• BIST 104.123
  • Altın 145,814
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • Kocaeli : 9 °C
  • İstanbul : 19 °C
  • Sakarya : 9 °C

“Madem diklendin, dik duracaksın!”

M.Tanzer Ünal

-Doğru… Vallahi doğru…
Doğru söze ne denir?
Kim söylerse söylesin, Recep Tayyip Bey dahi söylemiş olsa, “doğru söz” karşısında şapkanı çıkaracaksın!
Diklenen kişi, dik durmasını bilmeli!
Veya…
Dik durmasını bilmeyen…
Dik durmasını beceremeyen kişi, diklenmemeli!
Bu kural, “kendini bilen” herkes için geçerli.
Sadece parti liderleri için değil…
***
Şöyle çevrenize bir bakın!
Şöyle ülkemizin belli başlı kişilerini gözünüzün önüne bir getirin!
Bizim meslek de dahil, değişik mesleklerin önde gelen isimlerini inceleyin!
Diklenip de dik durmasını bilmeyen, beceremeyen binlerce örneğe rastlayacaksınız.
Politikacı vardır… Hesap kitap yapmadan diklenir, bakar ki, tepki çok büyük, dik duramaz, çark eder.
Ele güne rezil olur…
“Tükürdüğünü yalamış”, durumuna düşer…
“Omurgasız” olduğu ortaya çıkar…
Bundan sonraki diklenmeleri, artık hiç dikkate alınmaz.
Bir defa “dik” duramadı ya, bundan sonra ağzıyla kuş tutsa, nafile…
***
Bazı yerel politikacı tipleri vardır.
Eserler gürlerler…
Fakat bakarlar ki, partisi başarılı olamadı, soluğu iktidar partisinde alırlar.
Onlar için parti önemli değildir.
Onlar için önemli olan, “güçlü parti” de yer almaktır.
Bilseler ki, yarın, atıyorum Komünist Partisi iktidar olacak, sabahın köründe bu partinin kapısında sıraya girerler.
Onların “diklenmesi”, menfaat diklenmesidir.
Bu nedenle zaten “dik durmaları” söz konusu değildir.
***
“Menfaat diklenmesi”, bizim meslekte de yaygındır.
Büyük gazete, küçük gazete…
Büyük gazeteci, küçük gazeteci…
Pek fark etmez…
Büyük gazeteci, diklenip dik duramamışsa, bilin ki, büyük götürmüştür.
Küçük gazeteci, diklenip dik durmamışsa, onun götürdüğü de küçüktür…
Küçük dediysem, öyle “ıvır zıvır” anlamayın!
Sanmayın ki, bu tetikçi gazeteciler, “çekirdek parası”na fit oluyorlar.
Diklenip de dik durmamanın bedeli, lüks bir araba olabilir.
Bazen bir jeep…
Her ay düzenli olarak zarfla gönderilen ödeme…
Bazı yan şirketlere kesilen yüklü faturalar…
Yerel yönetimlere iş yapan müteahhitler aracılığıyla menfaatlendirme…
Bunlar, zaten bilinen şeyler.
Basın ulusal çapta da, yerel çapta da büyük oranda itibarını kaybetmiştir.
Okur, her haberin, her makalenin altında “ekonomik ve siyasi menfaat” arar olmuştur.
Bir gazete, bir yerel yönetim aleyhine sürekli haber yapıyorsa ve gün gelip bu aleyhte yazılar “bıçak gibi” kesildiyse, bilin ki, bu işin altında “menfaat” vardır.
***
Tekrar başa dönersek…
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kabul etmek gerekir ki, “diklenip dik durmama” konusunda, kötü not aldı.
Hiç kimse, kendi partilileri de dahil, Kılıçdaroğlu’nun yemin konusunda “doğru” hareket ettiğini söyleyemez.
Kılıçdaroğlu, bu kadar basit bir konuda dahi, Erdoğan’a koz verdi.
Recep Tayyip Bey de bu kozu, allandıra ballandıra anlatıyor.
Döndürüyor çeviriyor kullanıyor…
Kılıçdaroğlu ile dalga geçmenin keyfini sürüyor…
İyi de…
“Diklenince, dik duracaksın” sözü, bu sözü söyleyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı da bağlar.
Acaba Recep Tayyip Bey, diklenince dik durabiliyor mu?
Bu konuda Erdoğan’ın karnesi zayıf.
Ama Başbakan Erdoğan’da öyle bir meziyet var ki, kendisinin kusurunu başkasında ön plana çıkarıyor.
O başkaları, yani rakipleri de ağızlarını açıp, gerektiği dozda bir şey söyleyemiyor.
Sonuçta, kamuoyu önünde Başbakan üstün görünüyor.
Siz, Erdoğan’ın diklenip de dik durduğu, bir konu biliyor musunuz?
En başta PKK konusu…
Bu terör örgütüne defalarca diklendi, ama hiçbir zaman dik duramadı.
“Şehitlerimizin kanını yerde bırakmayacağız” dedi…
“Ben olsaydım Apo’yu asardım” diye savurdu…
Şimdi terör örgütü ile müzakere halinde.
Terör örgütü, Türkiye’yi bölmek için keyfi nasıl isterse o şekilde hareket ediyor, ama hükümette dik duruş yok.
Sadece PKK konusu mu?
Füze Kalkanı konusunu hatırlayın!
Dik durmaya çalıştı…
Veya “dik duruyor” göründü…
Sonuçta önüne konulan protokolü imzaladı.
Ya Libya konusundaki “diklenme” gösterisine ne dersiniz?
“NATO’nun Libya’da ne işi var?” gibi sözlerle diklenmeye çalıştı, sonuçta
NATO ne dediyse onu yaptı.
Daha birçok örneği var.
Demek ki, kişiler bir şey söylemeden önce, aynanın karşısına geçip kendine bakmalıymış.

Bu yazı toplam 1301 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim