• BIST 106.843
  • Altın 142,635
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Kocaeli : 26 °C
  • İstanbul : 27 °C
  • Sakarya : 26 °C

Mahallenin kabadayısı…

M.Tanzer Ünal

Anlaşıldı…
“Suriye’yi dövme görevi” Türkiye’ye verilmiş…
Başbakan Erdoğan, Türkiye böyle bir taşeronluk üstlendi ki, ikide bir mikrofona çıkıp, “Sabrımızı taşırmayın haa!” deyip duruyor.
Bakın, Erdoğan’ın, Suriye ile ilgili kullandığı son cümleler aynen şöyle:
“Bugüne kadar birçok konuda, acaba halledebilir miyiz, acaba söylenenler yerini bulur mu, diye çok sabrettik. Ama artık burada da sabrın son anlarına geldik ve bunun için de bu süreç içinde salı günü (bugün) Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu’nu Suriye’ye gönderiyorum. Kendileriyle orada gerekli olan görüşmeleri yapacaklar. Bu görüşmelerde mesajlarımız artık kendilerine kararlı bir şekilde iletilecektir. Bundan sonraki süreç, verilecek cevaba ve uygulamaya göre şekillenecektir.
Çünkü biz Suriye konusunu bir dış mesele olarak, bir dış sorun olarak görmüyoruz. Suriye bizim bir iç meselemizdir. Çünkü bizim Suriye ile 850 kilometre sınırımız var. Akrabalık, tarih, kültür bağlarımız var… Dolayısıyla burada olanlar bitenler bizim asla seyirci kalmamıza fırsat vermez. Tam aksine oradaki sesleri duymak zorundayız, duyuyoruz ve tabii ki gereğini de yapmak durumundayız.”
Başbakan’ın sözlerinde anlaşılmayan bir taraf var mı?
Her şey son derece net…
Kısa adı BOP olan Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında, Türkiye’ye “mahallenin kabadayılığı” görevi verilmiş.
Dolayısıyla Recep Tayyip Bey de mahallenin kabadayısı…
Batı’dan aldığı talimatla, eski dostu Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı azarlıyor.
“Koltuğundan kalk! Rejim muhaliflerine iyi davran! Bu sana son uyarım, yoksa gelir fena halde pataklarım…”
Sonra şu ifadeye bakar mısınız?
“Suriye bizim iç meselemizdir…”
Allah Allah!
Türkiye, ne zaman Suriye’yi sınırları içine aldı?
Yoksa, bizim bilmediğimiz bir paylaşım yapıldı da, Suriye Türkiye’ye mi kaldı?
Sınır, akrabalık, kültür ve tarih bağlarımız varmış…
Bu bağların olması, bir ülkenin diğer ülkeye müdahalesi için yeterli mi?
Diğer komşu ülkelerin hangisi ile bu bağlar yok?
Irak, İran, Ermenistan, Yunanistan, Bulgaristan…
O halde onlara da müdahale edelim!
Eğer, bu bağlar var diye, biz başka ülkelere müdahale edersek, o ülkelerin de bize müdahale etmeleri, doğal hak olur.
Erdoğan’nın sözleri, kabul edilebilir diplomatik bir dil değil.
Böyle sözleri ancak “dünyanın jandarması, dünyanın kabadayısı” ABD ve onun başkanı Obama söyler.
Diğer devlet yöneticilerinin benzer sözler söylemesi, hadlerine değil.
Erdoğan, “Sabrımızı taşırmayın!” dediğine göre…
Anlaşılıyor ki, Suriye konusunda ABD’den “görev” almış…
Son uyarılarını yapıyor.
***
Sahi nereden çıktı Arap dünyasındaki bu ayaklanmalar?
Batı emperyalizmi, Sovyetler Birliği’ni parçaladıktan sonra, gözünü İslam dünyasına dikti.
İslam dünyasının zenginliklerini kontrol etmek istiyorlardı.
Senaryosu yazıldı, operasyonlar başladı…
Libya, Tunus, Cezayir, Suriye ve diğerleri…
Müdahalelerin gerekçesi hazırdı.
Tıpkı Irak’a olan müdahalede olduğu gibi…
İnsancıl…
Irak’ın gerekçesi, kimyasal tehdidi ortadan kaldırmak…
Diğerlerinin gerekçesi, diktatörlük yönetimlerini yok etmek…
Önce İngiltere Dışişleri Bakanı, konuştu:
“Suriye’ye müdahale düşünülebilir…”
Arkasından Başbakan Erdoğan:
“Son kez uyaracağız. Sabrımız taşıyor…”
Tamam da Türkiye, Suriye’ye neden müdahale etmek istiyor?
Ne yapmış Suriye?
Daha düne kadar, Recep Tayyip Bey ile Beşar Esad ,eşleriyle birlikte birbirlerine 5 çayına gidip geliyorlardı.
Hani aralarında, diğer bazı devletlerle birlikte “Ekonomik Birlik” kuruyorlardı.
N’oldu birdenbire?
Ne oldu da samimiyet, düşmanlığa dönüştü?
Türkiye’nin gerekçesi insancıl:
“Suriye Hükümeti, sivil halka karşı orantısız güç kullanıyor, insanlar ölüyor…”
Demek öyle…
Suriye’de yasal bir hükümet var mı?
Var…
Peki, bu karışıklığı çıkaranlar kimler?
Hükümete karşı silahlı mücadele yürüten terör grupları…
Demek terör grupları “masum halk” oldu haa!
Siz, Recep Tayyip Erdoğan olarak, Suriye’deki duruma böyle bakarsanız…
Terör gruplarına “masum halk” derseniz…
Birileri de çıkar, Türkiye’yi sorgulamaya kalkar.
“Türkiye’de sivil halkı katlediyorsunuz” deyiverir…
O çok güvendiğiniz Batı, gün gelir, aynı gerekçeyle bize de müdahale etmeye kalkar.
***
“Emperyal güç rolünü oynamak” Türkiye’ye hiç yakışmıyor.
“Yurtta sulh, cihanda sulh” çizgimize aykırı.
Ama iktidar bu çizgiden ayrıldıysa o başka.
Şunu unutmayalım:
Dış politika menfaat üzerine kurulmuştur.
Bugün Türkiye’yi Suriye üzerine kışkırtanlar, yarın bir bakmışsınız, Suriye ile kol koladır.
Bugün küserler, yarın barışırlar.
Suriye halkının yüzüne bakamaz oluruz.
Utanırız…
Türkiye’yi Suriye’ye müdahale ettirmek, bir tuzak.
Bunu görelim.
Senin başkalarının toprağında gözün olursa…
Başkalarının gözü de senin toprağında olur.

Bu yazı toplam 1198 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim