• BIST 106.926
  • Altın 151,429
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3287
  • Kocaeli : 4 °C
  • İstanbul : 14 °C
  • Sakarya : 5 °C

Kumar düzeninde sosyal güvenlik!.. (1)

Mustafa Küpçü

“Sosyal Güvenlik” kavramı, “Sosyal Devlet” in ayrılmaz parçasıdır.

Sosyal Devlet düzeninde yurttaşlar eğitilir, “nitelikli işgücü” haline getirilir.

Sosyal Devlet’te “Planlı ekonomi” esastır;

ülkenin olanakları, ihtiyaçları ve geleceğe yönelik hedefleri (vizyonu) belirlenir, bu temel değerlere göre “insan gücü planlaması” yapılır.

Böyle bir ekonomik düzen “ÜRETİM EKONOMİSİ” olarak tanımlanır.

Sanayi, tarım, turizm ve hizmet sektörlerinin aksamadan faaliyetlerini sürdürebilmeleri, “nitelikli işgücü” üretilerek bu sektörlerde istihdamları sağlanır, sonuçta; “ülke ekonomisi her yıl belirli bir büyüme gösterir” ve refah topluma yayılır.

Böyle bir ekonomik düzende “normal” koşullarda 5 çalışan 1 emekliye bakar. Böyle olunca da “SOSYAL GÜVENLİK” sorunu yaşanmaz. Oysa bu ülkede 2 çalışan 1 emekliye bakıyor!

Çünkü; “Planlama” yok, “Üretim Ekonomisi” yok!

Ya ne var?

Kolay yoldan, kamu kaynaklarının sömürüsüne dayanan RANT EKONOMİSİ var!

“Sosyal Güvenlik” denince yalnızca “emekli maaşı” algılanmamalıdır; emeklilerin sağlık hizmetleri de bu kapsam içindedir.

Peki,  “Türkiye Gerçeği” nedir?

Türkiye’de siyasi iktidarlar “Planlı Ekonomik-Sosyal Düzen” kavramına pek sıcak bakmamışlardır! Bu ülkede planlı düzen anlayışı 1960 sonrası kurulan Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) ile başlamış ve fakat, zaman içinde DPT planları büyük ölçüde yok sayılmış, “İmam bildiğini okur” misali, iktidarda olan partinin –daha da ötesi o partinin PATRONU olan liderin- uygulamaları esas olmuştur!..

Bugün Türkiye ekonomisi, “uyuşturucuya alıştırılmış beden” misali, “sürekli borçlanma” ve “dış kaynaklı sıcak para” ile beslenme düzenine dayanır!

1980 sonrası “ÖZELLEŞTİRMELER” adı altında, kamuya ait üretim alanları yerli ve yabancı şirketlere satılmış, istihdam alanı daraltılmış, “ulusal sermaye yatırımları” üvey evlat muamelesi görürken, yabancı şirketlere her türlü olanaklar sağlanmıştır.

“Yabancı sermaye gelmemeli” demiyorum!

Yabancı sermaye, özellikle yeni teknolojiler getirecek ve yeni teknolojilerin kullanılacağı üretim tesisleri kuracaksa, istihdam yaratacaksa elbette gelmeli.

Ama, bütün altyapı bedelini bu fakir halkın ödediği TELEKOM ve Elektrik Dağıtım gibi “kolay ve büyük kazançlar sağlayacağı” stratejik tesislere konarak, bu halkın varlığını gasp etmemelidir!

Bu ülke, 1957 yılından bu yana dünya küresel sermayesinin çıkarlarına hizmet eden İMF ve Dünya Bankası kıskacına sokulmuş, tüm ekonomik gelişme süreçlerine müdahale edilmiş, “tüketime yönlendirilmiş” içte ve dışta BORÇLU ÜLKE konumuna sokulmuştur!

Öte yandan; bu ülkede 1980’den bu yana –sözde Avrupa Birliği’ne (AB) Uyum Yasaları çerçevesinde, Tarım-Hayvancılık politikalarına müdahale edilmiş, bugün en temel gıda ürünlerini, buğdayını, gübresini, canlı hayvanını, etini ve hatta samanını dış ülkelerden alan bir “köle ülke” konumuna getirilmiş, çiftçisi topraktan koparılmıştır.

Ezcümle; üretimsizlik ve doğal olarak ekonomik çöküntü alnımıza yapışmıştır!

İşte, böyle bir düzende “SOSYAL GÜVENLİK” nasıl olur?

Yarın bu soruya yanıt bulmaya çalışacağız…

Bu yazı toplam 797 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim