• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli : 2 °C
  • İstanbul : 4 °C
  • Sakarya : 2 °C

KÖY Enstitüleri

Kamil Çöpür

Geçen haftaki yazımda Köy Enstitüleri’nin nasıl ve kimler tarafından kurulduğunu, amaçlarının neler olduğunu, bu okullardaki eğitim sistemini, mezun olan öğretmenlerin bilgi birikimlerini gittikleri köylerde köylülere nasıl aktardığını yazmıştım.

Bugün bu köşede bu okulların neden kapatıldıklarından söz edeceğim.

Köy Enstitüleri bir eğitim ve öğretim devrimiydi. Aynı zamanda ekonomik anlamda da bir devrim niteliği taşıyordu. İşte bu anlayış o tarihlerde bazı çevreleri daha çok toprak ağalarını rahatsız eti. Bu çevreler kendi çıkarları için bu okulların birer komünist yuvası olduğunu, bu okullarda kızlar ile erkeklerin birlikte yattıklarını, bunun bizim örf ve adetlerimize aykırı olduğunu yayarak bu okulları toplumun gözünde düşürmeye başladılar.

1940’larda Türkiye’de nüfusun % 80’i köylerde yaşamakta olup tarımla uğraşıyorlardı. Toprak ağaları, bu okullardan mezun olan öğretmenlerin köylüleri bilinçlendirmesinden, onları aydınlatmasından korktular. Çünkü onlara tarlalarında karın tokluğuna çalışacak çocuklar gerekliydi. Eğer köylü çocukları bu okullara giderlerse, tarlalarında çalışacak kimse bulamayız diye korktular.

Toprak ağası olup, milletvekili olan Van milletvekili Kinyas Kartal“Eğer biz o zaman bu okullar hakkında böyle olumsuz bir propaganda yapmasaydık, bizim tarlalarımızda çalışacak köylü bulamazdık.”

Köy Enstitülerinin neden kapatıldığını daha iyi anlamak için iki yaşanmış örnek vereceğim.

Talip Apaydın Köy Enstitüsünden mezun olmuş bir yazardır. Onun Köy Enstitülerinin kuruluş yıldönümünde anlattığı bir olayı anlatacağım.

“İlkokulu bitirdim. Babam fakir bir köylüydü. Beni okutacak maddi gücü yoktu. Babam benim elimden tutarak Eskişehir’in büyük toprak ağalarından Emin Sazak’a götürdü. ‘Emin Ağa bu çocuk okumak istiyor. Benim maddi gücüm yok. Bu çocuğu yatılı bir okula ver de okusun’ dedi. Emin Ağa ‘Okuyan çocuklar ana, baba, devlet tanımıyorlar. Sonra herkesin çocuğu okursa bizim tarlalarda kim çalışacak’ diye sordu. Babam benim kolumdan tutarak tarlalardan sürercesine ‘Ya .. senin çocuğun okuduğunda anasına, babasına, vatanına saygılı oluyor da benim çocuğum mu olmuyor’ diye söylenerek beni eve getirdi. Halamdan beş lira alarak evden kaçtım. O çocukluğumla Kastamonu, sonra da Adana’ya gelerek Köy Enstitüsüne kayıt oldum.”

Bazı kesimler bu çirkin propagandayı yaparlarken devlet de bu okullardan mezun olmuş öğretmenlerin başında boza pişiriyordu. Babam Akçadağ Köy Enstitüsü’nün ilk mezunlarındandır. 1952 yılında Akçadağ’ın Ören Köyü’ne atanır. Köyde okul olmadığı için bir köylünün kullanmadığı ahırı boya ve badanasını yaparak okul haline getiriyor. Babamın ilçe Maarif müdürü ile ilişkisi pek iyi değilmiş. Maarif memuru müfettişi iyice şişirerek babamı denetlemesi için köye gönderiyor. Müfettiş okulun son günü köye vardığında babam çocukların karnelerini vermiş ve öğleden sonra onları evlerine göndermiş. Müfettiş denetleme yapacak ya, babam birkaç öğrenciyi evlerinden çağırtıp, sınıflara koyuyor. Güya müfettiş denetleme yapıyor. Müfettişin kasıtlı geldiği bal gibi ortada. Müfettiş gittikten sonra yazdığı raporda “Öğretmen bir ahırda ders yapmaktadır” diyerek babama da zayıf rapor veriyor. Bu zayıf raporla babam terfi edemiyor.

İkinci yıl okulların kapanmasına bir ay kala geliyor. Müfettiş öğrencilere sorular sorarken babam tabakasını çıkarıp bir sigara sardıktan sonra çakmağı ile sigarasını yaktığında müfettiş “Hüseyin Bey ne yapıyorsunuz?” diye sorduğunda babam “Hiç sigara içiyorum” diyor. Müfettiş “Burası neresi” Babam “Burası ahır” diyerek yanıtlıyor. Yani müfettişi hayvan yerine kokuyor.

Köy Enstitülerinin kapanmasını kafasına koyan siyasi iktidar, bu öğretmenleri yıldırmak, bezdirmek için böyle çeşitli oyunlara başvurdu.

Tarih bu tezgahı kuranları asla affetmeyecektir.

Bu yazı toplam 919 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim