• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Kocaeli : 3 °C
  • İstanbul : 6 °C
  • Sakarya : 3 °C

Lütfen!

Yılmaz Kırlı

 

Spor; yaratılmışların en şereflisi olan adem oğlunun, yaşamında ihtiyaç duyduğu en değerli ve de gerekli gördüğü bence, eğlencesi, oyuncağıdır, sizleri bilmem ne dersiniz ama benim görüşüm bu.

Hayatımızın her evresinde bilerek veya bilmeyerek, amatör veya profesyonel, bireysel veya takım halinde spor yaptığımızı hepimiz biliyoruz.

En şerefli olan insanların sporcu, taraftar, yönetici v.s tüm spora hizmeti emeği geçenlerin bu işten zevk aldıklarını mı zannediyoruz.   Asla…

Hani derler ya… “Eski çamlar bardak oldu”. O yıllar çok gerilerde kaldı.

Tüm renkler aynı salon ve tribünde kol kola maçımızı izler, birbirimizi kızdırır, önümüzdeki haftanın programını yapar, gelecek haftayı iple çekerdik.

Şimdi öyle mi ya…

Roma dönemindeki arenaları andıran, sadece isimlerle değil, stat ve salonlarımız. Birbirini boğazlayanların seyredildiği cinayetlere tanıklık edildiği gibi şimdi bizim “Arenalar!”a ilave bonuslar da veriliyor centilmen(!) seyirci ve taraftarlara. Aşağılayıcı pankartlar ağza alınmayacak küfürler, internet ortamında tweetler…

Bu işin sonu nereye varacak?

Bizleri yöneten seçilmiş ve atanmışlar çözüm üretmeli ve ne pahasına olursa olsun hayata geçirmeli.

Uygulanmayacak yasalarla gündem meşgul edilmemeli. 6222 ve kadın ile 12 yaş altı çocuklarla çare farklı uygulanabilir ve de acımasız olmalıdır.

 Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği (TÜFAD)’nin organize ettiği seminerde fair-play ile ilgili Cem hocanın dersinde bu konuda karşılıklı isteyen fikrini beyan etme fırsatı buldu. Hepsine saygı duydum. Farklı görüşleri buraya sığdırmak mümkün değil. Ben de söz aldım ve aşağıda kaleme aldığım görüşümü salonla paylaştım. Ama ne yazık ki arzu ettiğim elektriği maalesef alamadım.

Belki sizler beni anlar, gerçek centilmenliğin bizlerde de olabileceğine inanabilir, etrafınızdakileri inandırabilirsiniz. Salonda anlattığımın özetidir.

…Şems Mevlana hazretleri için yanıp tutuşuyor ve ona gitmeye karar veriyor. Ayak işlerini gören çömez Şems “Ben de seninle geleceğim” diye diretiyor. Şems “Sen benimle gelemezsin evlat” diyor. Bir gün sonra pazar yerinde Şems gitmeye hazırlanırken bir de ne görsün, çömez yanında. “Sen ne arıyorsun burada” diye çıkışıyor. Çömez “Ben de seninle geleceğim” deyince Şems o zaman “Şuradan bir şişe şarap al ve burada iç” diyor. Çömez şaşkın, “Ama el alem ne der?” diyor. Şems işte sen bunun için benimle gelemezsin. El alem değil, Allah ne der demediğimiz müddetçe bize centilmenlik haram maalesef. Avrupa ile aramızda çok açık. Birileri afedersiniz argo bir kelimeyle “malı götürüyor”, bizler de figüranlık yapıyoruz.

Necip Fazıl’dan bir şiirle bir dahaki yazıda buluşmak dileklerimle…

“Hasis sarraf kendine bir başka kese diktir.

Mezarda geçer akçe geçerse onu biriktir”. 

Bu yazı toplam 1253 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim