret Odası’nın 40 yılını dolduran üyelerini plaketle onurlandırdığı haberini okuyunca bunları düşündüm.

Sizlerle paylaşayım istedim…

Bu yazı toplam 1007 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim