• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Kocaeli : 25 °C
  • İstanbul : 29 °C
  • Sakarya : 26 °C

Lale Tığ’dan farklı bir sergi

Lale Tığ’dan farklı bir sergi
“Ressam” kimliği ile tanıdığımız, yanı sıra “takı” çalışmalarıyla anımsadığımız Lale Tığ, uzun sayılacak bir aradan sonra “farklı” bir sanat sergisiyle sanat dostlarını şaşırttı.

Büyük bir emek ve yaratıcılık isteyen tel ve kağıt işleme sanatı örneği olan 60 eseri ile bir kez daha sanatçı kişiliği önünde saygı ile eğilmemizi sağladı.

 

15 YILLIK BİR ARAŞTIRMA VE İKİ YILLIK EMEK

Lale Tığ’ın “Resim” sergisini görme düşüncesiyle ulaştığım Sanat Galerisi’nde şaşkınlığımı gizleyemedim. Tel ve kağıt malzemesi ile üretilmiş çeşitli objeler duruyordu karşımda. Sergiye genel hatlarıyla bir göz attıktan sonra, Bu kadar eseri ne kadar zamanda nasıl hazırladınız? Sorusu döküldü dudaklarımdan.

Buradaki ürünler, iki yıllık bir çalışmanın sonucu ortaya çıktı. Ama tel ve kağıtla obje üretme araştırmalarım 15 -20 yıl öncesine dayanıyor. İstanbul’da bienallerde ve çağdaş sanat fuarlarında sergilenen ve böyle değişik malzemeler kullanılan yerli-yabancı sergileri geziyordum. O yıllarda, Türkiye’de çok ünlü, tellerle büyük eserler ortaya çıkaran Suzi Ruklevi  adlı bir sanatçının eserleri çok ilgimi çekmişti. Eşimi yitirdikten sonra 8 yıl boyunca sanattan kopmuştum. Belki de kopmak değil ama üretmekten uzaklaşmıştım. İçimdeki sanat heyecanı ise sönmüyordu. İşe önce tel takılarla başladım. Sonra, tellerle oynamak hoşuma gitti. Onları çözmek hoşuma gitti. Onlarda bir anlam aramaya başladım. Hayatın karmaşası da böyle çözülebiliyor gibi, içimdeki karmaşaları çözüyormuşum gibi buradan yola çıktım. Gerekli malzemeyi İzmit’te bulamadım önce. İstanbul Salı Pazarı ve Tahtakale’de bulabildim. Buralardan teller getirdim. Hala da bazıları İzmit’te yok. Evim zaten tam bir atölye durumunda, çalışmalara başladım. Son iki senedir her gün gece 02-03’lere kadar çalıştım.

 

TEL ÇEŞİTLERİ VE EL EMEĞİ İLE ÜRETİLEN KAĞIT MALZEME

Serginizde kaç ürün yer alıyor? Ne kadar zamanda ürettiniz? Malzeme çeşidiniz? Diye soruyorum;

Evet, son iki yılın emeği, toplam 60 ürün. Galvaniz  tel, pirinç tel, bakır tel, balya teli, pencere teli, çay süzgeci teli kullandım. Bunlar da yavan geldi, “paper maşe” diye nitelenen kağıt sanatı üzerinde de araştırmalarım vardı. Bu dalda da çalışmalar yaptım. Kağıtlar kat kat tutkallanarak büyük ve dayanıklı tabakalar elde ediliyor. Bunun için, yurt dışından da pek çok kaynak kitap getirttim. Araştırmalar yaptım. Öğrendim ki, “Venedik Maskları” da aynı teknikle yapılıyor.

 

YAŞANAN ACILAR VE DOĞAL YENİLENME!..

Sergiyi gezerken, ürünler ve ürünlere verilen isimler beni düşünceye salıyor ve saklamadan soruyorum Lale Hanım’a;

Ben bu sergide bir özel mesaj gizli olduğu duygusuna kapıldım. Kanımca, bu mesajın içerisinde sıklıkla siz varsınız! Sizin son yıllarda yaşadığınız acıların, sıkıntıların ve tüm bunlara başkaldırışınızın mesajını hissettim. Yanılıyor muyum acaba?

Lale Tığ, serginin orta yerinde duran ve bir futbol topuna benzeyen objeye doğru beni davet ediyor. Objenin önünde “Karmaşada Yeşeren Umut” yazıyor.

Yakından bakınca,  üst tarafında küçük bir yeşil canlı bitki dikkatimizi çekiyor. Bitkinin solmaması için de ürünün bir alt katmanına toprak konmuş. Lale Hanım, içtenlikle yanıt veriyor;

“Bu ürün, benim yaşadığım karmaşalardan şu anda geldiğim durumu, umutlarımın yeniden yeşerdiğini anlatıyor. Kanımca, hemen her insanın yaşam öyküsünün özeti bu olsa gerek; Yaşam bir dolu yaşamsal sorun içeriyor. Mutluluk çok az ya da kısa sürüyor. Ama her koşulda insan, yaşama umudunu yitirmemeli. Gönlünde, inancında ve iradesinde küçük de olsa bir ‘yeniden yaşama umudu’ yeşermeli.

 

YAŞAM SÜRECİ

Birbirini tamamlayan üç eser dikkatimi çekiyor. Lale Hanım da bu eserlerin mesajlarını açıklıyor;

Birincisinde, anne karnındaki bebek simgeleniyor. İkincisinde dünyaya gelmiş ve gelişme aşamasında, son üründe ise kişilik ve özgürlük kazanmış birey aşaması anlatılıyor.

Lale Tığ’ın sergisinde “Felsefe” de sergileniyor.

 

KAĞIT SANATI

Konfeksiyoncuların ürün teşhirinde kullandıkları, kafası kolları olmayan “beden mankeni” diyebileceğim, ürünler görüyorum. Kimi kalıp gibi kullanılmış, kiminin üzerinde kağıt ve tel işleme yapılmış. Ama, üzerindeki malzemenim kağıt olduğunu  Lale Hanım’ın açıklamasına kadar anlayamamıştım. Merakla soruyorum;

Kağıttan yaptığınız eserlere gelelim. Bazıları altın yaldızlı gibi, bazıları da beyaz keçe gibi. Bunlar hakkında bilgi verir misiniz?
Bunların içeriğinde geri dönüşümlü malzeme var. Gazete kağıtlarını zaten hiç atmam, biriktiririm. En altta kalıp görevi gören bir plastik manken büstü var. Manken kalıbın üzerine yapışmayı önleyen bir malzeme sürdüm, onun üzerine de bir kat tutkallı gazete parçaları kapladım. Ertesi gün onun üzerine tutkal sürerek ikinci katı yaptım. Böyle böyle 15 kat gazete oluyor. Son olarak da Hindistan’dan getirttiğim el yapımı beyaz ya da yaldız kağıt kaplanıyor.

 

Bu beyaz kağıt kumaşa mı yoksa köpüğe mi benziyor? Diye düşünmüştüm.

Ben, Hindistan’da yapılışını televizyonda izledim. Gazete kağıtları kırpılıyor. Ayrıca tekstil atölyelerinden toplanan kırpını kumaşlar katılarak eski çamaşır makinesi gibi bir aletin içinde su veya tutkalla karıştırılıp hamur kıvamına getiriliyor. Sonra çıkan hamur kıvamındaki malzeme presten geçirilerek son halini alıyor. Beyazları olduğu gibi renklileri de oluyor. Sonuçta keçe kıvamında bir malzeme ortaya çıkıyor.

 

SERGİ 1 MAYIS’A KADAR AÇIK

Lale Tığ’ın sergisini artan bir hayranlıkla izliyorum. Doğal olarak yenilerini üretebilmek için bu eserleri satmayı da düşünüyorsunuz. İlgi nasıl?

Açılışta çok kişi fiyatını sordu, daha sonra satın alma ya da eşleriyle seçme düşüncelerini belirterek ayrıldılar. İki ürün de satıldı. Sergim 1 Mayıs gününe kadar sürecek. Sağlanacak gelirin yüzde 10’u da KYÖD Burs Fonu’na verilecek.

 

Karşı duvarda asılı ve yine telle yapılmış bir hırka ya da cepken, altında da bir çanta  görüyor ve soruyorum; bu objeleri nasıl ürettiniz?

Hırkayı, özel bir bakır tel kullanarak örgü şişleriyle ve 2 ayda ördüm. Çantayı elle bükerek yaptım. Ellerim kesildi, kanadı ama aklıma koydum ve tamamladım.

 

Sanat ve Toplum Üzerine

Lale Tığ’a “Sanat ve Toplum” konusunda ne düşündüğünü soruyorum. İşte yanıtı;

Geçmişi sanatla beslenmemiş hiçbir toplum çağdaşlığı yakalayamaz. Sanat, dünyanın güzelliklere açılan ortak dili, uygar olma bilincidir. Özgür düşünemeyen, estetik duyarlılıktan yoksun hiçbir toplum aydınlığa ulaşamaz, bireyleri mutlu olamaz. Zira, ruhlar ne kadar sanatla yoğrulur ve beğenileri zenginleşirse o derece altyapılı, olgun nesiller yetişir. Özellikle son 10-15 yıldır, git gide sanattan, kültürden, estetik duyarlılıktan yoksun, gülmeyi unutmuş, umutsuz, güzelliklerden tat almayı bilemeyen bir insan yığını oluşuyor! Ancak, buna rağmen, bir avuç sanat dostu ve sivil toplum kuruluşu, sanat ve estetik duyarlılığını sürdürmek ve gelecek nesillere bir şeyler bırakabilmek için elimizden geleni yapacağız. Röportaj: Mustafa Küpçü

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim