• BIST 90.383
  • Altın 145,017
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kocaeli : 14 °C
  • İstanbul : 12 °C
  • Sakarya : 12 °C

Liderler, “ortak manifesto” yayınlamalı

M.Tanzer Ünal

15 Temmuz darbe girişiminden sonra siyasi parti liderleri ortak hareket etti…

Tamam!

Halkı sokağa çıkmaya, darbecileri protesto etmeye ve demokrasiye sahip çıkmaya çağırdılar…

Tamam!

Demeçlerinde birlik beraberlik vurgusu yaptılar…

Tamam!

7 Ağustos Demokrasi ve Şehitler Mitingi’ne katıldılar, birer konuşma yaptılar, iç ve dış düşmanlara karşı güç gösterisinde bulundular…

Tamam!

Buraya kadar her şey mükemmel!

Ama bence bu noktada yapmaları gereken önemli bir şey daha var.

Devletimiz, vatanımız, milletimiz için “ortak ilkeleri” belirleyip, bunları bir “manifesto” ile kamuoyuna duyurmak ve tüm dünyaya ilan etmek.

Öyle uzun uzadıya değil, 20-25 maddelik manifesto…

Kısa ve öz!

Böyle bir manifesto; hem 15 Temmuz’dan beri sergilenmekte olan birlik ve beraberliğin devamını sağlar, hem topluma moral verir, hem de Batı dünyasının güvenini tazeler.

Bunların ötesinde…

Böyle bir manifestonun bağlayıcılığı vardır.

Otururlar, kararlaştırırlar, altına imzalarını atarlar ve sözlerinin takipçisi olurlar.

Attıkları imzanın sorumluluğunu taşırlar…

Belirlenen çizgiden sapan, bu sapmasının siyasi ve ahlaki sonucuna katlanır.

Liderler birbirlerini, halk da liderleri sürekli kontrol eder.

 

 

Böyle bir manifesto şart!

Siyasi parti liderlerinin ortak yayınlayacağı manifestoda neler bulunmalı?

Bildik şeyler…

Devleti devlet yapan temel ilkeler, temel unsurlar…

Bunlar sıralanmalı ve bu temel ilkelerin yerine getirileceğine dair söz verilmeli.

Diyeceksiniz ki, “Devleti devlet yapan unsurlar zaten anayasamızda yok mu? Siyasiler, anayasaya bağlılık yemini ettiklerine göre, ortak manifesto yayınlanmasında ne yarar olabilir?”

Bence yarar var.

İçinde bulunduğumuz olağanüstü şartlar içinde bu ilkelerin bir kez daha tüm dünyaya ilan edilmesinde yarar var.

Ortak manifestoda hangi unsurlar yer almalı?

*Bağımsızlık… Öyle lafta değil. Ekonomik ve siyasi bağımsızlık konusunda ilkesel tutumlar ve hedefler ortaya konulmalı.

*Yönetim biçimi…

*Egemenlik…

*Laiklik…

*Hukuk devleti…

*Güçler ayrılığı…

*Komşularımızla ve diğer devletlerle ilişkiler…

*Basın özgürlüğü…

*İfade özgürlüğü…

*İnanç özgürlüğü…

*Çağdaş eğitim…

*Devlet kadrolarında liyakata önem verilmesi…

*Devlet gücünün, hiçbir dinci grupla paylaşılmaması…

*Dinin siyasete ve ticarete alet edilmemesi…

*Vatanımızın temel değerlerine saygı…

*Toplumdaki partisel ve mezhepsel kutuplaşmanın giderilmesi…

Aklıma geliverenler bunlar!

Eklemeler olabilir, çıkarmalar olabilir…

Ama devletimizin çıkan çivilerini yerine çakabilmemiz için el birliğiyle, acilen bir şeylerin yapılması şart!

Şu anda; Türk düşmanları, Türkiye Cumhuriyeti Devleti düşmanları dikkatle bizi izliyorlar.

Şunlar bir kavga etse, bir iç savaş başlasa da, kafamızdaki senaryoyu uygulasak, diye.

Bizim, siyasi parti liderlerimizin, 15 Temmuz öncesine dönmesini bekliyorlar.

15 Temmuz sonrası gösterdiğimiz güç birliğinden ürküyorlar.

Hiç beklemiyorlardı…

Bu milletin, zor günlerde “tek yumruk” olabileceğine hiç ihtimal vermiyorlardı.

Türk milleti…

Hepimiz…

Devletimizi yönetenler ve yönetmek iddiasında olanlar…

Sınavdaydık ve bu sınavı başarıyla verdik.

Ancak bunun devamlılığı önemli.

Önümüzde daha zor günler var, bu zor günlerde de birbirimize sıkı sıkıya sarılmalıyız.

Bu konuda da en büyük sorumluluk iktidar partisine ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a düşüyor.

Muhalefet liderleri ve toplum; 15 Temmuz sonrası sorumluluk bilinciyle hareket etti, bunu devam ettirip ettirmemek iktidarın ve Erdoğan’ın elinde.

İktidar ve Erdoğan, eğer 15 Temmuz öncesi tutum ve üslubuna geri dönerse, bu birlik ve beraberlik ortamının, bu barış ortamının devam etmesi zor görünüyor.

Erdoğan ve iktidar; artık toplumun bütün kesimlerini kucaklamalı, kendisi gibi düşünmeyenleri, kendisini eleştirenleri düşman gibi görmemeli.

Hizmet ederken ve karar verirken adaletli olmalı.

Türkiye’nin en küçük hataya dahi tahammülü yok!

İyi bir hava yakaladık, bunu devam ettirmeliyiz.

Milleti kardeş kılma yolunda inançla, samimiyetle yürümeliyiz.

Hata yapan, yanar.

Hata yapan, hapı yutar.

Yan çizen, defterden silinir.

Düzgün yürümeliyiz…

Düşmanlara taviz vermemeliyiz…

Devleti oy kaygısıyla değil, doğru dürüst, belirli evrensel normlara göre yönetmeliyiz.

Tekrar ediyorum…

Şu anda bütün gözler Türkiye’nin üzerindeyken, siyasi parti liderlerinin “ortak manifesto” yayınlamaları çok önemli.

Bu manifesto yayınlanmalı ve bu manifestoda yazılanlar eksiksiz uygulanmalıdır.

Artık Türkiye’yi yönetenler ve yönetme iddiasında bulunanlar, kendi çıkarlarını ve partilerinin çıkarlarını değil, vatanımızın ve milletimizin çıkarlarını ön planda tutmalıdır.

Gün, birlik ve beraberlik günüdür.

Gün, derlenip toparlanma günüdür.

Gün, çalışma, üretme, artı değer yaratma günüdür.

Gün, ekonomik ve sosyal kalkınma günüdür.

Gün, ülkemizi ve vatanımızı yeniden yüceltme günüdür.

Gün, düşmanlarımıza gücümüzü gösterme günüdür.

Haydi Türkiye, elbirliğiyle bunu başaracağız!

Başka çaremiz yok!

Bu yazı toplam 1449 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim