• BIST 89.282
  • Altın 145,897
  • Dolar 3,6363
  • Euro 3,8917
  • Kocaeli : 3 °C
  • İstanbul : 11 °C
  • Sakarya : 3 °C

Kutsal yolculuk; Hac

Mehmet Sönmezoğlu

Her yıl olduğu gibi bu yıl da milyonlarca Müslüman, Yüce Allah’ın emrine uyarak, büyük bir coşku ve heyecanla kutsal topraklara doğru akın etmektedirler. Bilindiği gibi hac, dünyanın dört bir yanından koşup gelen her ırk, renk ve dilden Müslümanı bir araya getiren büyük bir ibadettir.

 

Hac, kelime olarak; “kastetmek, yönelmek ve ziyaret etmek” demektir. Dinî anlamı ise; “belirli vakitte Arafat’ta bulunmak (vakfe) ve Kâbe’yi usulüne uygun olarak ziyaret etmek (tavaf) suretiyle yapılan bir ibadettir. Haccı daha geniş anlamıyla şöyle tarif edebiliriz:

 

Hac; ihram, “lebbeyk Allahümme lebbeyk…” diye seslenmek demek olan telbiye, tavaf, sa’y, Arafat dağında arefe günü öğleden akşam güneş batıncaya kadar kısa bir süre de olsa ayakta durup dua etmek (vakfe), şeytan taşlama, kurban kesme ve tıraş olma gibi bir takım sembol niteliğindeki uygulamaların bir araya toplandığı en büyük kulluk hareketidir. Bu niteliği sebebiyledir ki İslam’ın beş esasının en son farz kılınanı olmuştur. Bu yönüyle hac, kullukta zirveyi temsil eder, yani o bir kemaldir. En geniş kapsamlı bir kulluk hareketi ve bir ameldir. (Riyâzü’s-Sâlihîn Terc. Erkam Yay. c. 5, sh. 560)

 

Hac, özel mekanı ve zamanı olan bir ibadettir. Hac ibadeti için belirlenen bu özel zaman hicri takvimdeki Şevval ve Zilkade aylarının tamamı ile Zilhicce ayının ilk 10 günü; özel mekanı ise, Mekke-i Mükerreme sınırları içerisindeki harem bölgesidir.

 

Hac, İslam’ın beş şartından biri olup;  hem bedenî hem de malî bir ibadettir. Hac ibadeti, şartlarını taşıyanlar için ömürde bir kere yerine getirilmesi gerekli ve yeterli olan bir farzdır. Farz oluşu kitap ve sünnetle sabittir. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır: “Bir yol bulup güç yetirenlerin Kâbe’yi haccetmesi Allah’ın insanlar üzerindeki bir hakkıdır.” (Âl-i İmran, 3/97) Adını bu ibadetten alan Hac suresinin 27. ayetinde ise Hz. İbrahim (a.s.)’e hitaben şöyle buyrulur: “İnsanlar arasında haccı ilan et ki, gerek yaya olarak ve gerekse uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler.” Bu ayetten anlaşıldığına göre hac, Hz. İbrahim’den kalma bir ibadettir. Hac ibadetindeki bazı dini vecibelerin (sa’y, şeytan taşlama) kaynağının Hz. İbrahim ve ailesine dayanması da bunun açık bir delilidir.

 

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) de İslam’ın temel esaslarını açıkladığı hadisinde haccın dinin beş temel şartından birisi olduğunu bildirmiştir. (Buharî, İman, 2) Efendimiz (s.a.s.) başka bir hadisinde ise şöyle buyurmuştur: “Ey Müslümanlar! Size hac farz kılınmıştır. O halde hac yapınız.” (Müslim, Hac, 412)

 

Hac, mü’minlere çokça sevap kazandıran faziletli bir ibadettir. Hz. Peygamber (s.a.s.) bunu bir hadis-i şerifinde açıkça ifade etmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s)’e; “Hangi amel daha faziletlidir?” diye soruldu. Efendimiz (s.a.s.): “Allah’a ve Resûlüne imandır” buyurdu. “Sonra hangisi? denildi. “Allah yolunda cihad etmek” karşılığını verdi. “Daha Sonra hangisidir? diye sorulunca da,  “Allah katında mebrûr (kabul edilmiş) olan hacdır” buyurdular.  (Buharî, İman, 18, Hac, 4; Müslim, İman, 135)

 

Hac ibadetini kötü söz ve davranıştan sakınarak ve usulüne uygun olarak yerine getiren kimsenin kul hakkı hariç diğer günahları bağışlanır, yeni doğmuş gibi günahsız tertemiz olur. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Kötü söz söylemeden ve büyük günah işlemeden hacceden kimse,  annesinden doğduğu gündeki gibi günahsız olarak (evine) döner.” (Buharî, Hac, 4; Müslim, Hac, 438) Hz. Peygamber (s.a.s.) ayrıca, haccın daha önce işlenen günahları ortadan kaldırdığını bildirmiştir. (Müslim, İman, 192)

 

Hac, maddî ve manevî pek çok fedakârlık gerektiren zor ve meşakkatli bir ibadettir. Müslümanın zorluklar karşısında gösterdiği sabrın ve yaptığı fedakârlıklara karşılık kazancı da pek büyüktür. Zira Peygamber Efendimiz (s.a.s.) makbul bir haccın mükâfatının doğrudan doğruya cennet olduğunu müjdelemiştir. Bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur: “Mebrûr (kabul edilmiş haccın karşılığı ancak cennettir.” (Buharî, Umre, 1; Müslim, Hac, 437)

 

Görüldüğü gibi hadis-i şeriflerde mebrûr hacca vurgu yapılmaktadır. Hac ibadetine üstün değer kazandıran, onu günahlardan arınma ve cennete girme sebebi yapan “mebrûr” vasfı kazanmasıdır. Öyleyse hacc-ı mebrûr nedir? Hacc-ı mebrûr; usulüne uygun olarak ve ihlasla yerine getirilmiş, hiç bir şekilde kötü söz, günah ve isyan karıştırılmamış hac demektir.

Bu vesileyle; bu yıl hac farizasını yerine getirecek hacı adaylarımızın mebrûr bir hac yaparak günahlarından arınmış olarak evlerine ve yakınlarına dönmelerini Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.

Bu yazı toplam 1023 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim