• BIST 107.348
  • Altın 151,590
  • Dolar 3,6566
  • Euro 4,2988
  • Kocaeli : 19 °C
  • İstanbul : 21 °C
  • Sakarya : 19 °C

Küçükkaya: 3-4 aydır kan kustum, kızılcık şerbeti içtim

Küçükkaya: 3-4 aydır kan kustum, kızılcık şerbeti içtim
Küçükkaya: 3-4 aydır kan kustum, kızılcık şerbeti içtim

CHP İzmit İlçe Başkanı Mehmet Küçükkaya, “Bakın en tartışılan İlçe İzmit İlçesi’ydi ki, çok çalıştığımız halde, 3-4 aydır kan kustum, kızılcık şerbeti içtim. Hiç suratımı asmadım. Kişilerin yaptıkları yüzünden partiye kızmadım, partiyi yargılamadım. Bugün gelinen noktada İzmit İlçe tartışılır nokta olmaktan çıktı” dedi.

 

Yıl 1988. O yıllarda, Erdal İnönü’nün Genel Başkanı olduğu SHP’de Merkez İlçe Başkanı olarak görev yapıyorum. Fevziye Camisi’nin karşısındaki kırık dökük ilçe binamızda, İlçe Başkanı’nın kapısı açıldı ve Petkim’den arkadaşım olan Kadir Küçükkaya (Göbek Kadir) girdi içeriye. Çok iyi bir partili olan Kadir Küçükkaya, elinden tuttuğu 8 ya da 9 yaşlarındaki bir çocuğu getirip benimle tanıştırdı ve;
“Bak oğlum, bu bizim İlçe Başkanımız” dedi. O küçük çocuk, şimdi CHP İzmit İlçe Başkanı olan Mehmet Ümit Küçükkaya’dan başkası değildi…
 
 
Nereden nereye…

Bugün konuğum olan CHP İzmit İlçe Başkanı Mehmet Ümit Küçükkaya, politik geçmişini şöyle özetliyor;

“Parti büyüklerimden biri olan ve depremde yaşamını yitiren Alpaslan Yayman ile birlikte, bir dönem ilçe başkanımız da olan Abdurrahman Çınar bizim mahalleye, Zabıtan’a geldiler. Benim de oturduğum Petkim Birlik Sitesi’nin altındaki, her zaman seçim bürosu olarak kullandığımız odada ağırladık onları ve benim yaşım o zaman 16. Beni Mahalle Gençlik Kolları Temsilcisi yaptılar ve gittiler.”

Sonrası gelmiş zaten. Sırasıyla; İlçe Gençlik Kolları Başkan Yardımcısı, Gençlik Kolları İl Sekreterliği, Gençlik Kolları İl Başkanlığı yapmış ve daha sonra ana kademeye geçmiş. İlçe Sekreterliği, Gençlik Kolları Genel Başkan Yardımcılığı, İl Yöneticiliği ve İlçe Başkan Yardımcılığı yapmış. Bildiğiniz gibi şu anda da CHP İzmit İlçe Başkanı…

Çocukluğunu bildiğim, babasıyla dostluk yaptığım Mehmet Ümit Küçükkaya’ya kimi soruyorum, kimi de sormama gerek kalmadan anlatıyor…


Türkiye’nin Durumu Nedir?

“Türkiye şu an  S1mONE filmi gibi..İzlemeyenler için filmi hatırlatayım.Bir yönetmen bir iddiada bulunuyor.’’Olmayan similasyon bir görüntüyü dünya yıldızı yapacağım. ’’İddiası.Yakın dostu soruyor;’’Nasıl yapacaksın bunu?’’ Milyonları kandırmak bir insanı kandırmaktan daha kolaydır. Ülkenin durumu da aynı bu filmdeki cümle gibi.”

 

Açar mısınız?

"Konu konu, iddia iddia anlatayım.Hepsi komedi filmi gibi. İktidar simdi bütün olayları hukuk dışı olayları “Paralel Yapı’’ yaptı diye bir iddiada bulunuyor. Ne yaptı, paralel yapı; darbe girişimi, orduya kumpas ve asılsız birçok iddianameyle birçok hukuksuzluk yaptı diyor. Evet iktidar bu konuda çok haklı. Bunların hepsinde dediğiniz yapının etkisi var. Peki bu yapıya bu etki, yetki ve gücü kim verdi? Buradan savcılara suç duyurusunda bulunuyorum. Paralel yapının Türkiye’de kurmak istediği vesayet, yıkmak istediği ordu ve yapmak istediği darbelerdeki en büyük işbirlikçileri dönemin AKP genel başkanı ve yönetim kadrosudur. Sayın Cumhurbaşkanı “Ne istedilerse verdik.’’ diyerek bu konuda itirafı da vardır. Dönemin CHP Genel Başkanı Sn Baykal ‘’Ergenekon’un Balyoz’un avukatıyım” dediğinde, dönemin AKP Genel Başkanı Erdoğan; ‘’Ben de savcıyım.’’ diyerek işlediği suçu zaten kabul etmişlerdir.

"Hata yapmışız,yanıldık’’diyerek bu işten sıyrılamazlar. 1937 yılında Celal Bayar’ın başkanlığında yapılan ‘’Dersim Olayları’’ yüzünden CHP’yi suçlu bulan anlayış birazcık mertse çıkıp şöyle diyecektir, demelidir;

“Sevgili Vatandaşlarım, bizler sırf bize muhalif diye; “İlhan Selçuk, Türkan Saylan, Kuddusi Okur, Ali Tatar ve daha nicelerinin yaşamlarının son günlerinde kabusu olduk, ölümlerine  vesile olduk; Tuncay Özkan, Mustafa Balbay, Engin Altan, Doğu Perinçek, Nedim Şener, Ahmet Şık, Soner Yalçın gibi binlerce insanın özgürlüklerine gem vurduk, yüzlerce subayımıza ve binlerce aileye haksızlık edip, Ordu üst kademesinde komutanlık yapacak insan bırakmadık, siyasette kasetlerle rakiplerimizin güç kaybetmesine, karışmasına neden olduk. Bunları bilerek veya bilmeyerek yaptık. Yüce Türk milletinden özür diliyorum” diyecek. Ondan sonra kendinde hak bulabilecek diğer hükümetleri ve başbakanları eleştirebilme hakkını…”

 

Devam edelim mi?

“Mesela çok sık söylenen yalanlar. Meşhur “CHP cami kapatmış, ahır yapmış” yalanı. Kardeşim, Türkiye coğrafyasında hangi babayiğit sizce böyle bir şey yapabilir; bırakın 70 yıl öncesini, bugün böyle bir şey mümkün mü? Sn Erdoğan gösterdiği gazetenin haberinde bile ‘’Yunan Vandalizminin yaptığı olay” diyor, o cami kapatılması için. Ama bu haberi bilerek İsmet Paşa’yı suçluyorlar. Neden? Amaç Cumhuriyet’e saldırmak? İsmet Paşa da, Atatürk’ten önceki hedef. Onu itibarsızlaştırıp sıraya hedef olarak Mustafa Kemal’i alacaklar. Halbuki bilmezler mi o hakaret ettikleri İsmet Paşa’nın Hitler faşizminden kaçırdığı, ’’Hz.Muhammed’in sancağı, kılıcı, hırka-i şerif, Hz. Osman’ın kanlı  Kuran-ı Kerim’i, Kâbe’nin tüm anahtarları, Hz. Musa’nın, Hz. İbrahim’in kılıcını’’ koruyup Niğde’de bir camide sakladığını?

Bilmezler mi, Suudi Arabistan’ın 1926 yılında Hz. Muhammed’in kabrini yıkmayı (tüm mezarlıkları yıkıyorlardı) düşlediğini, bunu Mustafa Kemal’in engellediğini? Ki bu olayı AKP’li Nevzat Yalçıntaş anlatmıştır.

Bunların ötesinde Ecevit’in  Harem Şeyhi dedesi Hacı Emin Paşa’dan kalan arazisini Türk hacıları kullansın diye Diyanet’e bağışlaması.

Bunların hepsini bilirler. Ama işlerine gelmez, söylemezler.Yalan söyleyip suçlarlar ama söylemezler. Kısaca İsmet Paşa, Atatürk olmasa her Ramazan Eyüp Sultan’da gösterilen kutsal emanetleri görme şansımız bile olmazdı. Şimdi ben soruyorum size? Bir dine bu kadar hizmet etmiş iki lidere bu kelamları etmek hak mıdır, günah değil midir?’’

 
Ekonomi için ne söylersiniz?..

"Film gibi dedik ya. Bu konuda filmimizde Kemal Sunal filmi gibi. Neymiş efendim ‘’IMF’ye borcunu temizledik.’’Ya  muhterem zaten Rahmetli Ecevit; Kemal Derviş’i IMF’den getirip, sıkı mali disiplini  uygulamaya koyma nedeni bu değil miydi? IMF ile ortak para politikası Dış borcun ‘’ödenebilir’’ duruma getirilmesi değil miydi? AKP ilk yedi sekiz sene hiç ödün vermeden bu politikayı uygulamadı mı? Anladık IMF borcu ödendi. Peki dış borç bitti mi? Bırakın bitmesini azaldı mı? Cumhuriyet tarihindeki tüm hükümetlerin toplamından daha fazla dış borcumuz var mı yok mu?

Kısaca ve basitçe açıklayayım.Bir aile var.Mahalle bakkalına 30 lira,kasaba 20 lira,manava 10 lira borçlu.. Bir müddet sonra mahalle bakkalına borcunu sıfırlayıp kasaba 100 lira manava 200 lira,markete 500 lira borçlanmış.Sonrada aile reisi çıkıp diyor ki benim bakkala çakala borcum yok.Sizce bu aile reisi cidden ailesine sahip çıkıyor mu? Veya hesaptan kitaptan anlıyor mu? İşte IMF ve borcu muhabbeti de bu kadar komik bir Kemal Sunal filmi.”

 
 
“Yerel komiklikler var. Şener Şen filmleri, Gırgıriye tadında”

“Neymiş Efendim Yuvacık Barajı’nda hazine zarara uğramış. Uğramışsa zararı inceleyin. Yıllardır hukukta aklanıp durdular davalık olanlar. Burada şık olan şey ise “benim dokunulmazlığımı kaldırın’’ diye meclise bile başvurdular. AKP oylarıyla reddedildi bu dilekçe. Yani, bakanlar gibi Yüce Divan’dan kaçmadılar. Neyse kanunun esasına gelelim. Neymiş yıllarca İzmit halkına suyu pahalı satmışlar. Ben de soruyorum’’Susuzluktan ölen İzmit halkına suyu pahalı satıp baraj yapmışlar. Usulsüzlük yapılmışsa da yargılanırlar ki yıllardır yargılanıyorlar. Bu su madem pahalı satılarak halk zarara uğradı, bir yıldır baraj artık Büyükşehir Belediyemizin malı. Neden  % 25 su zammı yaptınız? Adamlar baraj yaptıkları halde suyu sizden ucuza sattılar. Baraj şimdi sizde, neden suya zam yapıp duruyorsunuz? Tam komedi filmi değil de nedir bu?

Mesela İzgaz olayı ve davalar.112 milyar $ mal olan İzgaz pahalıya mal olduğu iddiasıyla yıllarca davalık oldu. Hiçbir zararı yoktur davaların. Kamu hakkını korusun. Bu pahalıya mal olmuş İzgaz beş sene içinde 500 milyon $ satıldı. Yani 10 yılda krediyle yapılmasına rağmen 5 katı büyüklükte satılmış bir işletme. Bugün o sattıkları paraya İzgaz’ı şu anki Fransız firması asla satmaz. 2 milyar $ falan eder diye düşünüyorum. Yargılanan arkadaşlar cidden hukuksuzluk yaptılarsa yargılansınlar da, ben İzmit halkı adına böylesine büyük bir proje için kendilerine teşekkür ediyorum. 

 

“AKMEŞE’YE DOĞALGAZ NEDEN GELMİYOR?”

İzmit Belediyesi meclisinde soruyor meclis Üyelerimiz;

“Akmeşe’ye doğalgaz neden gelmiyor?”

Başkan cevaplıyor: “Fransız firma abone sayısından dolayı kârlı bulmuyor, getirmiyor. Biz de bu konudan rahatsızız ama elimizden bir şey gelmiyor.” Sanırsınız ki Fransızlar’a İzgaz’ı CHP satmış. Kardeşim satışı yapılırken niye karşı çıkmadın? Kamu yararı kavramını neden göz arda ettin? Sorsan ses soluk yok. Bu mantık aynı KOÇ’a işine gelmedi mi mitinglerde yuhalatıp, Tüpraş’ı satıp, fabrikasını açmaya koşarak gitme mantığı? İsrail’e dümenden ayar verip en büyük ticaret  hacmine ulaşıp, Oferlere kupon arazi bulma mantığı..Tam bir kara mizah…”

 
Elektrik konusu…

"Sedaş ile özelleştirilen elektrik hayatımıza kabus gibi çöktü. Kışın ortasında  2015 yılının Kocaeli’sinde dört gün süren elektrik kesintileri. Sorsanız “duble yol yaptık, saray yaptık” diyerek geçiştirecekler.

 

Dedik ya ülke film platosu gibi. Komedi filmlerini geçtik; ağır drama ne olacak?

Sözüm ona ülkede muhafazakar iktidar var. Şimdi soruyorum size; muhafazakar hayatta ‘’Fuhuş,uyuşturucu’’ olur mu? Tarihin en yüksek oranları bu iktidar sayesinde oldu. Kimse bana bonzai kendiliğinden çıktı ve birden bire bu kadar çok kullanıldı demesin. Sen gençleri; Sanattan, spordan bu kadar uzak tutarsan, ODTÜ’yü bile küçümser, üniversiteye hakaret edersen, işsizlikte bu gençleri dünyanın bir numarası yaparsın. Bu çocukları bu illetin kucağına itersin kardeşim. Ve sen iktidarsan bu konuda “ne yapabiliriz” diyemezsin!

En acı film ne peki? Taşeronlaşma. Düşünsenize iki kişi aynı işi yapıyor. Birisi 3000, 4000 alıyor. Öteki 1000. Bu adalet midir? Elektriğe, suya yaptığınız zaman, Rezza Zarrap’a verdiğiniz faizlerde hiç geri vitesiniz yok. Lakin asgari ücretlide hepiniz birer ödlek kedi. Tam bir drama değildir de nedir bu?”

 

Sorunlar ve bakış açılarınızı öğrendik. Peki çözüm?

Bakın çözüm halkın kendisi. Halk artık şunu görmeli. Birileri çıkıp diyor ki; Ben dindarım.Ne güzel,yaptığınız  tüm ibadetler Allah katında kabul olsun. Peki dindar insan ibadet haricinde yaşam tarzında da bir hassasiyet göstermek zorunda değil mi? Haramdan korkmak zorunda değil mi? Haksız ihale, haksız para kazanmaya, torpillere ses çıkarmak zorunda değil mi? Göçük altında kalan işçiler için isyan etmek zorunda değil mi? Ayetlere makara falan diyenlere ‘’Hşşt Haddini bil!’’demek zorunda değil mi?

 Şimdi sen sadece bizdendir diye tüm bu dinen yanlış işleri yapanlara ses etmeyeceksin sonra yaptığın ibadetlerle iç huzur saplayacaksın. Allah kabul buyursun ibadetlerinizi lakin  İslam bu kadar basit bir din değil. Daha ulvi, daha titiz, daha adaletli bir din.


Gelelim çözüm ile ilgili sorunuza!

“ZEKAT VERİLECEK BİR KİŞİ BİLE KALMAYACAK”

Bu topraklar; turizm, sanayi ve tarımla, kimseye muhtaç etmeden halkını doyuracak, geleceğini kuracak değerlere sahiptir. Türkiye Cumhuriyeti’nde doğan her çocuk eğitim, yaşam, iş hakkıyla doğacak kısaca yaşam kalitesi en yüksek noktada olacak. Bu topraklarda bunu gerçekleştirmek bir hayal değil. Muhafazakar seçmene en iyi anlayacağı sekliyle anlatayım “Zekat verilecek bir kişi bile kalmayacak.’’duruma gelmeli bu halkın ekonomik düzeyi. 

Bunu yapmak için; tüm üretim değerlerini yüksek KDVli ürünlerle pekiştirmeliyiz. Tarımda tekrar kendimize yeter hale gelmeliyiz. Bölgesel kalkınmayla fabrikaları, hayvancılığı ve tarımı desteklemeliyiz.Üretim olmadan asla bu ülke kurtulamaz. Tekrar üreten ülkeyi kurmalıyız. Köylerimize Köy Kooplarla güçlendirerek, limanlarımıza, fabrikalarımıza sahip çıkmalıyız. Sonra bu ürettiğimiz tüm değerleri hakça,adaletçe paylaşıp devletin kimseyi ötelemesine izin vermemeliyiz.

Petkimli bir işçinin oğlu olarak söylüyorum; tek örnek bile yeter meramımı anlatmaya. Petkim üretti, işçisini güçlendirdi, kente esnafa bir ticari açılım sağladı. Sosyal tesisleriyle, kooperatiflerle bir sosyal yaşam sağladı. Bu kentte bir Petkim bir Seka kültürü oluşturup,  İzmit’in sosyal, ticari, siyasi hayatına çok şey kattılar.

Ne oldu sonra; Seka kapatıldı. Albayraklar’a yok pahasına satıldı. Petkim Türkiye’nin en karlı şirketi KOÇ Holdinge satıldı ki anayasa mahkemesi satışı iptal etmese daha ucuza gidecekti, oda işin başka acınası rengi. Sonra mitinglerde KOÇ’u yuhalat, ucuz atar yap. Sen ülkenin en karlı şirketini satarken ‘’KUZU’’ydun. Şimdi neden atar yapıyorsun? Yarın yine kuzu olacaksın o da başka. Evet devlet otelcilik yapmasın ama önemli stratejik üretimden de çekilmesin. Saçma özelleştirme yaparsan:’’Ne Akmeşe’ye doğalgaz gider, ne de soğukta elektrik kesintisinin önüne geçebilirsin..’’

 

CHP seçim sürecini nasıl görüyorsunuz? Aday Belirleme yöntemi ne olur?   

“Bakın, yıl 2007 seçimleri. Eski Gençlik Kolları sıfatımla imza açtım. Şu an Alevi Kültür Derneği Başkanı olan Doğan Demir, Baro Başkanımız Sertif Gökçe, Eski İlçe Başkanı Selman Yıldırım, Gökhan Ercan, Umut Akıncı, Cüneyt Akın, Serkan Davutoğlu, Serhan Şahinbaş, Ali Günerhan, Çetin Sarıca, Fatih Erol, Murat Yalgı,Tugay Aksu vb son dönemin tüm gençlik kollarıyla deklarasyon imzaladık. Partinin aday belirleme yöntemi üye ile ön seçim olsun diye. O gün ne düşünüyorsam bugün de o noktadayım. Hepinizi seçen üye adaylarını da belirler. ‘Ama’, ‘Lakin’, ‘Fakat’lı hiçbir cümle kurmanın anlamı yok. Kimse kıvırmasın. Ama üye ile olursa Ali, Veli çıkar. İyi o zaman bu kentte vekil, belediye başkanı olacaksan da Ali’yi, Veli’yi aşacaksın. Ali’yi, Veli’yi yok etmeyeceksin onların üzerine emeğinle çıkacaksın.”


Peki Örgütler?

“Bakın Genel Merkez bir hata yaptı. Kurultay kararı olarak süreci yanlış başlattı. O yüzden örgütler yorgun. Lakin artık bunu konuşmak yersiz şu noktada. Elimizde ne varsa en iyi şekilde değerlendirmek lazım. Ben ilçe Başkanı olarak olayı böyle görüyorum. En iyisini yapmak için ilçe yönetimi şu an görevde, il görevde. O zaman bu yönetimleri en başarılı şekilde çalıştırmak liderlerin görevi. Bakın en tartışılan İlçe İzmit İlçesiydi ki, çok çalıştığımız halde, 3-4 aydır kan kustum, kızılcık şerbeti içtim. Hiç suratımı asmadım. Kişilerin yaptıkları yüzünden partiye kızmadım, partiyi yargılamadım. Bugün gelinen noktada İzmit İlçe tartışılır nokta olmaktan çıktı. Neden çıktı? Çünkü bir şeyler yapıldığını gördü, örgütümüz ve kamuoyu. Arama Konferansı, Kitap toplama konseri, 10 Kasım, mevlüt vb. saymadığımız o kadar iş yaptı ki.

 

“YILDIRIM İNEMLİ İŞLER YAPTI”

İddia ediyorum, bu süreçte yapılan birçok ilçede yok. Sadece CHP için değil tüm partiler için söylüyorum. Şimdi gerek benim, gerekse Selman Yıldırım zamanında yapılanlar ciddi bir emeğin meyvesi. Ama takdirden ziyade eleştiriliyorsunuz. Hoş bizim sevdamız partimize.. O yüzden olumlu eleştiriler başımızın üstünde ama art niyetlilere kulağımızı tıkadık. CHP’ye vereceğimiz o kadar çok projemiz var ki. Bu kısır döngüde olmayacağız.”

Teşekkür edip uğurluyoruz CHP İzmit İlçe Başkanı Mehmet Ümit Küçükkaya’yı… Röportaj: Ruhan ODABAŞ

meh2.jpg

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
deddız
11 Ocak 2015 Pazar 23:30
23:30
ancak kendını kandırırsın nerde yonetımın sıyaset şovla olmaz mahallelerde olur guldume partılılerı
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim